- Fransa'da protestoların boyutu, birçok uluslararası ana akım medya tarafından 68 Kuşağı’nın eylemleri ile paralellik kurmasına neden oluyor.
ALİ ARAYICI
Fransa'da eğitim sistemindeki sorunları protesto etmek için Eylül sonu sokağa çıkan lise ve üniversite öğrencilerinin eylemleri, çığ gibi büyüyerek devam ediyor. Öğrenciler, 13 Ekim'de ülke çapında geniş katılımlı bir yürüyüş gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Fransa'da parlayan bu kıvılcım, Belçika’da da karşılık buldu. Siyasi otoritenin, öğrencilerin taleplerini görmezden gelmesi ve polisin sert müdahalesi, uluslararası basının tepkisini çekmeyi sürdürüyor.
ABD'den Almanya'ya kadar dünya çapında tanınmış bazı uluslararası basın organları, Fransa’daki lise ve üniversite öğrencilerinin eylemlerini yakından takip ediyor. Yabancı basın organları, "yetersiz finanse edilen" bir eğitim sistemi, tam tükenmiş bir "Makronizm" ve hükümetin "felaket düzeyindeki gaddar" tepkisi arasında gidip gelen tespitlerde bulunuyor.
"Fransa'da öğrenci öfkesi sokakları dolduruyor" başlığını atan İspanyol El País gazetesi örneğinde olduğu gibi, uluslararası basın Fransa’da yaşanan lise ve üniversite öğrencileri hareketine gerçekten yoğun ilgi gösteriyor. El País gazetesine göre; 6 Ekim’de gerçekleşen —son on yılların en büyük öğrenci gösterisi— bu eylemlilik; on yıllık bir "Makronizm", kemer sıkma politikaları ve toplumsal parçalanmanın ardından pek çok kesimin yaşadığı bıkkınlığı ve isyanı yansıtıyor.
Le Pen’in zaferi endişesi
Lise ve üniversite öğrencilerinin eylemlerini körükleyen en önemli unsurlardan biri, Nisan-Mayıs 2027'de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aşırı sağcı, ırkçı ve faşist Ulusal Birlik Partisi (RN) lideri Marine Le Pen’in zafer kazanması ihtimaline duyulan derin bir endişe. Peki, bu seçimde lise ve üniversite öğrencilerinin sesi sandıkta yankı bulacak mı? Öğrencilerin eylemleri sayesinde, bazı gençler siyasete daha fazla ilgi duymaya başladı. Bu gençlerin önemli bir kısmı, önümüzdeki sene yapılacak başkanlık seçimlerinde ilk kez oy kullanacak. Henüz oy hakkı olmayan daha genç kitle ise sandıktan çıkacak sonuç konusunda büyük bir sorumluluk hissediyor. Taşınan pankartlarda, Le Pen’in Elysee Sarayı’na çıkma ihtimaline karşı yükselen çığlık, bu gençler ile yetişkin kuşağın bir kısmı arasındaki derin kuşak farkını ve geleceğe dair vizyon ayrılığını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
Anımsanacağı üzere; 6 Ekim 2026’da Paris’te düzenlenen gösteride, RN ve lideri Le Pen karşıtı sloganların yoğunluğu dikkat çekiciydi. Bu öfkenin, 13 Ekim’de yapılacak kitlesel eylemlerde de büyüyerek sürmesi bekleniyor. Gösterilerde öğrencilerin köhne okul binaları, öğretmen eksikliği ve Parcoursup sistemine yönelik tepkileri, en ön safta yer alacak. Şüphesiz tüm bu çığlığa, polisin uyguladığı aşırı ve orantısız şiddeti hedef alan sloganlar da eşlik edecektir.
Öğrencilerin sesine kulak verilmeli
Eylem yapan lise ve üniversite öğrencilerinin sesine kulak verilmesi gerektiğine dikkat çeken İsveç'in Dagens Nyheter gazetesi, hükümetin politikasını ve bu sürecin başlangıcından beri sessizliğini koruyan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un tavrını ve bilançosunu sert bir dille eleştiriyor. Stockholm merkezli gazetenin sütunlarında, "Macron cumhurbaşkanı seçildiğinde, Fransa'da toplumsal hareketliliği artırma sözü vermişti" ifadesi yer alıyor. Eşitsizlik ve elitizm ile ilgili sorunlar hâlâ daha varlığını sürdürüyor. Bu yayının başyazarı, "Öğrenciler sadece terbiyesiz ve şımarık çocuklar gibi yansıtılamaz" diyerek şu değerlendirmede bulunuyor: "Öğrenciler aşırı kalabalık sınıflardan, derslere uzun süredir gelmeyen yedek öğretmenlerden ve hatta bazı okullarda farelerin varlığından bahsediyor."
İngiliz The Guardian gazetesi, "Emmanuel Macron hükümetinin, öğrenci eylemlerine karşı verdiği yanıtın felaket derecede vahşi olmasından" duyduğu üzüntüyü dile getiriyor. Gazete, ihmalkâr liderleri hizaya getirmek için ders verir nitelikte bir üslup benimsiyor: "Siyasi otorite, kesinlikle öğrencilerin sesine kulak vermeli [...]. Eşi benzeri görülmemiş zorluklarla karşı karşıya kalan bir nesil, yetersiz finanse edilen bir eğitim sisteminden daha iyisini hak ediyor."
Gazeteye göre; eylem yapan öğrencileri dağıtmak için emniyet güçlerinin müdahalede "pek de itidal göstermemesi, her iki tarafta da kabul edilemez bir şiddet tırmanışına" yol açtı. Konuyla ilgili olarak, diğer bazı gazetelerde benzer şekilde; lise ve üniversite öğrencilerin eylemlerine yönelik, polis baskısından duydukları üzüntüyü ve rahatsızlığı dile getiriyor.
Polisin orantısız gücü
Yabancı basın, Fransız polisinin eylem yapan öğrencilere karşı orantısız güç kullanarak el bombaları ve kauçuk mermiler attığına dikkat çekiyor. ABD'nin New York Times gazetesi, son günlerde Fransız sokaklarında yaşanan şiddet olaylarına yer veriyor. Gazete, öğrencilerin düzenlediği eylemlere on binlerce kişinin katıldığını, göstericiler ile güvenlik güçleri arasında çatışmalar çıktığını ve polislerin 14 yaşındaki çocuklara karşı orantısız güç kullanmakla suçlandığını aktarıyor.
Manş Denizi'nin öbür yakasında ise İngiliz günlük The Daily Telegraph'ın gazetesi muhabiri, 6 Ekim’deki gösteri sırasında kendisini göz yaşartıcı gazların ortasında, kapana kısılmış halde bulduğunu anlatıyor. Muhabir, meşhur "Paris'teki Nation Meydanı'nda bulunan on binlerce insan gibi, kendisi de yoğun gaz bulutlarının arasında nefes almakta ve önünü görmekte zorlandı" ifadeleriyle durumu tasvir ederken, polislerin tüm çıkışları kapatmış olmasından da yakınıyor.
İtalya'nın çok okunan gazetelerinden Corriere della Sera ise en yaygın sloganı olan İtalyanca "Hepimiz antifaşistiz" atarak öğrenciler üzerindeki baskıyı kınıyor. Gazetenin muhabiri, durumu şöyle aktarıyor: "...Fransız polisi göstericilere karşı zaman zaman el bombaları ve plastik mermiler kullanıyor. Genç bir çocuğun elinin kopmasına, ikincisinin gözünü kaybetmesine, üçüncüsünün ise çenesinin ve dişlerinin kırılmasına yol açan 'ölümcül olmayan silahlar' bunlar."
“68 Kuşağı” ruhu
Lise ve üniversite öğrencilerinin, hem eğitim sisteminden kaynaklanan hem de kendilerine özgü sorunlarını dile getirmek için başlattıkları eylemlerde; radikal solcu Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) Lideri ve Cumhurbaşkanı Adayı Jean-Luc Mélenchon’un rolü, yabancı basında nasıl ele alınıyor? Uluslararası basının, eğitim sisteminin ve öğrencilerin sorunlarını görmezden gelip Mélenchon’u; bu eylemlerin arkasındaki tek kışkırtıcı olarak görmesi tam bir siyasi körlüktür.
Protestoların boyutu, birçok uluslararası ana akım medya tarafından 68 Kuşağı’nın eylemleri ile paralellik kurmasına neden oluyor. Nitekim, "Fransa 68 Kuşağı’nın isyanının bir tekrarını mı yaşıyor?" diye başlık atan Alman haftalık dergisi Der Spiegel buna birer örnektir. İsviçre gazetesi Blick ve İsveç gazetesi Dagens Nyheter, bu konuyu "68 Kuşağı ruhu ve esintileri" diye manşetlerine taşıdı. Der Spiegel dergisi, öğrenci eylemlerinin artık bir "kitle hareketine" dönüştüğünü yazıyor.
Bu bağlamda, çok sayıda gazeteci Mélenchon’un gençlerin öfkesini arkasına alarak Élysée Sarayı’na taşınmayı hayal ettiğini belirterek, şu soruyu yöneltmeye devam ediyor: "Yapılan bu eylemler, solcu bir ayaklanmanın başlangıcı mı, yoksa solun ayak sesleri mi?"
Der Spiegel'e göre; Fransa'da Z Kuşağı’nın başlattığı bu eylemler; eğitsel-kültürel ve siyasi taleplerin yanı sıra "kendisine karşı birleşmiş bir dünyada büyüyen bir kuşağın varoluşsal sancılarını da" yansıtıyor.