Gazetemiz Yeni Özgür Politika okurları ile buluştu. Okurlarımızın yoğun ilgi gösterdiği ve gelenekselleşen gecede “Bijî Berxwedana Zindanan” sloganlarıyla açlık grevi direnişleri selamlandı. Geceye katılan HDK Eşsözcüsü ve HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, AKP-MHP iktidarının faşizmine rağmen Kürt halkının direniş ruhumunu asla yitirmediğini söyledi.
NİHAL BAYRAM
Avrupa’da Türkçe ve Kürtçe yayın yapan gazetemiz Yeni Özgür Politika’nın her yıl düzenlediği dayanışma gecesi bu yıl Almanya’nın Gross-Gerau kentinin Bischofsheim kasabasında gerçekleşti. Gazetemizin 13. yılında düzenlediği dayanışma gecesine okurlarımızın ilgisi oldukça yoğundu. Açlık grevi direnişlerinin selamlandığı gecede sık sık ”Bijî Berxwedana Zindanan” sloganı yükseldi.
Gazetemiz yazar ve editörlerinden Aziz Oğur ile Leyla Acar’ın sunuculuğu yaptıkları gece Kürdistan şehitleri anısına gerçekleşen saygı duruşuyla başladı. Sahnede özgür basın şehitlerinin fotoğrafları yer alırken, Deniz Fırat ve Nûjîyan Erhan’ın fotoğraflarının yer aldığı ”Özgür Basın Şehitlerimizi Anıyoruz” pankartı asıldı. Açılış ardından gazetemiz adına açıklamada bulunan editörlerimizden Aysel Avesta, katılımcıları ve Kürdistan’ın, dünyanın dört bir yanında tecride karşı direnenleri selamlayarak konuşmasına başladı.
Bir arada olmamızı onlara borçluyuz
Gazete olarak direnişçilerin sesi olmaya devam edeceklerini dile getiren Avesta, ”Bugün bir arada olmamızı onlara borçluyuz” dedi. Halkın gücü ve desteği ile gerçeğin sesi olmaya çalıştıklarını belirten Avesta abone olunması çağrısını da şu şekilde dile getirdi: ”Daha güçlü ve nitelikli bir gazete için hepinizi gazetemiz Yeni Özgür Politika’ya güç vermeye, ‘her eve bir gazete’ ilkesinden hareketle abone olmaya, eleşiri ve önerilerinizle güçlendirmeye ve sahip çımaya çağırıyoruz. Bu sizin kurumunuz, onu yaşatacak olan sizlersiniz.”
Açılış konuşmasının ardından sahne alan Koma Zerdeştê Kal seslendirdiği parçalarla salona renk kattı.
Açlık grevi eylemcilerinden mesaj: Ayakta tutmak hepimizin görevi
Strasbourg’da 135 gündür devam eden süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemcilerinden Mustafa Sarıkaya geceye bir video mesaj gönderdi. Geceye katılan Kürdistanlıları ve dostlarını selamlayan Sarıkaya, özgür basın geleneğinin Kürt Özgürlük Mücadelesi içerisindeki rolüne vurgu yaparak, Yeni Özgür Politika gazetesinin önemine ilişkin şunları dile getirdi: ”Halkımızın ve insanların özgürlük arayanların, var olma mücadelesi yürütenlerin tümüne hitap edecek bir alan olduğunu, başka bir dünyanında olabileceğini gösteren bir ses oldu. Bu rolü hala da oynuyor. Dolayısıyla hem halkımızın hem insanlığın sesinin zinde tutulması bu sesinde bu dünyada var olabilmesi açısından rol oynayan böylesi bir yayın organını ayakta tutmak büyütmek hepimizin görevidir. Bu vesile ile başta halkımız olmak üzere tüm dostların sesi olan bu yayın organını giderek daha da büyütmek, geliştirmek, ulaştırmak gibi görevleri var. Bu vesile ile herkese böyle bir çağrıda bulunmak doğru olur: Sahiplenmelerini istiyoruz.
Aynı zamanda yıllardan beridir bu alanda ısrarla var olmak ayakta kalma mücadelesinde rol oynayan tüm emekçileride saygıyla selamlıyorum. Halkımız kendi mücadelesi ve değerleriyle yarattığı tüm değerleri sahiplenmesini bildi ve bilecektir. Bu değerlerden birisi kuşkusuz Yeni Özgür Politika gazetesidir. Dayanışma gecesini saygıyla selamlıyorum. Strasbourg eylemcileri olarak tüm emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Mücadele hayatlarında özgür basında ısrar etme direnişlerinde başarılar diliyoruz.”
Sarıkaya’nın konuşmasının ardından kitle alkışlar ve sloganlarla, açlık grevi eylemcilerini selamladı.
Umutsuz değiliz, çünkü haklıyız
Mustafa Sarıkaya’nın ardından sanatçı Mercan Erzincan sahne aldı. Seslendirdiği parçalarla beğeni toplayan Erzincan, ”Bizi birleştiren müziğimiz, halaylarımız” dedi.
Erzincan’ın ardından geceye katılan sanatçılardan Ferhat Tunç bir konuşma gerçekleştirdi. Son bir yılda Türkiye ve Kürdistan’da baskıların çok arttığını belirten Tunç, umutuz olmadıklarını ve bulundukları her alanda direnmeye devam edeceklerini vurgulayarak şunları ifade etti: ”Son bir yıl birçok sıkıntıların yoğun yaşandığı bir süreç oldu. Kendimiz olmaya çalıştığımız için, demokrasiyi, insan haklarını, özgürlüğü savunduğumuz için, Türkiye coğrafyasında yaşayan bütün halkların özgürlüğünü savunduğumuz için bizler ne zindanlarda ne de sürgünlerde yaşamayı asla hak etmedik. 35 yıldır sürekli olarak benzer sorunları dile getirmek zorunda kalıyoruz. Ve bugün sanki 12 Eylül döneminde yaşıyormuşuz gibi gittiğimiz her yerde, her platformda son 16 yılın AKP-MHP iktidarının ülkemize, insanlarımıza, demokrasiye yaptığı haksızlıkları ve ve yaratığı tahribatları dile getirmek zorunda kalıyoruz.
Bir araya gelirsek değiştirebiliriz
Türkiye’de iktidarın yarattığı tahribat kuşkusuz çok büyüktür. Bu 16 yılık hapis içerisinde şunu gördük ki, istersek bir araya gelebilirsek, bir ailemize sahip çıkarsak çok şey değiştirebiliriz. Ülkemizde gittiğimiz her yerde artık bir şeylerin değişmesi gerektiğini söyleyen insanlar ile karşılaştık. Ve eminim burada da benzer bir durum vardır. Ama şunu söylemek isterim ki, yine de eğer bir şeyler değişecekse, siyaset alanında daha güçlü bir şekilde çalışarak bunun mümkün olacağına inanıyoruz.”
AKP’nin 7 Haziran’dan sonraki en büyük yenilgisini aldığını dile getiren Tunç, 31 Mart’ta da ciddi şekilde yara aldıklarını, artık istedikleri gibi hareket edemeyeceklerini dile getirdi.
Açlık grevi direnişçilerini selamlıyoruz
Leyla Güven öncülüğünde devam eden açlık grevlerine de değinen Tunç şunları ifade etti: ”Bugün Türkiye’nin cezaevlerinde binlerce insan daha özgür, daha insanca yaşayayacağımız bir ülke için, bunun temel noktası olan tecridin kaldırılması için bedenlerini ölümlere yatırmış durumdalar. Leyla Güven arkadaşımız ve diğer arkadaşlarımızın görevi bu ölümlerin önlerinde geçmektir, onları yaşatmaktır. Ve bunu tecridin ortadan kaldırılması ile olacağını hepimiz biliyoruz. Bu açlık direnişi hepimiz için önemlidir. Açlık direnişi hepimiz için bir onurdur ve bu onura güçlü bir şekilde sahip çıkmamız gerekiyor. Leyla Güven arkadaşımızın şahsında zindanlarda olan binlerce tutsağa, yoldaşlarımıza, hevallerimize buradan sevgilerimizi yolluyoruz. ”
Tunç konuşmasından sonra ”Özgürlük Mahkumları” adlı parçayı katılımcılarla birlikte seslendirirken, ”Bijî berxwedane zindane” sloganı atıldı.
Leyla Güven’den selam
Ferhat Tunç’un ardından ise HDK Eşsözcüsü ve HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit söz aldı. Açlık grevi eylemcilerini ve etrafından örülen direnişleri selamlayan Koçyiğit, Leyla Güven’den ve eylemcilerin annelerinden selam getirdiğini söylemesinin ardından kitle ”Berxwedan Jiyane” sloganlarıyla selamı karşıladı. Tecridin kaldırılması için Leyla Güven öncülüğünde başlayan ve dünyanın dört bir yanına yayılan direnişlere değinen Koçyiğit, AKP’nin İmralı‘ya kilit vurarak savaşı ve çözümsüzlüğü derinleştirdiğini kaydetti ve devamında şunları belirtti: ”Kürt sorununu şiddet ile, savaşı ile, yok etmek istiyor. İşte arkadaşlarımız bunun için direniyorlar. Barışın sesi yükselsin diye, yaşamın sesi yükselsin diye. 7 Haziran’dan sonra AKP’nin yürüttüğü şavaş ve yarattığı şiddet ülke genelinde bir kaosa dönüştü. İmanları sermaye olmuş. Kıbleleri savaş ve şiddet olmuş. Türkiye’de insanlar aşsız, işsiz, ve geleceksiz. Neden? Çünkü AKP ve MHP iktidarda kalabilmek için sabah akşam din istismarı yaparak, en büyük yolsuzluğu, en büyük zararı ve en büyük şiddeti halka yaşatıyorlar.
Sessizliğe itiraz edelim
Onlar bizi, Kürtleri hiçe saydılar, siyasetimizi susturmaya, insanları açlık ve korku ile susturmaya çalıştılar. Demokrasiye giden her yolu tıkadılar. Ama biz kendi gücümüzü kaybetmedik, kendi direniş ruhumuzu asla yitirmedik. Ve şimdi o faşizan zihniyete, o diktatör zihniyete şunu açık ve net diyoruz ki: ‘Sen 31 Mart’ta bir tokat yedin. Bir tokat daha yiyeceksin, otur oturduğun yerde.’ Açlık grevi direnişi son aşamalarına yaklaşıyor ve bugün herkesin kendi sorumluluğu altında, herkes olduğu yerden bu mücadeleye katkısını sunacak. Avrupa’nın, AP, CPT’nin bu sessiz, bu kör, bu sağır haline sizlerin buradan açık itiraz etmeniz gerekiyor.”
Sahne oldukça renkliydi
Sonrasında sahneye çıkan Kürtçe gazetemiz editörlerinden Luqman Guldivû, Kürtçe sözlü edebiyatına ilişkin olarak uygulamalı bir sunum gerçekleştirdi.
Ardından sahne alan sanatçı Hozan Dino’ya ilgi oldukça yüksekti. Halaylarla sahneden ayrılan Dino’nun ardından değişik yöre ve lehçelerden Kürtçe şarkılar seslendiren Eleonore Fourniau yoğun alkış alırken, izleyicilere unutulmaz dakikalar yaşattı.