Silopi şehidi Velid İnan, babasının ölüm kaygısına şu yanıtı vermiş: “Bana yazık değil mi? Ben sıradan bir ölüm istemiyorum, onurlu, şerefli ve direnerek ölmek istiyorum.” 

Velid İnan, hayal ettiği yaşamı inşa etmek için gittiği Şırnex’in (Şırnak) Silopiya (Silopi) ilçesinde, 4-5 Nisan çatışmalarında şehit düştü. Velid, 1996 yılında Riha’nın (Urfa) Wêranşar (Viranşehir) ilçesine bağlı Xezab Zozan (Karınca) köyünde, İnan Ailesi’nin 7. ve son çocuğu olarak dünyaya gelir.
2007 yılında köyden Wêranşar’a göç eden aile, burada hayvancılık ve tarıamla uğraşırken Velid de artık işlerin ucundan tutmaya başlar.
Oğlu Velid’in okul okumadığını belirten anne Emine İnan, sistemin okullarında okumak istemediği için okula gitmediğini, ancak sanatı çok sevdiğini ifade etti. Anne İnan, oğlunun şen bir çocuk olduğunu; cesaretiyle herkesi kendine hayran bıraktığını kaydetti.



‘Her kavgada o vardı’

“Velidim çok akıllıydı ve cesurdu. Cesur olmasaydı, kurşunların önüne atmazdı kendini” sözleriyle oğlunu anlatan anne İnan, “Nerede bir kavga varsa Velid oradaydı. Haksızlığı kabul etmezdi. Daha küçüktü ama her kavgada her yürüyüşte en önde o giderdi” sözleriyle de Velid’in direnişe nasıl gittiğini anlattı. 
Evin geçimini de yine Velid’in sağladığını söyleyen anne İnan, “Bir gün işten döndü ve telefonunu evde bırakıp çıktı. Bir daha da dönmedi” diyen anne İnan, şunları ekledi: “Çok çalışkandı, tarlada soğan toplardı. Evin geçimini sağlardı. Bazen de İstanbul’a gider orada çalışırdı. Boyu kısaydı ama birden boy attı. Bütün çocukları kollarının altında toplardı.” 




‘Buralarda duramam’


Oğlu Velid’in evden ayrılmadan önce son sözlerinin, “Kürt halkına zulüm uygulanıyor, ben buralarda duramam” olduğunu söyleyen baba İsmail İnan, “Onunla ilgili hatıralar geliyor gözümün önüne, inanın başım dik. Metropol şehirlere kardeşleri ile çalışmaya giderdi. Evet çalışıyordu ama bir kişinin değil, iki kişinin işini yapıyordu. Arkadaşları onun yanında kimse çalışamaz derdi. O kadar hızlıydı. Bazen haberleri takip eder, duvarları yumruklardı. Nedenini sorduğumda, ‘Bizlere uygulanan zulmü görmüyor musunuz?’ derdi” diye konuştu.




‘Her şeye koşardı’



Baba İnan, şöyle devam etti: “Çocuktu, ondan bir şey istediğimde yürümezdi, koşarak gider yapardı. O her yere koşarak gitti, ölüme de öyle. Akıllı ve cesurdu, bu nedenle sürekli, ‘Bana yazık değil mi? Ben sıradan bir ölüm istemiyorum, onurlu, şerefli ve direnerek ölmek istiyorum’ derdi. Başımız dik ve gurur duyuyoruz. Velid, Kürdistan halkının şehididir.”


Karacadağ’ın onurlu çocuğuydu



Yeğeni Velid’in çocukluğuna şahit olan halası Beyaz İnan ise şunları söyledi: “Biz onu Karacadağ’ın yaylalarında büyüttük. Daha sonra oralarda çobanlık yaptı. Saygılı bir çocuktu. Gerilla aşkı daha o yaşlarda içinde vardı. Daha o yaşlarda mücadele hikayeleri anlatırdı. Köyden Viranşehir’e gelince artık mücadelenin içinde yer aldı. Çok neşeli biriydi. Ondan hep razı olduk. Kardeşleri ile birlikte şarkı söylerdi. Düğünü, halayı severdi. Onu düğünlere zılgıtlarla gönderirdik. O onurlu yola gitti ve şehit oldu. Şükürler olsun ki; ailesine böyle bir şeref verdi.” 


 DİHA/URFA






Düğüne gider gibi


Ahmet Varlı, ailesinin tüm ısrarlarına rağmen “Bugün düğünümüz var” diyerek direniş kervanına katılmayı seçti.

44 gün boyunca direnişin gösterildiği Şirnex’in (Şırnak) Hezex (İdil) ilçesinde bedenini siper ederek yaşam alanlarını savunanlardan biri de 16 yaşındaki Ahmet Varlı’ydı. 10 çocuklu Varlı Ailesi’nin 3’ncü çocuğu olarak dünyaya gelen Ahmet, 
Lise birinci sınıfa kadar okul okur. Ahmet, devlet güçlerinin başlayan saldırılarına karşı tercihini direnişten yana yaparak YPS’ye katılır. 

Ahmet’in yaşananları yakından takip ettiğini dile getiren baba Abdullah Varlı, polis gaz bombalarıyla mahallelere saldırdığında “Bunların burada ne işi var? Neden çocukları rahat bırakmıyorlar. Bizden ne istiyorlar?” diyerek tepki gösterdiğini aktardı.
Çocuk yaşına rağmen Ahmet’in kararlı ve yaptığı işleri asla yarıda bırakmayan kişiliğine işaret eden baba Varlı, zamanın çoğunu çok sevdiği güvercinleri ve arkadaşları ile geçirdiğini söyledi. Baba Varlı, “Bir gün dama çıktığımda dalmıştı. Turgut Özal Mahallesi’ne bakıp dalmıştı. ‘Ne yapıyorsun oğlum’ diye sorduğumda ‘güvercinlerimi uçuruyorum baba’ diye cevap verdi. Ancak daha sonra anladım ki barikatların arkasında dolaşan gençleri ve onların çalışmalarını izliyordu” dedi.




‘Düğünümüz var gelmeyeceğim’



Baba Varlı, en son görüştüklerinde ise arkadaşları ile bir duvarın dibinde oturarak bir müzik çalardan Kürtçe şarkılar dinleyen oğluna “Gel eve gidelim, zaten düğünümüz var dedim” dediğinde, gülerek kendisine “Evet bugün düğünümüz var. Ben de herkes gibi bütün arkadaşlarım gibiyim. Onlardan bir farkım yok, gelmeyeceğim” dediğini belirterek, bunun oğlu ile son görüşmeleri olduğunu dile getirdi.



‘Söz verdiğim yoldan dönmem’


Oğlu Ahmet’i sakin ve sır vermeyen biri olarak anlatan anne Sêvê Varlı ise onunla en son Hezex’ten çıkmadan önce görüştüklerini kaydetti. Anne Varlı, yitirdiği oğlunun arkasından şunlar dile getirdi: “O şeref ve namusu için bu yolu seçti. Onurlu bir yolda direnerek yaşamını yitirdi. Eve dönmesini istedim. ‘Ben bu yolda söz vermişim sözümden dönmem’ yanıtı verdi.”