Bafra T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 109 gündür açlık grevini sürdüren Mehmet Yıldırım, 2011’de tecride karşı bedenini ateşe verdi; 8 yıl içerisinde 4 kez açlık grevine girdi. 17 yaşında tutuklanan Yıldırım, 10 yıldır tutsak.

Amed’de annelerin devam eden direnişinden ayrılmayan annesi Hızal Yıldırım, Kürt çocuklarının henüz küçük yaşta direnmeyi öğrendiğini belirterek, şunların altını çizdi: Devlet vurdu, Kürt halkı direndi. Kürt gençleri canlarıyla direniyor.

 Kürdistan’da binlerce anne, ya çocuğunun yolunu gözlüyor ya görüş sıralarında bekliyor ya da toprağını okşuyor. Bizim çocuklarımız suç işlemediler; dilleri, tarihleri, inançları için mücadele etti ve etmeye devam ediyor.

Oğlum durmadı, hiç vazgeçmedi. Ben de onun anası olarak durmayacağım, susmayacağım. Her gün çıkacağım. Geri adım atmayacağız. Çocuklarımız direndikçe biz de direneceğiz. Bu zulüm elbet bitecek.”

“Çocuklarımız direndikçe biz de direneceğiz” diyen Hızal Yıldırım, 109 gündür açlık grevinde olan oğlu Mehmet Yıldırım’ın Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde 2011’de tecride karşı bedenini ateşe verdiğini, 8 yıl içerisinde 4 kez açlık grevine girdiğini söyledi.

Anneler, 23 gündür kendilerine yasak olan Koşuyolu Parkı çevresinde eylem yapıyor. Seslerini duyurmak isteyen anneler, polislerin tüm baskı ve yıldırma politikalarına rağmen bıkmadan usanmadan her gün saat 12.00’da bir araya geliyor. “Birlik olursak başarırız” felsefesiyle hareket eden annelerin sayısı da her geçen gün artıyor. 23 gündür sokakta direnen Hızal Yıldırım’ın oğlu Mehmet Yıldırım da 4 Şubat’tan beri açlık grevinde.

17 yaşında 16 yıl hapis cezası

 Hızal, 2009’da tutuklanan oğlu Mehmet’e 16 yıl hapis cezası verildiğini; Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde bulunduğu 2011’de tecride karşı bedenini ateşe verdiğini ve ardından Bafra T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildiğini hatırlattı. Hızal, oğlunun hala orada tutulduğunu ve 8 yıl içerisinde 4 kez açlık grevine girdiğini söyleyerek, Kürt çocuklarının henüz küçük yaşta direnmeyi öğrendiğini vurguladı.

Devlet vurur, biz direniriz

Hızal, şöyle devam etti: “Yıllardır katliamlar, sürgünler dışında bir şey yaşamadı bu halk. Devlet vurdu, Kürt halkı direndi. Hep böyleydi. Kürt gençleri canlarıyla direniyorlar. Kürdistan’da binlerce anne, ya çocuğunun yolunu gözlüyor ya görüş sıralarında bekliyor ya da toprağını okşuyor. Bizim çocuklarımız suç işlemediler; dilleri, tarihleri, inançları için mücadele etti ve etmeye devam ediyor.”

Anası olarak durmayacağım

 “Ben sadece Mehmet’in annesi değilim. Kürdistan’da dünyaya gelmiş, Kürdistan uğruna can vermiş, bedel ödemiş tüm gençlerin, çocukların annesiyim” diyen Hızal, şöyle sürdürdü: “Oğlum Amed’de olduğu süreçte bedenini ateşe verdi. Arkadaşları bulmasa şehit düşecekti. Oğlum bedenini ateşe verdikten sonra hastanede tedavisi bile bitmeden cezaevine götürüldü. Oradan da Bafra’ya sürgün edildi. Oğlum durmadı, hiç vazgeçmedi. Ben de onun anası olarak durmayacağım, susmayacağım. Her gün çıkacağım. Evde olsam ne olacak? Ev üstüme üstüme geliyor. Nefes alamıyorum. Bu dert sadece Hızal’ın derdi değil, tüm Kürdistan analarının, gençlerinin derdidir. Eğer tecrit kalkmazsa çocuklarımız ölecek. Çocuklarımız ölürse biz yaşasak ne olur? Her gün engelliyor, her gün saldırıyorlar. TOMA’larla etrafımızı sarıyorlar. Geri adım atmayacağız. Çocuklarımız direndikçe biz de direneceğiz. Bu zulüm elbet bitecek, o zaman nasıl bakacaklar yüzümüze? Hakkımızı helal etmiyoruz. Bizim canımızı yakanların da canı yansın.”

 

AMED

 
 

Oğlumun katılımına sevindim

   

Patnos Cezaevi’nde 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde olan Zahir Baran’ın annesi Şükran Baran, oğluyla gurur duyduğunu belirterek, “Çocuklarımız tüm baskıya karşı direniyor, direnmeye de devam edecek ama biz cenazeler çıksın istemiyoruz” dedi.

Zahir Baran, 8 yıllık tutsak. 4 yıl Diyarbakır Cezaevi’nde tutuldu, ardından önce Rize’ye, Rize’den de Patnos’a sürgün edildi. Anne Şükran Baran, “Açlık grevine girdiğini kendisi söyledi. Önce bahsetmedi sonra ben sesinden yorgunluğunu anladım. Açlık grevinde olup olmadığını sorunca açlık grevinde olduğunu söyledi. ‘Önderimiz üzerindeki tecrit devam ettikçe, üzerimizdeki baskı devam ettikçe açlık grevinde olacağız’ dedi. Onun bu sözlerine sevindim, gurur duydum. Oğlumun eylemini ve taleplerini destekliyorum” dedi.

Hiçbir şeyden korkmadıklarını vurgulayan Baran, şöyle devam etti: “Tecrit devam ettiği sürece ne biz ne de onlar özgür olacak. Bu yüzden onun iradesine saygı duyuyorum. Bu yolu sevmiş, bu yolu seçmiş. ‘Amacım budur, ben mücadele edeceğim’ diyordu. Ailesini değil, toprağını, vatanını düşünüyordu. Bizim oğlumuzdan yana başımız diktir. Gidip çok görmek de istemiyorum. Ne kadar dayansam da kahrolurum. Bunu saklayamayacak, ona yansıtacağımı biliyorum. Onun da morali bozulsun istemiyorum. Onların şu an morale ihtiyacı var. Çocuklarımız tüm baskıya karşı direniyorlar, direnmeye de devam edecekler ama biz cenazeler çıksın istemiyoruz.”