• Liseli Öğrenciler Sendikası (USL) ve Öğrenci Birliği (UE) gibi örgütler, 6 Ekim’de Fransa genelinde gösteriye hazırlanıyor. Öğrencilerin talepleri, “68 Kuşağı”nkinden farklı değil.
  • Hükümet, talepleri karşılamayıp şiddete başvurmayı sürdürürse öğrenci eylemlerinin giderek büyümeye devam etmesi ve tüm emekçileri kapsar hale gelmesi muhtemeldir.

ALİ ARAYICI

Fransa’da, Eylül'ün sonundan bu yana lise öğrencileri, eğitim ve öğretimde yaşanılan sorunları, büyük krizi ve kendi taleplerini dile getirmek amacıyla sokaklara indi. Protestolar başlangıçta, göçmen ailelerin (genellikle düşük gelirli, yoksul veya asgari ücretle çalışan) yaşadığı Paris’e yakın olan banliyölerindeki liselerde (özellikle de Créteil ve Saint-Denis’te) başlamış olsa da bugünlerde ülkenin dört bir yanına yayılmaya başladı.

Liselilerin eğitim koşullarının iyileştirilmesi talebiyle düzenledikleri eylemlere, 1 Ekim 2026’dan sonra üniversiteli öğrenciler de aktif olarak katıldı. Bu eylemler, asla genel bir öğrenci grevi değil. Bu, öğrencilerin eğitim kurumlarını savunarak, hem kurumların hem de kendilerinin sorunlarını dile getirdikleri bir eylem biçimi.

Neden isyan ediyorlar?

Bugün, lise ve üniversitelerde patlak veren öfke, sadece son yıllarda eğitim koşullarının eşi benzeri görülmemiş bir şekilde kötüleşmesinden ibaret değil. Sokaklara dökülen gençler, genel olarak maaşları dondurulmuş, kamu hizmetlerindeki gerilemeden muzdarip, hızla yükselen enflasyon ve enerji maliyetleri nedeniyle bütçeleri her zamankinden daha fazla sıkıntı yaratan, zorlukla ayakta durmaya çalışan Fransız vatandaşlarının çocuklarıdır. Bu öfkeyi besleyen hareketler, özellikle dar gelirli ve yoksul kesimlerin veya göçmen kökenli ailelerin yaşadıkları işçi sınıfı mahallelerinde bulunan; devlet okullarında biriken somut ve güncel sorunlar tarafından tetiklendi. Bu sorunlar arasında, en önemlileri şunlardır:

* Ciddi bir personel eksikliği: Öğrenciler, yerine yenisi atanmayan öğretmenlerin uzun süreli yokluğunun yanı sıra idari personel (müdür yardımcıları), sağlık personeli (okul hemşireleri) ve engelli öğrencilere eşlik edecek görevlilerin (AESH) eksikliğini de eleştiriyor.

* Altyapının bozulması: Gençler, birçok binanın bakımsız durumuna karşı protesto ediyorlar (hava koşullarına uygun olmayan binalar, elektrik kesintileri, sağlıksız tuvaletler, v.b).

* Sınıfların aşırı kalabalık olması: Bazı bölümlerin kapatılması veya kadro eksikliğinden dolayı sınıflarda öğrenci sayısının aşırı artmasına neden oluyor. Bu durumda öğretimin kalitesini olumsuz etkiliyor.

* Eşitsiz muamele: Yoksul halk kesimleri ile göçmenlerin yaşadığı Paris’in banliyölerinde başlayan isyan, daha avantajlı konumdaki şehir merkezlerindeki liselerle karşılaştırıldığında, muamele ve kaynaklar açısından büyük bir eşitsizliğe dikkat çekiyor.

Ne talep ediyorlar?

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un yönetiminin son aylarında, onurlu bir şekilde yaşama ve öğrenim görme imkânından başka bir şey istemeyen gençlere uygulanan aşırı şiddet içeren muamele; polis şiddeti, uydurma suçlamalar, binlerce öğrencinin zorla gözaltına alınması ve tutuklanmasından ibaret oldu. Liseli ve üniversiteli öğrencilerin en temel istek ve talepleri hükümet güçleri tarafından aşırı şiddet kullanarak karşılandı.

Lise öğrencileri tarafından düzenlenen ve yalnızca eğitim koşullarının iyileştirilmesini ve insani koşullarda eğitim görme imkânını talep eden protestolara, üniversite öğrencileri de destek verdi. Lise ve üniversite öğrencilerinin sendikal örgütleri olan Liseli Öğrenciler Sendikası (USL) ve Öğrenci Birliği (UE) gibi sendikalar, yapısal değişiklikler olarak şunları talep ediyor:

* Sektörün kaynak ve bütçesiyle ilgili olarak, ulusal gelirden Milli Eğitime Bakanlığına ayrılan bütçede büyük artışın sağlanması.

* Eski okul binalarının acil olarak yenilenmesi, tamir edilmesi ve faaliyete geçirilmesi.

* Gereksinim duyulan öğretmen açığının, süre kaybetmeksizin kesin olarak giderilmesi ve idari personelin derhal işe alınması.

* Sosyal sınıflar arasında ayrımcılık aracı olarak görülen, 'seçmecilik' sistemine derhal son verilerek kesin olarak kaldırılması.

* Öğrenciler için 'Mon Master' platformundaki seçme sürecinin eşitsizlik yarattığından dolayı kesin olarak sonlandırılması.

* Yükseköğretimde yabancı öğrenciler için (ayrımcı olduğu düşünülen) üniversitelere kayıt ücretlerindeki artışın kesin olarak kaldırılarak farklı ücret uygulamasına son verilmesi.

* Öğrencilerin maddi güvensizliğinin giderilmesi ve kampüs içinde yaşam koşullarının iyileştirilmesi.

Hükümet şiddete başvuruyor

Gerginlikler ve şiddet olayları, tırmanarak ülke geneline yayılıyor. Protestolar, lise çevresini aşarak şiddet olaylarıyla damgalandı. Sébastien Lecornu Hükümeti, bir günde yaklaşık 2 bin kişinin gözaltına alındığını ve 300’den fazla güvenlik görevlisinin yaralandığını bildirdi. Polis ile göstericiler arasında çatışmalar yaşandığında, şiddet kullananın her zaman ve yalnızca devletin kendisi oldu.

Hükümetin, lise öğrencilerinin hareketini daha başlangıçta bastırmak için seçtiği yaklaşım, sürekli olarak baskı ve şiddet yolunu seçtiğini açıkça ortaya koyuyor. İçişleri Bakanı Laurent Nuñez’un, bu konuda çok uzman biri olduğu iyi biliniyor. Zira kendisi, sarı yeleklilere ve emeklilik reformuna karşı çıkanlara yönelik aşırı baskıcı ve faşizan tutumuyla düzeni koruma planının mimarlarından biridir.

Bir haftadır kapatılan okulların çevresinde yaşanan bu olaylar kameraya alınıyor. Burada, üniformalı bir adam tarafından şiddete uğrayan bir genç kızın, acı çığlıklarına aldırış etmeden kızın koluna kelepçe takılıyor. Kol bandı olmayan, sivil ve resmi polisler tarafından hakaretlere maruz kalan, dövülen ve yere yatırılan gençler var. Başka yerlerde ise atlı polisler, dehşete kapılmış lise öğrencilerinin peşine düşüyor. Sonuç olarak yüzlerce yaralı ve binlerce tutuklama var.

Solun bileşenleri destekliyor

Lise ve üniversite öğrencilerinin protestoları, ülke geneline yayılarak sürüyor. Eylemler, geniş çapta istikrarsız bir ortamda ilerliyor. Bu bağlamda, protestoları engelleme girişimleri de yoğunlaşıyor. 1 Ekim 2026 itibarıyla liselerin önünde 900’den fazla protesto eylemi ve barikat kurulduğu kaydedildi. Paris, Lyon, Marsilya, Strazburg ve Rennes’deki kampüsler de dahil olmak üzere, yaklaşık 30 üniversite kampüsü tamamen durma noktasına geldi.

Bu arada, siyasi tepkiler hız kesmeden sürüyor. Başbakan, bu krize yanıt olarak bakanlıklar arası bir kriz birimi oluştururken, çevrimiçi danışma platformları aracılığıyla diyalog kurmaya çalışıyor. Merkez sağda Cumhuriyetçiler (LR), Ufuklar (H) ve Rönesans (R) gibi partilerin yanı sıra aşırı sağcı, ırkçı ve faşist Ulusal Birlik (RN) ve Yeniden Fetih (C) partileri; öğrencilerin taleplerini dile getirdikleri bu protestoları, terör eylemleri olarak nitelendiriyor ve karşı çıkıyor.

Sol blokun bileşenleri olan Boyun Eğmeyen Fransa (LFI), Sosyalist Parti (PS), Komünist Parti (PCF) ve Yeşiller’in (EELV) yanı sıra öğretmen ve işçi sendikaları, demokratik kitle örgütleri, Macron hükümetini öğrencilerin taleplerini ele alıp yerine getirmek yerine, şiddete başvurarak suçsuz öğrencileri gözaltına almak ve tutuklamakla suçluyor. Öğretmenleri, öğrencilerinin yanında yer aldıklarını bildiriyor ve taleplerini dile getirdikleri protestoları aktif olarak destekliyor.

Toplumsal bir patlamanın habercisi

Bu kuşak, COVID-19 salgını ve sokağa çıkma kısıtlamalarının olduğu bir dönemde yetişti. Bugün ise ay sonunu getiremeyen yoksul, dar gelirli ve göçmen kökenli ailelerin günlük yaşamını doğrudan etkileyen savaş ve küresel krizin arka planında, iklim değişikliğinin yarattığı endişe içinde yaşıyor. Bu gençlerin önemli bir kesimi, gelecekle ilgili bir projesi olmayan, umutsuz, karamsar ve ne olurum endişesi içinde yaşamaya tutunmaya çalışıyor.

24 Eylül'de açıklanan bütçe kesintileri, süper zenginlerin ve şirketlerinin ayrıcalıklarını korumak için Fransız halkını daha çok zor duruma sokarken, lise ve üniversite öğrencilerinin bu isyanı; toplumsal bir patlamanın habercisi olabilir. Hatırlanacağı üzere, Avrupa’nın birçok ülkesinde ve Fransa’da, hatta Türkiye'de “68 Kuşağı”nın ilk talepleri arasında; eğitimle ilgili sorunlar, özgürlük, eğitim-öğretimin karar alma süreçlerinde söz sahibi olma çağrıları yer alıyordu.

Bugün de lise ve üniversite öğrencilerinin talepleri “68 Kuşağı”nın dile getirdiği taleplerden hiç farklı değil. Liseli Öğrenciler Sendikası (USL) ve Öğrenci Birliği (UE) gibi örgütler, 6 Ekim’de Fransa genelinde büyük bir gösteri yapacak. Eğer, hükümet öğrencilerin bu taleplerini karşılamayıp polis şiddetine başvurmayı sürdürürse öğrenci eylemlerinin giderek büyümeye devam etmesi ve nihayetinde işçileri, emekçileri ve tüm çalışanları da kapsar hale gelmesi muhtemel görünüyor.