Kurumların yayınladığı bildiride, OHAL ile birlikte muhalif seslerin bastırıldığı ve büyük insan hakları ihlallerini birlikte getirdiği vurgulandı ve şu ifadeler yer aldı:

“Geçtiğimiz günlerde uzatılmış olan OHAL’in ilk üç ayı boyunca Türkiye makamları tarafından kullanılan kapsamlı, neredeyse sınırsız takdire bırakılmış yetkilerin, hukukun üstünlüğü ve insan haklarını koruyacak tedbirleri tehlikeye atacak olmasından gittikçe daha çok endişe duymaktayız.” 

Türk makamlarının OHAL’in ilk üç ayında hükümeti eleştiren çok sayıda muhalifi gözaltına aldığı ve tutuklandığına vurgu yapıldı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Adil yargılama tedbirlerinin ve işkence ile diğer kötü muameleye karşı hayati önlemlerin kaldırılması, insanlık dışı ve aşağılayıcı muameleye karşı uluslararası hukukun mutlak yasağını ihlal etme riski taşımaktadır. Uygulamada, bu hükümler, gözaltına alınanlara güvenilir delillerin sunulmadığı, dolayısıyla itiraz etmelerinin ya da insan hakları ihlallerine karşı hukuki yollara başvurmalarının engellendiği geniş kapsamlı göz altılara olanak sağlamaktadır. Bunun ışığında, OHAL ve ona bağlı hükümlerin 19 Ekim’den başlayarak 90 gün daha uzatılması aşırı derecede endişe vericidir. Bizler, ayrıca Türkiye’nin uluslararası ortaklarını, bilhassa Avrupa Birliği, ABD ve ilgili tüm uluslararası insan hakları kurumlarını Türkiye’de OHAL kapsamında gerçekleşen insan hakları ihlallerini aleni ve kesin bir şekilde kınamaya çağırıyoruz.”

OHAL’in derhal kaldırılmasını isteyen kurumlar, gözaltında işkence, dayak ve tecavüze varan uygulamalar hakkında güvenilir deliller topladıklarını yayınladıkları bildiride belirtti. 

Medyaya baskılar

Bildiride Türkiye’de muhalif medyaya yönelik baskılar da büyük yer tuttu. OHAL’in ilk 2 buçuk ayında, 150 medya organı ve yayın şirketinin kapatıldığı, 2 bin 300 gazeteci ve medya çalışanının işini kaybettiği, 19 Ekim 2016 itibariyle, en az 99 gazeteci ve yazar tutuklandığı vurgulandı. 

Basın ve ifade özgürlüğünün kısıtlanmasına ilişkin bildiride 

şu hususlar dile getirildi: “İfade özgürlüğü hakkı kullanılırken gözaltına alınan medya çalışanı sayısı 130’dur. Bu rakamlar, polis gözaltı merkezlerinde hali hazırda gözaltında bulunan veya Olağanüstü Hal sırasında gözaltına alınıp suçlanmaksızın serbest bırakılan diğer gazetecileri kapsamamaktadır. Olağanüstü hükümler ayrıca yurtdışına kaçmış veya gizlenmiş gazetecilerin aile üyelerine, onların pasaportlarını iptal ederek veya suçlanan kişi yerine onları gözaltına alarak rahatsızlık vermek amacıyla da kullanılmıştır. Gazeteciler ve medya çalışanlarına yönelik bu tip önlemler Türkiye’deki insanların, mevcut olaylar hakkında bilgi alma ve hükümeti sorumlu tutma hakkını da engellemektedir.”

Kurumlar son olarak da AKP’den bir an önce OHAL uygulamasına son vermesini istedi. 

Bildiriye imza atan kurumlar şu şekilde:

ARTICLE 19, Amnesty International (Uluslararası Af Örgütü), Human Rights Watch (İnsan Hakları İzleme Örgütü), PEN International (Uluslararası Yazarlar Birliği), Association of European Journalists (Avrupa Gazeteciler Birliği), Canadian Journalists for Free Expression (Kanada Özgür Gazeteciler Birliği), Committee to Protect Journalists (Gazetecileri Koruma Komitesi), Danimarka PEN, İngiltere PEN, Ethical Journalism Network (Etik Gazeteciler Ağı), European Centre for Press and Media Freedom (Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi), European Federation of Journalists (Avrupa Gazeteciler Federasyonu), Fair Trials, Almanya PEN, Global Editors Network (Global Editörler Ağı), Index on Censorship (Sansür Endeksi), International Media Support (Uluslararası Medya Desteği), International Press Institute (Uluslararası Basın Enstitüsü), IREX Europe, My Media, Norveç PEN, Norwegian Press Association (Norveç Gazeteciler Birliği), PEN America, Reporters Without Borders (Sınır Tanımayan Gazeteciler), İsveç PEN ve Wales PEN Cymru. 


 HABER MERKEZİ