Gülünç olmayın!
Geri çekilme kararı, Başkan Apo’nun “araçsal değil, stratejik rolüne” olan “ihtiyacı” gözünüzün içine sokmadıysa, siz artık iflah olmazsınız.
Şimdi biraz düşünelim:
BDP heyeti İmralı’ya gitmiş. Öcalan’la görüşme başlamış. Öcalan’ın ilk sorusu bana kalırsa şu olacak: “Neden durdurdular, yazılanların dışında ortada yazılamayacak kadar ciddi enformasyon ve iç sorun var mı?”
BDP bunu bilebilir mi? Vaktiyle yer altına zorlanmış her “örgütçü” bilir ki, böyle “enformasyonlar” örgütün en tepesinde az sayıda insan tarafından bilinir. Her “örgütçü” şunu da iyi bilir: Bir örgüt çok gizli ve hayati bir enformasyon aldığı zaman, bu bilgiyi karşı taraftan gizler. Çünkü örgütün aldığı enformasyonun ne olduğu ortaya çıktığı anda, bu enformasyonun hangi kaynaktan elde edildiği de ortaya çıkar.
Böyle bilgiler var mı, yok mu, ben bilemem. Ama bu durumda eğer gerçekten Kandil’in elinde ortaya dökülmesi mahzurlu bilgiler varsa, elbette Kandil bu bilgileri, Öcalan’la doğrudan paylaşmak isteyecektir. İmralı’da aleni dinlemenin olduğu bir yerde değil, “mahremin” korunabileceği bir yerde.
Bu ne demek?
Bu demek ki, Öcalan’ın sorduğu soruya yanıt alabilmesi için, birinci olarak Öcalan’ın Kandil’le görüşmesi gerekir. Bu görüşmeyi İmralı’da MİT’in kulağının dibinde değil, “böceklerden” arındırılmış güvenilir bir mekanda yapması icap eder. Ne de olsa henüz devlet PKK’yle, PKK de devletle “sırdaş“ olacak kadar “çözüm sürecinde adım” atmış değiller. Bir başka ifadeyle Öcalan’ın İmralı’da “gözünden akan yaş“ gibi, her şeyi şeffaf ve O, “şeffaflığın anti-tezi” olan MİT’le konuşuyor; Öcalan’da tek bir gizli “bilgi” yok, MİT ise “gizli bilgi küpü”…
Bu “tehlikeli eşitsizlik”tir. Her türlü “oyuna”, “hileye” açık bir durumdur. Öcalan bu “tehlikeli eşitsizlik” durumundan bir an evvel çıkarılmalı… Özetle, Öcalan’ın “neden durdular?” sorusuna yanıt alabilmesi için Öcalan’ın durumu “araçsal değil stratejik” rolüne uygun hale getirilmeli. Bu şart…
Örgütler “ailelere” de benzetilebilir. Her ailenin, dört duvar arasında kalması gereken “özel işleri, sorunları, kavgaları ya da hayalleri” vardır. Olabilir. KCK’nin de “başkalarının” bilmesini istemediği iç sorunları olabilir. Devletin de vardır. Ondan değil mi ki, Başbakan “evime böcek koydular” diye bağırıp duruyor…Belki “çekilmeyi durdurmanın” kimi çok hassas “iç nedenleri” vardır. Olamaz mı? Koskoca örgüt bu. Her şey olur. Olur da, KCK bu çok hassas bilgiyi Öcalan’a duyurma imkanına sahip değil. BDP’ye güvenebilir elbette. Ama onlar bu “iç bilgiyi” Öcalan’a nasıl duyuracak? MİT tepelerinde… Bu işin “teknik” bölümü.
Bir de “karşılıklı müzakere ve ikna” konusu var. Çekilmeyi durdurma kararı ve benzeri konular, bilindiği gibi “strateji”nin kendisi değil. Bunlar “stratejiyi” hayata geçirme konusunda alınan “ara” kararlar. Strateji Öcalan tarafından çizildi. “Çözümün silahsız yoldan elde edilmesi”. Sorun şu: Son gelişmelerden sonra, “geri çekilme” bu amaca mı, yoksa hükümetin “çözümü silahlı yoldan engelleme” planlarına mı hizmet etmekte? Bu konunun hem politik, hem de askeri ve örgütsel yanları olmalıdır. Sanırım öyledir. Bu durumda bu konularda, işi politik yanına mükemmelen vakıf olsa bile Demirtaş’la müzakere yeterli olabilir mi? Bayık’ın ya da Karayılan’ın, KCK yönetiminin bu konuda Öcalan’ı ikna etmesi ya da Öcalan’ın onları ikna etmesi elbette dolaylı yoldan mümkün olamaz. Burada ciddi konuşmalara, tartışmalara ihtiyaç olduğu açıktır.
Bu da eklendiğinde, “çekilmeyi durdurma” kararının Öcalan’ı boşa çıkarmak şöyle dursun, onun “araçsal değil, stratejik rolü”ne olan ihtiyacı en bön kafalara sokmak gibi bir sonucu olmalıdır. Ve Öcalan’ın koşulları, özellikle bu “durdurma”dan sonra, tam da bu “stratejik rolü” oynamasına uygun hale getirilmelidir.
Yani Öcalan yukarıda adı sayılan KCK yöneticileriyle doğrudan görüşmelidir.
Nerede?
İmralı’da mı?
Sanırım bu soruyu sorar sormaz Hükümet’teki Cingöz Recailerin gözleri parlamaya başladı. Ne diyorlar dersiniz? Şöyle bir şey:
“Biraz zor olabilir, mevzuat da pek uygun değil, ta Kandillerden buralara zahmet olacak ama, arkadaşlar hele Mudanya’ya bir gelsinler, icabına bakarız, ne de olsa çözüm sürecindeyiz, etle tırnak gibiyiz, kız almış kız vermişiz…”
Özetle bu çözüm süreci “İmralı’da”ki durum kökten değişmedikçe, “sona ermez” ama, bir türlü de “sonu gelmez…”
Öcalan’ın ‘stratejik rolü’ ve ‘durdurma’ kararı
Çekilmenin durdurulması yandaş medyaya bakılırsa “Öcalan’ı boşa çıkartmaymış”.