Mahfuz Aykaç’ın hikâyesi Kürt gençlerinin yaşadıklarını anımsatırken, özgür basın çalışmalarından dağlara uzanan yolculuğu 2011 yılında Siirt’te acılı bir aile dramı arkasında bırakarak sona erdi. 


Gazete dağıtırken taciz edildi

Siirt’te 8 kişilik Koçer bir ailenin çocuğu olan Mahfuz Aykaç, iki yılı aşkın süre Özgür Gündem ve Azadiya Welat gazetelerinin dağıtımını gerçekleştirdi. Ancak Aykaç’ın özgür basın çalışmalarının zorluklarıyla karşılaşması gecikmedi ve Siirt’te Rus Pazarı’nda dağıtım yaptığı sırada kolu polisler tarafından kırıldı. Bunun üzerine Mahfuz Akyaç da (Demhat Agir) özgürlük mücadelesinin kervanına katılmak için 2009 yılında dağın yolunu tuttu. 


Evdekilere zarar gelmesin

Aykaç, Siirt’te HPG saflarındayken 15 Temmuz 2011 tarihinde şehirde yapılan eylemlerden birinde kaldığı evin ihbar edilmesi üzerine evdekilere zarar gelmemesi için çıktığı sokakta çıkan çatışmada şehit düştü. Şehadetin ardından baba Methi Aykaç, hakkında açılan dava kapsamında “Örgüte yardım etmek” gerekçesiyle 15 yıl ceza aldı. 


Bu devletle nasıl barışalım?

Oğlunun halkının hakkını korumak için dağların yolunu tutuğunu söyleyen anne Muhsine Aykaç, bir taziye çadırı kuramamanın acısını yaşadığını dile getirdi. Anne Aykaç, “Oğlumu katlettiler, eşimi cezaevine soktular ve şimdi de bizden çatışmada ölen polis için para istiyorlar. Siz söyleyin ne yapalım? Bunlar yetmezmiş gibi engelli oğlumu zorla askere götürdüler. Zaten rahatsız olan oğlum daha fazla psikolojisini bozup, ‘askerlik yapamaz’ raporuyla eve yolladılar. Türk devleti, evimin 3 bireyini benden aldı. Biz bu devletle nasıl barışalım?” diye sordu. 

Yaşadıkları tüm acı ve katliamlara rağmen ağzından “barış” sözcüğünü eksik etmeyen anne Aykaç, “Kürt annesiyim. Onurlu davamızı, evlatlarımız olan Agit, Mazlum ve Demhatlardan öğrendik. Sömürgeci devletlere karşı evlatlarımız büyük fedakârlıklarla Şengal ve Kobanê savaşında halkı için canının siper etti. Kürdistan’ın neresinde düşmana karşı kazanılan bir zafer duysam oğlumun yaşadığını hissediyorum. HDP’nin barajı aşmasıyla da mutlu oldum. Ama Erdoğan’a lanet okumayı hiç bırakmayacağım. Onun hükümeti döneminde oğlum şehit düştü. Bunun hesabını soracağız.”


ENGİN EREN/DİHA/SİİRT