Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP), bağımsız tabip ve hukukçulardan oluşan bir heyetin cezaevlerinde inceleme yapmasının aciliyetine dikkat çekti. 

ÖHP, cezaevlerindeki süresiz-dönüşümsüz açlık grevine ilişkin gözlem raporu hazırladı. Raporda, cezaevlerinde 15 Şubat’tan bu yana değişik tarihlerde başlamak üzere şu ana dek bilgisine ulaşılabilen 171 siyasi tutsağın süresiz-dönüşümsüz; 15 Mart’tan itibaren de tüm cezaevlerinde başlatılan 5’er gün dönüşümlü açlık grevlerinin sürdüğü hatırlatıldı. 

Tutsakların talepleri

ÖHP raporunda, tutsakların açlık grevine başlama nedenleri olarak şunları sıraladı: 

* İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması

* Kürt, demokrat ve muhalifler üzerinde yürütülen yaygın gözaltı, tutuklama operasyonlarının; askeri ve siyasi baskının sonlandırılması.

* Cezaevlerinde gayri-insani ve kötü muamele teşkil eden uygulamaların sonlandırılması.  

Dönülmez yıkım izleri

Raporda, ilk başlayan gruplar açısından hayati tehlike içeren şu kritik günlerde elde edilen veriler şöyle sıralandı: 

* Açlık grevine ilk başlayan Şakran T2, T3, T4 ve Kadın cezaevindeki mahpuslar 54, 47 ve 40. günlere ulaşmıştır. Yine ilk başlayanlardan Sincan Kadın Cezaevi’nde de 7 kadın mahpus açlık grevinin 47. günündedir.

* İzmir Şakran T2 ve T3 cezaevlerindeki 13 mahpus açlık grevinin 54. günündeler. Şakran T2 Cezaevi’ndeki 8 açlık grevi eylemcisi mahpus yanlarında iki refakatçi mahpusla birlikte aynı odaya alınmıştır.

* Mahpuslara cezaevlerine göre değişmek üzere B1, B12 (250 mg), Neuvitan, Devit3, Benexol, Beneday vitaminleri verilmektedir. Bu vitaminler türüne göre günde ya da haftada bir kez verilmektedir. Bununla birlikte Tarsus Cezaevi’nde B vitamini verilmediği yansımıştır.

* Açlık grevi eylemcileri tuz, şeker ve sıvı (limonata, çay, meyve suyu gibi) tüketmektedir. Tüketilen maddeleri kendi olanaklarıyla karşılamaktadırlar.

* Grevci mahpuslarda (özellikle Şakran ve Sincan’da) ciddi sağlık sorunları ve geri dönülemez yıkım izleri belirmeye başlamıştır. 40 ve 50’li günler hemen her mahpus açısından hayati açıdan açık risk oluşturan bir evreyi ifade etmektedir. Grevci mahpuslarda tansiyon düşmesi/yükselmesi, kalp çarpıntısı, göz kararması, halsizlik, mide bulantısı, mide ağrısı, kasılmalar, eklem ağrıları, denge kaybı, görme bozukluğu, güç ve hareket kaybı, konuşma güçlüğü, unutkanlık, yutkunmada zorlanma, kulak çınlaması, dil ve boğazda tortu toplanması gibi yaygın sorunlar belirtilmekte ve gözlenmektedir.

* Şakran’da infaz memurları, jandarma ve diğer görevliler tarafından provoke edici, aşağılayıcı, onur kırıcı söylemlerde bulunulduğu belirtilmiştir. Mahpuslara dönük psikolojik ya da fiziksel kötü muamele içeren uygulama bilgileri diğer cezaevlerinden de yaygın olarak gelmektedir.

* Sincan’da grevci mahpuslar greve girdikleri tarihten itibaren sohbet vb. sosyal etkinliklere çıkarılmamaktadır.

Hukuki ve meşru talepler

Raporda, şu ifadelere yer verildi: “Bir trajediye ya da grevciler açısından tahrip edici sonuçlara ulaşmaksızın çözümlenebilmesi, yetkililerin taleplere dair diyalog yaklaşımı sergilemesiyle yakından bağlı görünmektedir. Taleplerin bir kısmının siyasi/hukuki talepler olması da açlık grevi eylemini sürdüren mahpusların tamamının politik mahpuslar olmalarıyla ilgilidir. Talepler, demokratik hukuk devleti ve toplumu açısından olması gereken, hukuksal ve meşru taleplerdir.”

Eylemin bitirilmesi amaçlanmalı

ÖHP, önerilerini de şöyle sıraladı:

* Açlık grevinde bulunan mahpusların hukuksal taleplerinin kabulü ile ilgili olarak Adalet Bakanlığı yetkililerince görüşme ve incelemelerin ivedilikle başlatılarak eylemin sonuçlandırılmasının sağlanmasını,

* Bağımsız tabip ve hukukçu heyetlerinin cezaevlerinde inceleme yaparak mahpuslarla iletişimine izin verilmesini,

* Açlık grevcileri için ciddi önemdeki vitamin katkısının düzenli sağlanmasını, bunun önünde engel oluşmamasını talep ediyor, tüm demokratik kamuoyunu cezaevlerindeki açlık grevleri ve ihlallere duyarlı olmaya davet ediyoruz.”  



 İSTANBUL




Aileler de eylemde

İzmir Aliağa Şakran Cezaevi’ndeki siyasi tutsakların yakınlarının açlık grevi de devam ediyor. Açlık grevine giren 15 tutsak yakını, ziyaret edilerek destek veriliyor. Kardeşi Zana Yatkın’ın 54 gündür Şakran’da açlık grevinde olduğunu belirten Muazzez Baykan, talepleri yerine getirilmese kendilerinin de süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başlayacağını söyledi.

Özkan Yaşar’ın annesi Hazal Yaşar da, “Oğlumun erdiğini gördükçe biz de yemek yiyemez olduk. Çocuklarımızın talepler bizimde talebimizdir” dedi.

Eylemcilerden üniversite öğrencisi Tijda Kılıç, “Kamuoyunun duyarsızlığı kötü sonuçlara yol açabilir. Durumları kötüye gitmekte. Buna bir ses olmak gerekiyor. Herkes vicdanlarına ellerini koyup ses olursa kötü sonuçlar doğmadan bir şeyler yapılmış olur” diye konuştu.

Dışarıdan destek olunmazsa sonuçların kötü olabileceğine dikkat çeken Hanife Gümüş, vicdanlı herkesin buna sessiz kalmaması gerektiğini vurguladı. “Neden susuyorlar, Kürtlere sıra gelince neden sessizlik oluşuyor” diye devam eden Gümüş, şunları söyledi: “Hep böyle oluyor. Sıra insan ölümlerine geldiğinde herkes susuyor. Kimse bir şey olmamış gibi davranıyor. Bizim de yapabileceğimiz bir şey olmadığı için açlık grevine başladık. Onlara destek olmak için ne gerekiyorsa yapacağız.” 


Toplu fotoğraf bile yasak

Şakran Cezaevi’ndeki tutsaklar, hak ihlallerini aktaran bir mektup kaleme aldı. Mektup şöyle: 

“Uzun bir zamandır kaldığımız kurumda cezaevi yönetimi idaresi tarafından bir biçimde tecrit ediliyoruz. Neredeyse her gün yeni bir keyfi uygulamaya maruz kalıyor ve adeta askeri düzen dayatmasıyla yaşamak zorunda kalıyoruz. Katlanılması mümkün olmayan onur kırıcı, rencide edici, keyfi, yasakçı insan haklarına aykırı baskıcı uygulamaların bir kısmını başlıklar halinde belirtmek istiyoruz. 

3 kişilik odada 19 kişi

14 kişilik odalar da (esasında 3 kişilik kapasiteye sahipler) 19 kişi kalıyoruz. İçlerinde yaşlı ve arkadaşlar olmak üzere birçok arkadaşımız yerlerde yatmakta. Ağır ve kronik arkadaşlarımızın sağlık durumu her geçe gün ağırlaşmaktadır. Bütün aktivite haklarımız gasp edildi. 

Odalardan her çıkışımızda ayakkabı çıkarma zorunlu kılınmakta. Çıplak arama ve işkenceye maruz kalıyoruz.

Odalarda 19 kişi kalmamıza rağmen ancak üç kişiyle fotoğraf çekilmesine izin veriliyor. 

Eski, yırtık, kirli ve nemli yataklarda yatıyoruz.

Gönderdiğimiz mektuplar ya gönderilmiyor ya da geç gönderiliyor. Bize gelenler de aynı şekilde ya verilmiyor ya da geç veriliyor. 

Sağlığa erişim yok

Revire doğru dürüst çıkarılmıyoruz, hastane sevklerimiz gününde yapılmadığında randevularımız erteleniyor veya iptal ediliyor. Tekrardan sevk çıkarmak da bir işkence haline dönüşüyor. 

Odadan her çıkışımızda kimlik taşıma dayatmasında maruz kalıyoruz. 

Bazı arkadaşlarımız  faşist, ırkçı adliler ile aynı kısımlarda tutuluyor. 

Cezaevi idaresi görüşme ve konuşma imkanı vermiyor, kendileriyle konuşulduğunda da askeri nizam içerisinde konuşmamız isteniyor. Bu şekilde diyalog yolu da kapatılıyor. 

Dışarıdan ailelerimizin gönderdiği öykü, şiir, roman, araştırma - inceleme vb. gibi kitap ve yayınlar yasak olmamasına rağmen verilmiyor…

Gerekirse can veririz

Bu kadar hak ihlaline ve baskıya (Tutsak olsak) ‘evet’ dememiz beklenmemeli ve asla boyun eğeceğimiz düşünülmemelidir. Biz siyasi ve devrimci kimliğe sahip insanlar olarak her türlü kölelik ve zulüm düzenine itirazda bulunduğumuz için buralarda esir tutuluyoruz ve vereceğimiz bir tek canımız vardır. Onu da gerekirse tereddütsüz veririz.

Bu mektubu da tahliye olan bir arkadaşımıza üzerinden sizlere ulaştırabiliyoruz. Cezaevi idaresi aynı mektuba el koymuştu. Direnişimizi son nefesimize kadar sürdüreceğiz. 

Şakran 3 Nolu T- Tipi Cezaevindeki tutsaklar: M. Şirin Tekmenuray, H. İbrahim Kaya, H. İbrahim Kaya, H. İbrahim Erkılıç, Murat Kurt, Fatih Kurt, Hayati Engin,, Cengiz Eker, Sadık Erdem, M. Mihdi Erkan, Nurullah Koç, Bilen Aytimur, Yoldaş Aydın, Sercan Üstünbaş, Abdullah Turan, Ferhat Pala, Sefer Yaman, Mehmet Öztekin, Mazlum Tunç, Memduh Yıldız, Abdullah Bati, Remzi Rollas, Kadir Rollas, A.Rahman Çetinkaya, Mahmut Baran, Fettah Yıldırım, M.Ali Baştürk, İrfan Oğur, Faik İmiş, İsmail Genç, Mahmut Kaya, Suat Gürbüz, Hatip Bilen, Yasin Erkmen, Özkan Yaşar, Murat Durak, İzzet Yanmaz, Mehmet Ümit, Özgür Turan, İdris Çalışkan, Nimet Yılmaz, Halis Vural, Şirin Gömüş, Abdurahman Yıldırım, Mehmet Okur, Ahmet Elmas, Engin Kodaş, Özgür Güçlü, Eyüp Öğünç, Hüseyin Tuç, İhsan Balkaş, Murat Aydın, Barış Tekin, Şeyhmus Yüksel, Abdullah Aksu, Bilal Doğan, Vahap Kuzu RojhatJir Elma, Çaçan Topçu, Mikail Çağrıcı, Sancar Tuncar, Cafer Sara, A. Hakim Şik, Mehmet Savur, Niyazi Budak, İ.Halil Budak, Muhammet Kızılay, Mahsun Sati, Zana Vaktın, Cesim Keserci, Arslan İlhan, Ali Özmen, Habip Boğa, Aydın Kara, Hasip Gün, Hüseyin Aydın, Mahmut Yıldız, İslam Tüner, Abdullah İnan ve Halit Alpar.”


Tutsaklar: Tecrit bitsin

Süresiz-dönüşümsüz açlık grevindeki tutsaklar, önceliklerinin Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması olduğunu belirterek, eylemlerinde kararlı olduklarını söyledı.

Şakran T2’de 54 gündür açlık grevinde olan Necdet Kaya, aile görüşünde eylemlerine dair konuştu. “Önceliğimiz İmralı’daki tecridin kaldırılmasıdır” diyen Kaya, şunları söyledi: “OHAL ile birlikte cezaevlerinde de koşullar çok ağırlaştırıldı, insanlık onuruna yakışmayacak dayatmalarda bulunuldu. Bunları da kabul etmedik. Bu koşullar bizim için ikinci bir gereklilikti. Fiziki ve psikolojik işkenceye maruz kalınıyor, bunlar da bir sebeptir; ama önemli olan Öcalan’ın üzerindeki ağır tecrit ve haber alınamamasıdır. Kamuoyu bunu böyle bilmeli. Herkesi bu konuda görev almaya davet ediyoruz. Eylemimizde kararlıyız, sonucu ne olursa olsun direnmeye devam edeceğiz. Talepler kabul edilmediği sürece açlık grevleri daha da yaygınlaşacaktır.”