
19 yıl boyunca tüm mahallelinin gözleri önünde Mehmet Zeki Torun’un sistematik şiddetine maruz kalan Aslıhan Ertaş’ın öldürüldüğü 35 gün sonra fark edildi.
Wan’ın Elbak (Başkale) ilçesine bağlı Kavurgalı Mahallesi’nde yaşayan Aslıhan Ertaş (37) evli kaldığı 19 yıl boyunca sistematik şiddet gördüğü imam nikahlı eşi Mehmet Zeki Torun (46) tarafından öldürüldü. 13 Ocak’ta yaşanan olay sonrası zanlı Torun,’kasten adam öldürmekten’ tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Ölümü 35 gün sonra fark edilen Ertaş'ın yaşadıkları ise öldürülen binlerce kadının yaşadığı hikayeden farksız.
‘Ne de olsa kadın’
Ablasının yaşadıklarını anlatmakta zorlanan kardeşi Hikmet Ertaş, ablasının korkudan dolayı yaşadığı şiddete ses çıkarmadığını söyledi. Ertaş, “Biz 6 kardeştik, ablam en büyüğümüzdü. 19 yıl önce bu adam ablamı kandırarak köyüne götürdü. Evliydi ama benim ablamı imam nikahlı alıp kendine köle olarak götürdü. Annem ve babam hasta olduğu için elimiz yetişemedi, onu kurtaramadık bu adamın elinden. Evli kaldığı onca yıl boyunca onu hiç baba evine göndermedi, gün yüzü görmedi benim ablam. Gidişi de sahipsizdi ve öldürüldükten sonra da ‘ne de olsa bir kadındır’ diyerek karşı köyden bir adam gelmiş cenazenin yanına ve hastane morguna bırakmışlar” dedi.
‘Erkekliğimi göstereceğim’ dedi
Ablasının evlendiği ilk günden beri hep tehdit edildiğini ifade eden Ertaş, şöyle devam etti: “Ablamın çocukları olmadı. Bu adamın diğer eşinden çocukları başta olmak üzere herkes işkence ediyordu. O kadar çok eziyet gördü ki ablamın eski halinden eser kalmamıştı. Artık ona ne yapılsa tepki veremez hale gelmişti. Bu adam silah kaçakçılığı yapıyordu ve ne zaman jandarma köye gelse üzerindeki silahı ablama vererek suçunu onun üzerine atıyordu. Yıllarca ablama taş taşıttırdı. Hiç unutmam, birkaç yıl önce ablamı köy meydanında bir direğe bağlayıp üzerine köpekleri saldırtmıştı. En son duyduklarıma dayanamayıp geçen yıl köye gittim, ablamı bana vermesini istedim. Adam bana dönüp, ‘ben senin ablanı öldürerek erkekliğimi size göstereceğim’ sözleriyle beni tehdit etti. Gücüm yetmedi, çıkaramadım o köyden. Ablamı ne zaman arasak, korkudan ‘ben iyiyim, beni merak etmeyin’ diyordu.”
Ertaş, “Ablamı öldürdüğü gece bile beni arayıp para istedi, ‘Ablan rahatsızdır onu hastaneye götüreceğim’ dedi. Hem öldürmüş hem de bizi arayıp para istiyordu. Cenazeye ailesi bile sahip çıkmadan, karşı köyden bir adama verip hastaneye göndermişler. Otopside gördüm, kafasını ezerek öldürmüştü. Ne oradaki savcı ne de jandarma bize haber bile vermedi. Hastaneye gittiğimde her şeyi öğrendim. Savcı ifademi alıp cenazeyi aldığıma dair bir belge verip beni gönderdi" diye belirtti.
‘Bir satır dahi yazılmadı’
Wan’da öldürülen onlarca kadının gündeme dahi gelmediğine işaret eden Ertaş, şunları aktardı: “Türkiye’ye bakıyorum bir köpek kuyuya düşse günlerce gündem oluyor. Ama ablamın ölümüyle ilgili tek bir satır bile geçilmedi, kimse çıkıp bu kadın niye öldürüldü demedi. Bundan sonra tek isteğim, bu adamın hak ettiği cezayı almasıdır.”
Babasının uyguladığı zulmü anlattı
Mehmet Zeki Torun, 13 Ocak’ta katlettiği Aslıhan Ertaş’a ilişkin mahkemede verdiği ifadede eşinin evin damından tandırın üzerine düştüğünü ve bu şekilde hayatını kaybettiğini ileri sürdü, ancak olay günü yaşananlara şahit olan kızları Derya Torun ile Rukiye Torun babalarının verdiği ifadeyi yalanlayarak yaşananları anlattı.
Elbiselerini 3 kez yaktık
Aşırı agresif biri olarak tarif ettiği babasının 12 Ocak günü ahırda Aslıhan Ertaş’ı aşırı derecede darp ettiğini anlatan Derya Torun, annesinin vücudunda oluşan darp izlerini gördüğünü belirtti. Diğer günün sabahında babası Torun’un “Uyan uyan” diye bağırdığını, duydukları ses üzerine ablası Ruken’le birlikte ahıra gittiğini ifade eden Derya Torun, “Babam önce ‘bağırmayın ölmedi’ diyerek annemizi yere yatırdı ve kalp masajı yapmaya başladı. Sonra Aslıhan’ı odaya götürdük, babam kıyafetlerini çıkardı ve sobada yaktı. Sonra babam ‘bir banyo yaptıralım, belki kendine gelir’ dedi. Babam banyoda annemin yüzündeki izlerin geçmesi için çok fazla kese yaptı, sonra annemin yüzü kanamaya başladı. Annemin vücudunda çok fazla darp izi olduğu için babam fondoten, makyaj malzemelerini kullanarak yaraları kapatmaya çalıştı. Saçlarını kuruttuğunda saçlarında çok fazla kopma olduğunu fark etti ve saçlarını boyadı. Daha sonra banyoda saçlarını yıkadık, annem kustu, tekrar üzerini değiştirdik ve elbiselerini yine sobada yaktık. Aşırı kanamadan dolayı 3 kez elbiselerini yaktık” diyerek yaşanan dehşeti aktardı.
‘Gelen ambulansı geri çevirdi’
Babasının daha sonra da Ertaş’a kalp masajı yaparken ağzından çok fazla kan fışkırdığına dikkat çekerek, “Annemin yüzündeki kanlar durmayınca, babam unla yaraları kapatmaya çalıştı. Durumun kötüye gittiğini anlayınca ağabeyimi aradı, o da hastaneye götür dedi ama babam dinlemedi. Ağabeyimin çağırdığı ambulansı da yarı yolda geri çevirmiş. Sonra ağabeyime annemin vefat ettiğini söyledi. Ambulansın ikinci kez gelmesinden sonra çok tedirginleşti. Saat 12: 00 gibi ahıra gittiğimizde annem hareketsizce duruyordu, ölmüştü” ifadelerini kullandı.
Zanlı Torun’un diğer kızı Rukiye Torun ise aynı ifadeyi tekrar etti.
NİMET ÖLMEZ / DİHABER / WAN