Van F Tipi Cezaevi’nde MLKP davasından tutuklu Kadir Karabak ve Esat Naci Yıldırım’ın maruz bırakıldıkları hak ihlallerini protesto etmek amacıyla başlattıkları ölüm orucu eylemi, 70. gününe girdi. Şimdiye kadar yapılan görüşmelerde sonuç alamayan Karabak ve Yıldırım’ın sağlık sorunlarının giderek kötüleştiği belirtildi. Kadir Karabak’ın eşi Türkmen Karabak, ölüm orucu süresinin çok uzadığını, bu nedenle endişelerinin gün geçtikçe daha da arttığını belirterek, ”Kendisiyle son görüşmemizde sesi çok yorgun geliyordu ve 23 kilo verdiğini söyledi. Sağlığıyla ilgili bir bilgi alamıyoruz. Son görüşmemizde sağlık durumunu sorduğumda ‘iyiyim’ deyip geçiştirdi ve bana, ‘bir savcı bizimle görüştü ama görüşmemiz hiç iyi geçmedi’ dedi. Cezaevi yönetiminin geri adım atmayacağı yönünde bir algı var. Hatta avukatlar, cezaevi müdürü ile yaptıkları görüşmede Van’ın pilot cezaevi seçildiğini ve uygulamaya devam edeceklerini söyledi. Cezaevi yönetiminin, eşim ve Esat Naci Yıldırım’ın bilinçlerini kaybettikten sonra onlara müdahale etmeyi planladıklarını düşünüyorum” diye konuştu. Endişeli bekleyiş Eşi ve Yıldırım’ın, en doğal haklarını talep ettiklerini söyleyen Karabak, şöyle devam etti: ”Cezaevinde bulunan bir psikolog, bir süre önce benimle görüştü ve eşimi ikna etmemi söyledi. Ben de onlara ‘eşimin taleplerini kabul edin, kendileri zaten bu ölüm orucunu bırakırlar’ diye cevap verdim. Bana; ‘cezaevi havalandırmalarının üstü kapanmayacak’ denildi son 2 aylık uygulamada tam tersi oldu. Zaten birkaç gün önce ödenek geldiği takdirde tüm cezaevi havalandırmalarının kapatılacağı söylemleri basına yansıdı. Yani bundan da anlaşılıyor ki uygulama devam edecek. Eşim ve arkadaşı da uygulamalar bitirilmeyene kadar ölüm orucu eylemlerini sonlandırmayacaklarını söylüyor. Biz ailesi olarak da endişeli bir şekilde bekliyoruz.” Ölüm orucu şu an bitirilse dahi eşi ve arkadaşının ağır sağlık sorunları yaşayacağını belirten Karabak, ”Aklım onlarda ve ne olacağını bekliyoruz. Eşime bir şey olursa müdahale edemeyecek durumdayız. Çok can sıkıcı bir durum yaşıyoruz. 2 çocuğum var ve ancak 6 ayda bir görüşe gidebiliyoruz. Kısa bir süre sonra görüşe gideceğiz, ama görüş olur mu olmaz mı ya da o görüşmede bizimle konuşabilecek mi, çocuklarım nasıl etkilenecek bilmiyorum” diye konuştu. VAN
 

743 çocuk anneleriyle cezaevinde

ESRA SOLİN DAL MA/AMED Mevcut yasalar uygulanmadığından yüzlerce çocuğun anneleriyle birlikte cezaevlerinde kaldığını hatırlatan İHD yöneticisi Av. Ercan Yılmaz, yetişkinlerle aynı hak ihlallerine maruz bırakılan çocuklarla ilgili bir çözüm üretilmesi için siyasi partiler ve Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nu görev çağırdı.  Hak ihlalleriyle sık sık gündeme gelen cezaevlerinde 16 Kasım 2018 itibarıyla 260 bin 144 kişinin bulunduğu Adalet Bakanı Abdulhamit Gül tarafından açıklanırken, İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 2018 raporuna göre, 743 çocuk anneleriyle birlikte halen cezaevinde tutuluyor. Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin Mart 2018’de yayınlanan Ocak- Aralık 2017 raporunda, Türkiye’de doğumundan bir süre önce ya da hemen sonra tutuklanan kadınlar olmasının endişe verici olduğu kaydedilerek, 600’e yakın kadının küçük çocuklarıyla tutuklandığı belirtiliyor. Konuya ilişkin konuşan İHD Diyarbakır Şube yöneticisi Av. Ercan Yılmaz, işlemedikleri suçlardan dolayı anneleriyle birlikte cezaevinde kalmak zorunda bırakılan çocukların her türlü hak ihlallerine maruz kaldıklarını belirtti. Çocuklara gıda verilmiyor Cezaevlerinde kalmak zorunda kalan çocukların yaş gruplarının genelde 0-6 yaş olduğunun bilgisini paylaşan Yılmaz, “Bilindiği üzere 6 yaş gurubu ve altı, çocuğun hem zihinsel hem fiziksel gelişim çağıdır. Bize gelen bilgiler de gerekli olan besin yardımından faydalanamadığını gözlemledik. Özelikle cezaevi komisyonumuzun yaptığı görüşmelerde annelerin en büyük şikayeti cezaevlerinde çocuklar için özel bir besin kaynağının bulunmamasıdır. En temel ihtiyaçları, süt ve ek gıdalar gibi besinler çocuklara verilmiyor. Tutsaklara çıkan yemek neyse çocuklar da onu yemek zorunda kalıyor. Koğuşlarda 25 kişi ile birlikte 3 çocuk varsa, o çocuklar hesap edilmeden sadece 25 tutsağa yemek veriliyor ve anne yemeğini çocuğuyla paylaşmak zorunda kalıyor” şeklinde konuştu. 0-2 yaş grubunda olan çocuklara mamanın verilmediğine dikkat çeken Yılmaz, Adalet Bakanlığı, Meclis ve ilgili kurumlarla gerekli yazışmaları yaptıklarını, ancak verilen cevapların gerçekten uzak ve tatmin edici olmadığını ifade etti. Her şeyin tanığı ve mağduru Yine çocukların eğitim alanlarının neredeyse yok denecek kadar az olduğuna sözlerine ekleyen Yılmaz, “En başta çocuğun orada bulunmaması gerekiyor. Anneleriyle aynı koşuta kalan çocuklar, her sabah yapılan aramalara da, her sabah dayatılan askeri nizam ve içtimaya şahit oluyorlar. Anneleriyle aynı yatakta kalıyorlar. Cezaevinde yaşanan tüm hak ihlallerine birebir kendileri şahit oluyorlar ve aynı zamanda mağduru oluyorlar” dedi. Cezaevlerinde kalmayabilirler İnfaz erteleme veya ev hapsi gibi uygulamalarla bu hak ihlallerinin önüne geçilebileceğini aktaran Yılmaz, şöyle devam etti: “Bu durumda olan anneler için Türk ceza mevzuatı adli kontrol tedbirlerini, kanun içerisinde bulundurmuş. Adli kontrolde, tutuklanma durumunun olmadığı, ceza kesinleştiği zaman hükümlü kalmasını engelleyecek özel durumları olan kişiler için uygulanabilecek tedbirlerdir. Bu adli kontroller içerisinde yurt dışı yasakları var, elektronik kelepçe var. Haftanın beli günlerinde karakola gidip imza atma şeklinde adli kontroller var.”   Dışarıya uyum sorunu Çocukların cezaevinde birkaç ay kaldıktan sonra dışarıya uyum sağlayamadığını belirten Yılmaz,  annelerin en büyük şikayetlerinde birinin de bu olduğunu ifade etti.  Cezaevlerindeki çocukların 6 yaşına kadar anneleriyle kalabildiğini, daha sonra baba ve en yakın akrabalarının yanına gönderildiğini aktaran Yılmaz, bakacak kimseleri olmayan çocukların da devlet yurduna alındığını söyledi. Mahkemelerin ve Adalet Bakanlığı’nın bu konuda bir çalışma yapası gerektiğini dile getiren Yılmaz, bu çocuklarla ilgili bir an önce bir çözüm üretilmesi için bütün siyasi partiler ve Meclis İnsan Hakları Komisyonu’na çağrıda bulundu.
 

Antep Cezaevi’nde tek sıra dayatması

Antep L Tipi Cezaevi’nde tutuklu Ömer Erin, 12 Eylül askeri darbesi döneminde yaşanan havalandırmada tek sıra dayatmasına maruz kaldıklarını aktardı. Antep L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu Ömer Erin, yaşadıkları hak ihlallerini gönderdiği mektupla anlattı. Yoğun tutuklamalarla birlikte ülkedeki var olan krizin cezaevine yansıdığını belirten Erin, hak ihlallerini şöyle sıraladı: *  2 buçuk yıldır tutukluyum. Benimle aynı durumda olan 50 tutuklu var. *  14 kişilik koğuşta 24 kişi kalıyoruz. 14 ranza var, 10 arkadaş yerde yatıyor. * Aile görüşü sadece yarım saat. *  Odalarımız basılıyor, dağıtılıyor, defterlerimize el konuluyor. *  12 Eylül’deki gibi havalandırmaya çıktığımız zaman askeri düzen olan tek sıra dayatmalarına maruz kalıyoruz. * Yersiz ve sebepsiz disiplin soruşturmaları açılıyor, cezalar veriliyor. * Koğuşumuzda bulunan banyo ve lavaboların kapıları da dahil tüm kapıların kolları hiçbir gerekçe gösterilmeden söküldü.