Öcalan’ın sosyalizm vurgusu önaçıcı

Haberleri —

4 Temmuz 2019 Perşembe - 00:00

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın mesajları geniş toplumsal kesimler tarafından tartışılırken, bu konuda bir değerlendirme de HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu’ndan geldi. Piroğlu, Öcalan’ın sosyalizm vurgusunun birçok konuda ön açıcı olduğunu dile getirdi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatları 8 yıl aradan sonra ilki 2 Mayıs’ta olmak üzere 4 görüşme gerçekleştirdi. Öcalan’ın gönderdiği mesajlar büyük yankı uyandırdı ve birçok çevre tarafından tartışılmaya devam ediliyor. 12 Haziran’da avukatlarıyla yaptığı görüşmede Öcalan, “Sosyalizmi esas aldığını, dogmatizme karşı inşayı geliştirdiğini, bu anlamda reel sosyalist anlayışlara karşı Ortadoğu bakış açısını çözüm odaklı ele aldığını” ifade etmişti. Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, Öcalan’ın mesajını değerlendirdi.

Kapitalizm karşısına geçmek gerek

Öcalan’ın sosyalizme vurgu yapmasının çok önemli olduğunu ifade eden Piroğlu, hem küresel hem de Türkiye ölçeğinde işçi sınıfının toplumsal ve ekonomik olarak bir yıkımla yüz yüze geldiğini vurguladı. Yeni bir dünyanın kurulması ancak ezilen halkların ve işçi sınıfının mücadelesiyle olacağını söyleyen Piroğlu, “Artık kimlik alanına sıkışmış ve buradan çıkamayan egemenlerin kendilerini var ettiği, ağır milliyetçiliğin, ırkçılığın, selefi anlamda dindarlığın belirleyici hale geldiği coğrafyada kapitalizmin karşısına geçmekten gerektiğini gösteriyor. Var olan kapitalist dünya, 1917’den sonra ayakta kalan ve dünya için büyük umut haline gelen sosyalist deneyimin yenilgisinin yol açtığı yıkım üzerinden kendini inşa ediyor ve kendi meşruiyetini de buradan sağlıyor. Sosyalizme yapılan eleştiriler aslında Marx’ın, Lenin’in tarif ettiği sosyalizmin dışında bürokratikleşmiş, militaristleşmiş, erkekleşmiş ve doğaya düşman hale gelmiş bir çeşit kapitalizmin tersten uygulamasına dönüşmüş bir sosyalizm anlayışı üstünden yürüdü. Bu hala devam ediyor” diye belirtti.

Kürt halkı olmadan demokrasi mücadelesi olmaz 

Reel sosyalizme yönelik birçok eleştirinin olduğunu kaydeden Piroğlu, sekterleşmemiş bir sosyalizm anlayışının artık hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye sosyalist hareketinin artık kendi kalıplarından, sekter bakışlarından kurtulup, ortak bir mücadelede bir araya gelmesi gerektiğini dile getiren Piroğlu, “Tabanda halk kitlelerinin ve devlet burjuvazisinin de çıplak bir şekilde gördüğü Kürt halkı, Kürt özgürlük mücadelesi olmadan Türkiye’de demokrasi mücadelesinin yürütülemeyeceği gerçeğini 23 Haziran’da bir kez daha ortaya çıktı. Bu mücadeleyi nasıl bir formüle çevireceğiz, aslında bunu tartışmak lazım. Buna dair adımlar atmak lazım” dedi.

Kürt hareketinin desteği olmadan iktidar olma şansı yok

“Üçüncü yol” ve “demokrasi cephesi” tartışmalarının bu açılımla paralel yürütülmesi gerektiğini ifade eden Piroğlu, şöyle devam etti: “Üçüncü yol çizgisiyle aslında tarif edilen egemenler arası çatışmada ezilen halkların, işçi sınıfının, yoksul halkların kendi cephesini örme çizgisidir. Burada HDP’ye kritik rol düşüyor. Fakat bu kritik rolün yerine getirilebilmesi için HDP dışındaki güçlere de çok büyük roller düşüyor. Hem 31 Mart hem de 23 Haziran seçimleri gösterdi ki Kürt özgürlük mücadelesi ve onun siyasi temsilcileri, bu ülkedeki siyasetin belirlenmesinde kilit roldedir. Bu saatten sonra Kürt hareketinin desteğini almadan bu ülkede iktidarlarını kurma şansları kalmadı. Binali Yıldırım’ı Diyarbakır’a götürüp Kürtçe konuşturan ağır bedeller pahasına 4 coğrafyada sürdürülen mücadelenin geldiği noktadır. Şimdi bunu görmesi gereken güçler bu ülkedeki demokrasi güçleridir. Devlet ve egemenler artık bunun farkında.”

Zaferi büyütmek zorundayız 

“Şuandan itibaren bize düşen ezilen halkların özgürce yaşayabildiği demokratik halk iktidarının kurulması için mücadeleyi derinleştirmektir” diyen Piroğlu, şöyle devam etti: “Saray’a karşı kazandığımız zaferi, Saray’ın yıkılmasına karşı büyütmek zorundayız. Saray’a karşı oluşan birlikteliği sermayenin ağır ve zülüm politikalarına karşı da derinleştirmek zorundayız. HDP demokrasi mücadelesinin ana yürütücülerinden birisidir. HDP’yi, Kürt halkını görmezden gelerek ne hak mücadelesi ne de demokrasi mücadelesi yürütülebilir. HDP’nin dışında kalan sosyalistler doğrudan sınıf temelli ortak bir mücadeleyi derinleştirebilirlerse yani HDP içinde Kürt halkıyla Türkiye ezilenlerinin, yoksullarının yakalamaya çalıştığı koordinasyon köprüsü haline gelebilirlerse HDP tarihsel rolünü oynayacaktır.”

Sosyalist hareketler Orta Sınıf kimliğine sıkıştı 

Sosyalist hareketin geçmişten günümüze Marksizm’i bir bütün olarak Avrupalı bakış açısından öte bir pozitivist bakış açısıyla, bir aydınlanmacı niyetle ele aldığını söyleyen Piroğlu, “Bunu ilericilik-gericilik ikilemine sıkıştırarak hayatı kurdu. Ezilen halkların hem kültürel hem de toplumsal bakış açılarını onların durduğu yeri görmezden gelerek, aslında onlara yukarıdan kendini dayatarak, yürümeye çalıştı. Bu yüzden de yoksul halklarla arasında hep sorun yaşadı. Sosyalist hareketler bir bütün olarak orta sınıf kimliğine sıkıştı. Türkiye’de yoksullardan oy alan iki parti var. Biri HDP’dir, diğeri AKP’dir. Oysa yoksulların asıl temsilcisi Türkiye yakasında sosyalist hareketlerdir. Ama sosyalizm perspektifini biz bu alanlara doğru derinleştiremezsek buradan yürüyemeyiz” diye konuştu.

Kürt halkı ortak potada birleştirdi

HDP’nin bütün kimlikleri bir çatı altında birleştirebildiğine vurgu yapan Piroğlu, “Ben çok seçim çalışmasına katıldım ve oradaki çıplak gerçek şuydu; dindarın, Kürdün, Alevinin, Ermeni’nin, sekülerin, orta sınıfın, yoksulun, işçinin ortak halaya durduğu yer HDP halaylarıdır. HDP bu zemini yan yana getirebilmiştir. Ortadoğu’nun bütün ülkelerinde yukardan aşağıya batıcı seküler hükümetlerin arkasından ne yazık ki sosyalist hareketler durdu. Bu yüzden de yoksul halklar kendi sorunlarını dile getirmek istediklerinde selefilerin arkasına geçtiler. Bunu kırabilen nadir hareketlerden birisi Kürt özgürlük hareketidir. Özgürlük hareketi kendi bulunduğu bölgede Kürt halkının sorunlarını çok rahat bir şekilde dile getirdi ve ortak bir mücadele de bunu birleştirdi. Yani batıdaki en seküler Kürdü de, işçiyi de, Kürdistan’daki meleyi (imam) de ortak bir mücadele içine aldı” diye belirtti.

 

İSTANBUL

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.