Medeni KIRICI
Dünyada insanların seri ve ani ölümlerinin olduğu bir dönemde ölümü yazmak akıl karı değil; yazılanlar şimdilik ölümü öldüremeyeceği gibi ruh hallerimize ne katkı sunacağı takdirinize ait bir konu. Bu satırları yazarken ben de hepinizin ortalama ruh haline sahip hatta belki hepinizden daha çok ölümden korkan biriyim ve ben de her biriniz gibi potansiyel bir Koronavirüsü (Covid-19) adayı veya aday adayıyım.
Anne ve babalarımız bizleri rahme düşürdüklerinde her biri ayrı zevk anları yaşarken keyiflerine keder yaptıkları şey bizler için yeni bir mücadelenin başlangıcına evirdi bizi; dokuz ay sonra kendimizi ölümsüz denilen dünyanın kucağında bulduk. O gün bu gündür her birimiz çeşitli mücadelelerle hayatımızı sürdürüyoruz, her birimizin kafasındaki dünyalar farklı farklı olmasına rağmen dünyayı tanıdıkça karşısında hayret ve korkulara kapıldık. Korktukça ateşten, taştan, aydan, güneşten, gördüğümüz görmediğimiz korkular içimizi sardıkça, kafamızı kapladıkça korkularımız, inanılmazlara sürükledi her birimizi bilgi ukalalığımız, cahil kibrimiz. İnanç çeşitliliklerinde sınır tanımaz olduk, coştukça coştuk, tapınaklar, mabetler, çeşitli binalar, kapitalist tapınakları ve gökdelenler inşa ettik.
Ele geçirdikçe geçiresimiz geldi her şeyi inanılmaz bir saldırganlık dürtüsüyle; şimdi bunları ve hayalini kurduklarımız, sevdiklerimiz, ulaştıklarımız, ulaşmak istediklerimiz, ulaşamadıklarımız, hayata dair ne varsa bir film şeridi gibi elimizden kayıp gidiyor işte… Bu vb. korkular bizi daha da bir öldürüyor.
Elbette yaşadığımız her günü ölümü düşünerek geçiremezdik, ölümü ölümsüzleştirmenin tek yolu onu düşünmeden yaşamaktır; birçoğumuz gücümüzü bu görüşten alırız ve bu görüş bize güç, takat, dayanma azmi verir. Her birimiz bu rezervi her gün kullanırız, ayakta kalma dayanağımız bu düşüncedir.
Ölümsüzlük mümkün mü, ölümsüz canlı var mı kanaatimce her ikisi de var. Dünyanın tek ölümsüz canlısı olan Turritopsis Nutricula, okyanuslarda yaşar ve diğeriyse yeter ki muhafazakâr, siyasal iktidarlar seçilme kaynakları olan muhafazakâr, inançlı seçmenden vazgeçip iktidarlarını diğer tüm canlıların geleceğine tercih etsinler ve ihtiyaç olan yasaları çıkartsınlar. Örneğin, 1972 yılında İngiliz bilim insanlarının kurbağa embriyo çalışması. Kasım 1993’de ABD’li bilim insanlarının embriyoları ikiye bölerek ikizler oluşturmaya çalışması. Temmuz 1996’da İrlandalı bilim insanlarının ilk memeli hayvan koyunu kopyalaması. Temmuz 1998 Hawai Üniversitesi bilim insanlarının üç kuşaktan oluşan sağlıklı fareler klonlanması. Kasım 2001 ABD’de bir biyoteknoloji firmasındaki bilim insanları bir yumurta çekirdeğini yetişkin bir insan hücresinin çekirdeğiyle değiştirerek insan embriyosu klonluyorlar. Aralık 2001’de Teksas Üniversitesi bilim insanları ilk kediyi kopyalıyorlar; kedinin adınıysa CC koyuyorlar; yani “Copy Cat” Türkçesi kopya kedi. 2002-2004 Dr. Severino Antinori, Dr. Panos Zavos gibi bilim insanları bebek kopyalıyorlar. 2004’de Güney Koreli bilim insanları 30 insan embriyosunu klonlamayı başardıklarını söylüyorlar. Bu örnekleri çoğaltabiliriz; asıl sorun, bunların geliştirilmesi ve devam ettirilmesi devletlerin çıkartacağı yasalara ve onaylara bağlı olmasıdır. Örneğin Ağustos 2001’de ABD Başkanı Bush kök hücre çalışmalarına kısıtlı bir bütçe ve sınırlı tüp bebek embriyo çalışmasına onay veriyor.
Yukarda verdiğim birçok örnekte görüleceği gibi araştırmalar siyasal iktidarların çıkartacakları yasalarla ancak mümkün olabiliyor. Ne yazık ki, dünyadaki devletlerin inançlı muhafazakâr seçmen tabanlı olmayan iktidarlar neredeyse yok denecek kadar az; haliyle meydan, inançlı muhafazakâr seçmen destekli iktidarlara kalıyor. Onlar da iktidarlarını doğanın ve insanlığın ölümsüz aydınlık geleceğine feda edemezler; kendilerine olan sevdaları yukarıda saydığım araştırmaları ve gelişmeleri yasaklıyorlar. ABD ve benzeri ülkeler insan klonlamayı çeşitli inanç ve muhafazakâr gerekçelerle yasakladılar; çünkü geleceğin dünyasında ikisinin aynı anda bir arada yaşama olanakları yok, birinin elenmesi gerekir. Şimdilik inanç ve muhafazakâr gelenekçi temeli siyasal iktidarlar her ne kadar galip görünseler de Covid-19 sonrası dünya seçmen değerlendirmeleri onların lehine olmayacak. Onların inanç temelli muhafazakâr dayatmaları ve politikaları iflas edecek, yerlerine teknik ve bilim ikame edilecek, teknik yönetişimli bilimsel, siyaset esaslı dünyaya evirilecek.
Bu ve benzeri sayısız tespit ve sebepten Covid-19 vb ölümlerden artık korkmuyorum; çünkü o güzel gücü bilime olan inancımdan alıyorum, Covid-19’dan ölürsem bilime onay vermeyen tüm iktidarlardan davacı şerhimi düşerek huzur içerisinde öleceğim. Sağ kalırsam da bu işin sonuna kadar mücadelecisi olacağım ve onları sayısız insanın ölümünden sorumlu tutacağım, en önemlisi peşlerini bırakamayacağım şüpheleri olmasın. Dileğim bu son Covid-19 vakasıyla seçmende aklını başına alır, kuru muhafazakâr inançlarını bir kenara bırakıp neyin yararlı neyin zararlı olduğunu öğrenmiş olsunlar. Dünyamız asla eskisi gibi olmayacak, toplumsal zihinsel sıçramalar bahar kardelenleri gibi soğuk karı yırtıp başlarını kaldıracak. Yetersiz, gereksiz, fuzuli muhafazakâr inanç temelli iktidarların bize çıkarttıkları ölüm fermanlarını yırtıp atacaklar ve ölümü ölümsüzleştirerek doğayı, çevreyi ve insanlığı bu acımasız barbarlardan kurtarıp yepyeni bir dünya yaratacaklar.