Damızlık Kızın Öyküsü ikinci kitabı, ilkinin yayınlanışından 30 yıl sonra yazarı Margaret Atwood tarafından duyuruldu. Edebiyat çevrelerinde heyecan yüksek. Atwood romanla ilgili ipucu vermezken, Offred’in özgürlüğüne kavuşup kavuşmayacağı merak konusu.
Kanadalı yazar Margaret Atwood ünlü romanı Damızlık Kızın Öyküsü’nün (The Handmaid’s Tale) devamını bugünün Amerikası’ndan ilham alarak tekrar yazacağını söyledi.
Bazı kitaplar okurun zihnini uzun süre meşgul eder, bazıları da yazarını. Damızlık Kızın Öyküsüher ikisini de başaran romanlardan.
Damızlık Kızın Öyküsü, ilk kez yayımlandığı 1985 yılından bu yana, yeniden basımlarla hep raflarda kaldı. Çeviri ve özel edisyonlarla milyonlarca insana ulaştı. Kitap, kadınlar üzerinde, özellikle de kadın bedeni üzerinde tahakküm kurmaya çalışan politikalardan bahsedilince ilk akla gelen referanslardan birine dönüştü. Lise müfredatından çıkarıldı, edebiyat bloglarında, kadınlar üzerindeki baskıyı kısa yoldan tarif etmek için bir şablon gibi kullanılmaya başlandı.
Diziyle birlikte popülerleşti
BBC’de yer alan habere göre, 1985 yılında yazılmış olan ve Amerika’da totaliter rejim altında yaşamaya çalışan bir kadının hikâyesini anlatan roman, 2017’de dizisinin de çekilmeye başlanmasıyla gittikçe popülerleşmişti.
Yazdığı bir mesajda Atwood şöyle dedi: “Sevgili okuyucular, bana Gilead ve onun iç çalışmaları hakkında sorduğunuz her şey bu kitabın ilham kaynağı. Evet, neredeyse her şey! Bir diğer ilham noktası ise bugün içinde yaşadığımız dünyanın ta kendisi.”
Devamı 10 Eylül 2019’da
Devam kitabının 10 Eylül 2019’da yayımlanacağı açıklandı. Kanadalı yazarın artık çoktan feminist bir külte dönüşmüş olan romanı, bu defa üç kadın karakterin ağzından anlatılacak. Atwood, Başkan Trump’tan bahsetmese de basına göre Damızlık Kızın Öyküsü; mizojiniye, kadın haklarını zayıflatan yasalara ve Trump’ın politikalarına karşı güçlü bir kadın direnişi olarak okunabilir.
Kitapta Offred tarafından anlatılan hikâyede; pek çok kadının askerlerle cinsel ilişkiye zorlanması, Gilead rejimi öncesi kimliklerinin yok sayılması ve kadınlara hiçbir hak verilmemesi anlatılır.
Roman, Offred’in bir yeraltı direniş grubu tarafından şehirden kaçırılması ve mücadeleye katılmaya karar vermesiyle sonlanır.
Okuyucular hâlâ Offred’in akıbetini merak ediyor. Offred özgürlüğüne kavuşabilecek mi yoksa yakalanacak ve cezalandırılacak mı?
En belirsiz roman sonlarından biri
İngiliz yayınevi Chatto&Windus’un yayımcılık sorumlusu Becky Hardie “Toplum olarak Margaret Atwood’a hiç bu kadar ihtiyacımız olmamıştı” dedi ve ekledi: “Offred’in özgürlüğüne kavuşmak amacıyla çıktığı yolculuk, Damızlık Kızın Öyküsü’nün edebiyat tarihindeki en belirsiz roman sonlarından biri olmasını sağlamıştır. Gilead rejiminde neler olduğunu öğrenmek için sabırsızlanıyorum ya da Atwood’un bu günler hakkında ne düşündüğünü ve ne söylemek istediğini de.”
İpucu yok
Atwood, Offred’in de yeni romanın anlatıcılarından biri olup olmayacağı konusunda okuyuculara ipucu vermedi.
Pek çok hayran, heyecanlarını bastırmakta zorlanıyor.
Kitap, 79 yaşındaki Atwood’un Shakespeare’den ilham alarak yazdığı, 2016 yılında yayımlanan Hag-Sed isimli kitabından sonra ilk kitabı olacak.
KÜLTÜR SERVİSİ
Feminist distopya mı?
Margaret Atwood Damızlık Kızın Öyküsü’nü yazma sürecini şöyle anlatıyor:
- Kitabı yazmaya 30 yılı aşkın bir süre önce, 1984 baharında başladım. O dönemde Batı Berlin’de yaşıyordum, Berlin Duvarı halen ayaktaydı. Kitabın adı ilk başta The Handmaid’s Tale değil, “Offred”di. İsminin ne zaman değiştiğini günlüğüme not etmişim. 3 Ocak 1985’te, neredeyse 150 sayfası yazılmışken. Kitap hakkında not ettiklerim neredeyse bundan ibaret. Bir önceki kitabım hakkında sayısız not tutmuşken, Damızlık Kızın Öyküsü’ne dair fazla not karalamamışım defterime.
- Damızlık Kızın Öyküsü sıklıkla “feminist distopya” olarak anılıyor. Ancak bu terimin doğruluğu tartışılabilir. Tam anlamıyla feminist bir distopyada, tüm erkeklerin kadınlardan daha fazla haklara sahip olması gerekir. Toplum iki katmandan oluşmalıdır: Hakim erkek sınıf ve toplumun dibindeki kadınlar.
- Oysa Gilead da pek çok diktatörlük gibi, piramit şeklinde yapılanmış bir hiyerarşiye sahip. Piramidin tepesinde, hem erkek hem de kadın bulmak mümkün; hiyearşinin üstlerine çıkıldıkça erkekler kadınlardan daha fazla yer kaplasa da. Piramidin dibinde de yine hem erkeklere hem de kadınlara rastlamak mümküm.
- “Damızlık kızlar” ise bu alt sınıflar içinde bir tür parya konumuna sahip. Doğurganlığa sahip olmak onlara özel bir statü veriyor. Belli özellikleri ile diğerlerinden ayrılan kölelere benzetilebilirler. Rejim katı bir Püritan ahlak kisvesi altında kurulduğundan, bu kadınlar bir zevk nesnesi olarak değil, işlevsel aracılar olarak görülüyorlar.
- Damızlık Kızın Öyküsü’nde biraz fazla iyimser davranmış olabilirim. Ancak 1984 gibi en karanlık edebi kehanetlerden birinde bile, insanlık için tüm kapılar kapatılmaz, kitap, rejim hakkında geçmiş zamanda yazılmış bir metin ile biter. Ben de benzer şekilde, “damızlık kız”ın geleceği için açık bir kapı bıraktım. Bana, romanda yaşananların yakın zamanda gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini soranlara, kitapta iki türlü gelecek tahayyülü olduğunu ve her ikisinin de başımıza gelebileceğini hatırlatıyorum.