
Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda toplanan Türk Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında OHAL’in 3 ay süreyle daha uzatılmasına ilişkin tavsiye kararı alındı. Kurul toplantısı devam ederken OHAL'in uzatılmasına ilişkin tezkere Meclis'e gönderildi.
Başbakanlık Tezkeresi, OHAL’in 19 Temmuz’dan geçerli olmak üzere 3 ay süreyle uzatılmasını öngörüyordu. Türkiye Meclisi Genel Kurulu'nda önceki akşam görüşülen tezkere kabul edildi. OHAL 3 ay daha uzatıldı.
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Allah’ın lütfu” olarak nitelendirdiği darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL, tüm muhalif kesimleri tutuklama, işkence ve işten atma kıskacına dönüştü. Bir yıl içinde çıkarılan KHK'ler ile on binlerce yurttaş işinden oldu, sayısız hak ihlali yaşandı. Hukukçular ve insan hakları savunucuları darbe girişiminin ardından geçen bir yılı ve OHAL uygulamalarını değerlendirdi.
Bu rejimi sürekli kılmak istiyor
Deneyimli hukukçu Mehmet Emin Aktar, AKP'nin bu rejimi sürekli kılmayı amaçladığını ifade etti. Bir yıllık süreçte de bu durumun görüldüğünü söyleyen Aktar, "Darbe girişimi başarılı olsaydı ne olacaktı? Parlamento lağvedilecekti, birçok insan gözaltına alınıp tutuklanacaktı, yerinden ve işinden edilecekti. Darbe gerçekleşmedi ama darbe gerçekleşmesi halinde gerçekleşeceği ön görülen olayların tümü fazlasıyla gerçekleşti" dedi.
Bunun ismi faşizmdir
Muhalif yayınların kalmadığını, ifade özgürlüğünden söz edilemeyeceğini; Kürt illerinde seçilmiş belediye başkanı bırakılmadığı söyleyen Aktar, "Kürtlere 'Siz seçme yeteneğine sahip değilsiniz' denildi. Bir OHAL'den çok yeni bir olağan hal rejimine geçmiş durumdayız. Bunun ismi literatürde otoriter bir rejimdir; faşizm veya diktatörlük olarak nitelendirebilirsiniz" diye konuştu.
16 Nisan'dan sonra devletin içinde şekil olarak var olan kuvvetler ayrılığının da ortadan kalktığını anımsatan Aktar, şunları söyledi: "Bir kuvvetler bütünlüğü sağlanmış oldu. Burada AKP yalnız değil. MHP'nin desteği var ama ulusalcı ve Kemalist kanadın da desteği var. Yasama da yargı da artık tek elden yürütülüyor. Böyle bir ülkede de artık demokrasi, hukuk devleti, adaletin gerçekleşmesi gibi kavramlardan söz etmek mümkün değil."
Hep olağan olmayan yönetim
Avukat Reyhan Yalçındağ ise Türkiye'nin devlet karakterini hatırlattı. "İttihat ve Terakki'den bugüne olağan olmayan bir yönetim anlayışı ve seçimle iş başına gelenler bir yana onlarla birlikte iktidarın içerisinde bulunma kaygısı güden yasaya ve hukuka aykırı çete örgütleri biliyoruz" diyen Yalçındağ, "Bir darbe başka bir darbe ile kapatılmak istendi. 3 ay derken OHAL sonsuza kadar da gidebilir. Bu sonsuza gitmenin içerisinde AKP'nin işine yarayacak her şey var" diye konuştu. Kürt siyasetçilerine yönelik tutuklamalar ve Kürt kentlerinde gerçekleşen yıkıma işaret eden Yalçındağ, Türkiye'nin kendi anayasası ve hukukunu da hiçe saydığını belirtti.
OHAL iktidar keyfiyetidir
İHD Amed Şube Başkanı Raci Bilici de OHAL'in "keyfilik" ile aynı anlama geldiğini söyledi. Bilici, "Kürt meselesi çözülmeden bu ülkede darbeler süreci bitmez. Kürt meselesini çatışma ve operasyonlar ile çözümünü temel alırsanız orada hukuk dışına çıkan türev ve yeni darbe süreçleri ortaya çıkar. Demokratik siyasetin önünü açarak ancak siz bu tür darbelerle mücadele edebilirsiniz. Şu anda uygulanan OHAL tamamıyla amacının dışına çıkmış durumda. İnsan hakları savunucularına, Kürt siyasetçilerine yönelim inanılmaz derecede artmış durumda. Siyasi iktidara çağrıda bulunuyoruz OHAL'in kaldırılması gerekir."
AMED
MGK yine tehditler savurdu
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanan MGK sonrası yapılan 7 maddelik açıklamanın 4'ünde Kürtler tehdit edildi.
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanan ve 6 saat süren Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrası yapılan 7 maddelik açıklamanın 4'ünde Kürtler tehdit edildi. Kürtlerle ilgili 4 maddesi şöyle:
"Bazı müttefik ülkelerin PYD-YPG terör örgütüne verdiği silah ve mühimmatın PKK terör örgütünde ele geçiriliyor olması, Türkiye'nin, bunların farklı isimler altında gözükse de aslında aynı örgüt olduğu konusunda ısrarla ortaya koyduğu ikaz ve itirazındaki haklılığını bir kez daha teyit etmiştir.
Güney sınırlarımıza yönelik Suriye ve Irak'tan kaynaklanan bir tehdidin tespiti ile taciz ve saldırı vuku bulması halinde, uluslararası hukuk çerçevesinde gereğinin yapılmaya devam edileceği, Türkiye'nin sınırları boyunca bir terör devleti kurulmasına asla izin vermeyeceği, PKK/PYD-YPG terör örgütlerinin, diğer bir terör örgütü DEAŞ ile mücadelesi ileri sürülerek meşrulaştırılamayacağı bir kez daha vurgulanmıştır.
FETÖ/PYD, PKK/PYD-YPG, DEAŞ başta olmak üzere tüm terör örgütleriyle mücadele kapsamında yurt bütününde uygulanan olağanüstü hal değerlendirilmiş; demokrasimizin, hukuk devleti ilkesinin ve vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin devamlılığını sağlamak üzere, olağanüstü halin uzatılması tavsiyesinde bulunulması kararlaştırılmıştır.
Irak Kuzeyi Bölgesel yönetiminin aldığı referandum kararının, hukuken ve fiilen uygulanamayacağı, bu teşebbüsün vahim bir hata olduğu ve istenmeyen sonuçlar doğuracağı belirtilmiştir. Irak'ın toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin muhafaza edilmesinin bölgede kalıcı istikrar, barış, güvenlik ve refah tesis edilebilmesine bağlı olduğu değerlendirilmiştir."
MGK'nin açıklamasının diğer 3 maddesinde ise 15 Temmuz devlet içi çatışma, Kıbrıs görüşmeleri ve Musul operasyonunun sonlanmasına ilişkin ifadelere yer verildi.
ANKARA