- Butlancılar, dün iktidarın hedefindeki HDP’lilerin tasfiyesinde oynadıkları rolün bir benzerini, bugün sözde “temiz siyaset” ve “arınma” adı altında kendi partilileri için oynuyorlar.
CİHAN DENİZ
'Mutlak butlan' ve sonrasında yaşananlar, Türk siyasetini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren bir karar olarak şimdiden tarihe geçti. Herkes, bu kararı kendi cephesinden yorumlayıp kendisi için ne gibi sonuçlar çıkabileceğinin hesaplarını yapıyor.
Bu kararın faili iktidar cephesi, özellikle de AKP, bir türlü çare bulamadığı toplumsal erime karşısında neredeyse tüm anketlerde birinci parti çıkan ana muhalefet partisinin kendi iç sorunlarıyla boğuşarak güçten düşmesini, hatta parçalanmasını ummuyor. MHP ve Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'akil insan' pozuna bir kez daha bürünerek sorunun daha fazla büyümeden çözülmesi için mesajlar veriyor.
Özgür Özel ve ekibi, bu karara karşı bir mücadele; parti tabanının da desteğiyle geri püskürtmenin çabası içindedir.
CHP'nin başına atanan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi ise kendilerine dönük tepkilerin bir kaç hafta içinde sönümleneceğini ve her şeyin unutularak “normale” dönüleceğini umuyor. Üstelik tam bir yavuz hırsız ev sahibini bastırır örneği sergiliyor. Bu karar, sanki demokrasinin ve yargının az da olsa işlediği bir ülkede alınmış gibi Özel’i ve dönemini suçluyor; “temiz siyaset” ve “arınma” mesajları verebiliyor. Parti tabanının, parti örgütlerinin ve partinin önde gelenlerinin çok büyük bir kesiminin derhal olağanüstü kurultay çağrısına ise kulaklarını tıkıyor. Toplumda en ufak bir inandırıcılıkları; partinin genelinde en ufak bir ağırlıkları ve destekleri olmadığından içinde bulundukları yönetememe halinin sonucu olarak da her gün daha da pervasızlaşıp hırçınlaşıyorlar.
Diğer muhalefet partileri ise sıranın kendilerine gelebileceği endişesini taşıyor.
Derdi demokrasi, özgürlük, barış olanlar açısından ise bu kararda günlük siyasi hesapların, sorunların çok daha ötesi ve derinindeki sorunlar önemlidir. Bu karar, aslında tüm sorunları ve çürümüşlüğü ile Türk siyasetinin bir fotoğrafıdır.
'Mutlak butlan' kararı, demokratik ilkelerin ihlalidir ve kesinlikle kabul edilemez. Bu karar, en başta Türk siyasetinde kirli ve gizli kapaklı ilişkilerin nasıl da hakim olduğunu gösteriyor. Bu kararla bir kez daha muhalif görünenlerin nasıl da aslında iktidar ile derin ilişkileri olduğunu gördük. Geri dönen kadroların, tüm yargılama süreci boyunca yıllardır CHP hakkında tek haber yapmayan iktidar medyasının ekranlarında inememesi, sözleriyle yargıyı yönlendirmesi, bu ilişkilerin bir ifadesidir. Aynı şekilde, iktidarın söylemlerini neredeyse kelimesi kelimesine benimseyen; iktidarın ağzıyla onların iddialarını tekrarlayarak Özgür Özel ve çevresindekileri hedef almaları da bir diğer göstergedir. Bunlar, iktidar ile kurdukları derin ve kirli ilişkilerin bir sonucu olarak Anayasa’ya aykırılığını kendilerinin de kabul ettiği 2016’da milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması kararında olduğu gibi, her kritik andaki hamlelerle iktidara hizmet ediyor. Anlaşılan, dün iktidarın hedefindeki HDP’li milletvekilleri ve siyasetçilerin tasfiyesinde oynadıkları rolün bir benzerini, bugün sözde “temiz siyaset” ve “arınma” adı altında kendi partilerindeki milletvekili ve siyasetçiler için oynuyorlar.
'Mutlak butlan' kararı, aynı zamanda bu coğrafyada iktidarların muhalefeti dizayn etme hedeflerinin son örneğidir. Kürt demokratik siyaseti ve sol partilerin değişmez kaderi olan parti kapatmalarını bir kenara bırakalım. Bugün yaşananlar, 1930’larda ciddi bir toplumsal desteği arkasına alan Serbest Fırka’nın iktidarın baskısıyla partiyi kuranlar tarafından kapatılmasının ne kadar uzağındadır? 2000’ler sonrasında mevcut iktidarın, kendisine rakip olarak gördüğü siyasi partilerin liderlerini transfer ederek bu partileri fiilen tasfiye etmesi, bugün yaşananların ilk adımları olarak görülmelidir.
Kararın ardında bir yandan ana muhalefet partisi fiilen işlemez kılınarak ama diğer taraftan da siyasete dönük bir umutsuzluk havası yaratılarak, toplumda bir şey değişmez algısı yerleştirilip yaklaşmakta olan seçimi kazanma hesapları vardır.
Fotoğraf oldukça karanlıktır. İşimizin ne kadar zor ve çetin olduğunu gösteriyor. Tüm bu kirli ilişkilere ve hesaplara karşı demokratik siyaset açısından bize düşen en temel görev, açıktır ki gerçek bir alternatif olmayı başarmaktır. Bunun için de ilk önce kendimize bakıp ne kadar bu fotoğrafın içindeyiz sorusunu sormak ve dürüstçe yanıtlamak gerekiyor.