Cezaevlerindeki açlık grevi 35'inci güne girerken, insan hakları savunucuları eylemin ölüm orucuna dönüşmesinden endişeli. Türk Tabipler Birliği(TTB) cezaevlerinde tutsakların durumunu tetkik için Adalet Bakanlığı'na başvurdu. Aileler de bugünden itibaren dönüşümsüz eylemlilik başlatacak.
Türkiye ve Kürdistan cezaevlerindeki tutsakların Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a özgürlük ve anadil önündeki engellerin kaldırılması talebiyle başlattıkları açlık grevi 35'inci gününde. 12 Eylül'de başlayan, 40 cezaevinden yaklaşık 400 tutsağın katıldığı süresiz dönüşümsüz açlık grevine dün itibariyle PKK ve PAJK'lı tutsakların bulunduğu tüm cezaevleri katıldı. Cezaevlerindeki tutsaklar açlık grevine gruplar halinde dahil olacak.
Şekerli ve tuzlu su ile beslenen mahpusların B vitamini alması gerekiyor; ancak alıp almadıkları teyit edilemiyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) Başkanı Öztürk Türkdoğan, açlık grevinin ölüm orucuna dönüşmesinden endişe ettiklerini belirterek, tutsakların taleplerinin bir an önce dikkate alınması gerektiğini söyledi.

TTB: İçeri girmemiz şart

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ise Adalet Bakanlığı'ndan grevdekilerin listesini istedi ve tıbbi heyet oluşturarak tutsakların sağlık durumunu tetkik etme talebinde bulundu. TTB Merkez Konsey üyesi Osman Öztürk, ölüm riskinin herkeste farklılaştığı ancak her geçen günün bu riskin arttırdığını söyledi. Cezaevlerindeki durumun tespit edilmesi gerektiğini belirten Öztürk, "Mahpusların sinir sisteminde takviye sağlaması için B vitamini almaları gerekli. Yoksa hafıza kaybı gibi tahrip edici hastalıklar ortaya çıkabilir. Vitamin alıp almadıkalrını içeriye girmediğimiz için henüz bilmiyoruz. Bir an önce cezaevlerine girip her mahpusun sağlık tetkiğini yaparak süreci denetlememiz gerekiyor" dedi.

Riskli günlerden geçiliyor

Açlık grevindeki tutsaklar için ortalama 30-40 günden sona riskin arttığının altını çizen Öztürk şu bilgileri paylaştı: "Her insanın kilo, yaş, sağlık durumu ve beslenme biçimine göre açlık grevine direnci değişkendir. Ancak cezaevi koşullarını göz önüne aldığımızda dışarıda grev yapmaktan daha dezavantajlı bir konumdalar. O yüzden şu günden sonra açlık grevindekiler kritik sürece girer demek doğru değil. Kimisi 25. gününde kimisi 200. gününde ölebilir. Ancak dünya deneyimleri gösteriyor ki 30-40. günden sonra risk gittikçe artıyor."


Direniş dışarıya taşındı
Tutuklu Ailelerle Dayanışma Derneği (TUAD-DER) üyesi aileler de çocuklarına destek olmak dönüşümsüz eylemlilik başlatıyor. Tutuklu aileleri Diyarbakır E Tipi Cezaevi önünde bugün yapacakları kitlesel basın açıklamasıyla "süresiz ve dönüşümsüz demokratik eylem ve etkinlik sürecinin" startını verecek. Tutuklu yakınları, sivil toplum örgütleriyle birlikte, kritik eşiğe dayanmış açlık grevlerine dikkat çekmek, kamuoyunu ve devlet yetkililerini harekete geçirmek için birçok ilde çeşitli eylemler organize edecek. Cezaevleri önünde nöbet eylemleri tutulacak, açlık grevleri yapılacak, yürüyüş ve mitingler düzenlenecek.

Ailelerden açlık grevi

Açlık grevine dün Yüksekova'da başlandı. Cezaevlerindeki tutsaklarla dayanışma için tutuklu yakınları dün akşam BDP ilçe binasında açlık grevine başladı. TUHAD-FED Yüksekova yetkilileri, "Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın sesini duyuncaya kadar bu direnişimizden kararlığımızdan vazgeçmeyeceğimizi belirtiyor, cezaevlerindeki direnişi selamlıyoruz. Şiarımız Sayın Öcalan’ın özgürlüğüdür" dedi. Destek açlık grevinin, süresiz ve dönüşümlü olarak yapılacağı belirtildi.

3. zindan direnişine selam

Dicle Üniversitesi öğrencileri de dün üniversite kampüsünde yürüyüş yaptı. Eğitim Fakültesi önünde biraraya gelen yüzlerce öğrenci, "Tecride son mahkumlara özgürlük, 3. zindan direnişine selam" yazılı pankartla Fen Edebiyat Fakültesi'ne yürüdü. Öğrenciler adına açıklama yapan Bahar Aydın, kamuoyunun sessizliğine tepki gösterdi. Okulları boykot eden öğrencilerin eylemi "zindan direnişine selam" sloganlarıyla sona erdi.

Cezaevinden direniş çağrısı
Bedenlerini ölüme yatıran tutsaklar ise eylemlerinde kararlı. Edirne F Tipi Cezaevi'nde 24 Eylül'den itibaren açlık grevinde olan 10 tutsak, gönderdikleri mektupla kamuoyuna seslendi ve direnişi yükseltme çağrısında bulundu. 
Malatyalı 37 yaşındaki Barış Mete: Haklarımızı alana kadar eylemlerimize devam edeceğiz. Yaşanacak ölümlerden de AKP hükümeti sorumludur. Kürt halkı bizim eylememize kulak versin ve bize sahip çıksın.
Batman doğumlu 19 yaşında Nizam Özlük: Bu eylemler ya halkımızla Önderliğimizle birlikte özgürce yaşamak ya da hiç yaşamamayı ifade ediyor ve onun mücadelesi oluyor. 14 yıllık tecride değil 14 yıllık esarete 'êdî bes e' diyoruz. Özgürlük bedel ödedikçe kazanılıyorsa o bedeli ödemeye hazırız.
Erzurumlu 28 yaşındaki Mehmet Zahit Şahin: Bu eylemle Önderliğimizin öncülüğünde halkımızın özgürlüğünü hedefliyoruz. Bu eylemle bir nebze de olsa Eneslerin, Uğurların, Ceylanların katledilmelerinin intikamı olarak algılıyorum. Ölüm ölmen gerektiği zaman güzeldir. Yeni bir yaşama vesile olan ölüm anlamlı ve kutsaldır. Farklı sesleri bağrında taşır. En güzel ve anlamlı yaşam direnişle andığımı hissettiğim andır.
Ağrılı 23 yaşındaki K. Fırat Vural: Sizin aracılığınızla başta korucu olan babama, korucubaşı olan amcama ve tüm koruculara silahlarını bırakma çağrısı yapıyorum. Halkımızdan özür dileyip halkımızın yanında mücadele etmenin onuruna erişmeleri gerekiyor.
Muşlu 20 yaşındaki Kerem İmrak: Barıştan yana olan herkes eylemimize destek olmalıdır. Bu süreçte bilge tarihi bir eylemle yer almak gerçekten gurur vericidir. Kürt Halk Önderi'nin özgürlüğü için eylemde bulunmak onur vericidir. Bizler halkımız ve Önderimiz için her zaman mücadele edeceğiz. Ne olursa olsun vazgeçmeyip her zaman kazanacağız.
Amed doğumlu 30 yaşındaki Yıldırım Turgut: Ben Türk'üm anadilim de Türkçedir. Anadilimde eğitim gördüm. Ama Kürdistan coğrafyasında asimilasyoncu politika izlendi. Bir Türk olarak buna sessiz kalamazdım. Bu direnişin bir parçası olmak benim için çok anlamlıdır.
Amedli 24 yaşındaki Nasrettin Merter: Saldırılar karşısında durmak ve gerekli her türlü bedeli ödemek için bu eyleme girdim. Bu talepler milyonların isteğidir.
Dersimli Tuncay Genç: Sayın Öcalan'ın üzerindeki ağırlaştırılmış tecrit ve imhanın kaldırılması ve anamızın ak sütü gibi helal olan anadilimiz üzerindeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Bu ülkede köle olarak yaşamayı kabul etmiyoruz.

HABER MERKEZİ