HDP, DTK, DBP ve HDK, fedai eylemleri sonucu yaşanan şehadetlerden Türk hükümetini sorumlu tutarak, tecridin derhal kaldırılması gerektiğini tekrarladı: "Hukuki ve yasal hakların kullanılmasını engellemeyin, 4 yıldır süren mutlak ve ağırlaştırılmış tecridi sonlandırın”.
HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan, iktidarın cezaevinde yaşanan ölümlere karşı sessizliğinin kabul edilemez olduğunun altını çizerek, “Ne yaparsanız yapın sorumluluktan kaçamazsınız; devletin koruması altında yaşanan ölümlerin sorumlusu siz yetkililersiniz” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Amed’de olağanüstü toplandı. Eşbaşkanlar Sezai Temelli ve Pervin Buldan başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Mehmet Arslan ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit de katıldı. MYK toplantısı devam ederken HDK, DTK, DBP ve HDP Eşbaşkan ve Eşsözcüsüleri, HDP Amed İl binasında 2019 Newroz kutlamaları, Öcalan üzerindeki tecrit uygulaması ve buna karşı DTK Eşbaşkanı Leyla Güven öncülüğünde başlatılan açlık grevi eylemlerine ilişkin ortak basın toplantısı düzenledi.
Toplantıda konuşan Buldan, “Olağanüstü bir toplantı gerçekleştirdik. Newroz sonuçlarını değerlendirmek, açlık grevlerinin geldiği kritik aşama, cezaevlerinde yaşanan ölümlere ilişkin uzun bir toplantı yaptık. Bunun sonuçlarını sizinle paylaşmak istedik” dedi.
Newroz’da mesajlar verildi
HDP, HDK, DTK ve DBP’nin ortak açıklamasını okuyan Buldan, “Mutlaka kazanacağız, tecridi kıracağız” şiarıyla gerçekleştirilen Newroz kutlamaların ilişkin, “Newroz kutlamaları herhangi bir olumsuzluk yaşanmadan, büyük bir kitlesellikle gerçekleşti. Milyonlarca insan tüm baskılara, zulme ve engellemelere rağmen Amed, Van ve İstanbul başta olmak üzere il ve ilçelerimizde çok net mesajlar verdi” şeklinde konuştu. Buldan, Newroz kutlamalarına ilişkin şunları söyledi:
- Kürt halkı başta olmak üzere bütün demokrasi güçleri iktidar tarafından yapılan hakaretlere ve ‘bu topraklarda yeriniz yok’ sözlerine cevap vermiştir. Buradayız, kararlıyız ve umutluyuz; demokrasi, özgürlük, adalet, eşitlik ve barış mücadelemizden vazgeçmiyoruz demiştir.
- AKP ve MHP faşizmine, tekçiliğine, inkar politikalarına boyun eğmedik ve eğmiyoruz demiştir. Kendi siyasi iradesine sahip çıkmış ve 31 Mart’ta kayyımları geldikleri yere göndereceğinin açık bir işaretini vermiştir.
- Tecridi ve yok sayma politikasını kabul etmediğini, etmeyeceğini ve kendini var eden değerlere bağlılığını yeniden yüksek sesle vurgulamıştır.
Tecrit yasa dışı ve hukuk dışıdır
Öcalan üzerindeki sürdürülen tecrit ve açlık grevi eylemlerine dikkat çeken Buldan, şöyle konuştu: “İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan’a yönelik 4 yıldır sürdürülen insanlık ve hukuk dışı ağırlaştırılmış ve mutlak tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevi devam ediyor. Bu tecrit 4 yıldır, yaklaşık bin 460 gündür sürdürülmektedir. Bu tecrit var olan yasalara, Anayasa’ya ve Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslararası demokratik sözleşmelere karşı hukuk dışı bir şekilde sürdürülmektedir. İnsani ve hukuki açılardan kabul edilemez bir durum yaşanmaktadır.
İktidar, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere tüm yetkililer duymazdan ve bilmezden gelme tutumlarına devam etmektedir. Bu aymazlık ve umursamazlık insanların sabrını son derece zorlamaktadır. Son 10 gün içinde ne yazık ki cezaevlerinden 4 cenaze çıkmıştır. 4 tutsak tecridi protesto etmek için kendi yaşamına son vermiştir. Almanya’da ise bedenini ateşe veren bir kişi ne yazık ki kurtarılamamıştır.
Zulme karşı yaşamı savunmak
Tüm kurumlar olarak, bizler elbette ölümü değil, yaşamı ve yaşatmayı savunuyoruz. Nedeni ne olursa olsun kendi yaşamına son vermeyi doğru bulmadığımızı bir kez daha ifade ediyoruz. Bütün mücadelemiz ve çabamız bir canın bile yitirilmemesi, sorunların çözülerek mutlak barışın sağlanmasıdır. Bu yüzden bu tarz eylemlerin devam etmemesi için herkese açık çağrımızı yapıyoruz. Gelin zulme karşı yaşamı savunarak mücadele edelim.
İktidar sorumluluktan kaçamaz
İktidarın cezaevinde yaşamını yitiren canların cenazeleri karşısındaki tutumu ise hem hukuk ve inanç hem de insani ve ahlaki açılardan kabul edilemez. Cenazelerin ailelerden kaçırılması, ailelerin onayı alınmadan ve defin hakkı gasp edilerek zorla defnedilmesi, dini vecibelerin yerine getirilmesinin engellenmesi büyük bir utanç konusudur. Acı olan ve şaşkınlıkla izlediğimiz odur ki, bazı bakanlar meydan meydan dolaşarak tarihin utanç sayfalarında yer alacak olan bu uygulamalardan övgü ile bahsedebilmektedir. Ne yaparsanız yapın sorumluluktan kaçamazsınız; devletin koruması altında yaşanan ölümlerin sorumlusu siz yetkililersiniz. Hukuki ve yasal hakların kullanılmasını engellemeyin, 4 yıldır süren mutlak ve ağırlaştırılmış tecridi sonlandırın.”
Çabalarımıza destek olun
Buldan, kamuoyuna da çağrıda bulundu: “Bugün bir kez daha tüm kamuoyuna, halka, demokrat ve vicdan sahibi tüm yurttaşlarımıza, sivil toplum örgütlerine, siyasi partilere, derneklere, sendikalara, meslek birliklerine çağrı yapıyoruz: Sessiz kalmayın, bu konuda bir tek kişinin bile canını ve sağlığını kaybetmemesi için çabalarımıza destek olun. Dayanışma gösterin. Bugün yaşananların yarın daha da olumsuz sonuçlara yol açmaması için sesinizi yükseltin. Bu süreci hep beraber, tüm toplumun ve halkın sahiplenmesi ile aşabiliriz.”
AMED
Deniz Kaya: Birlikte direnelim
Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsaklar adına açıklama yapan Deniz Kaya, tecride karşı fedai eylemlerinin son bulmasını istedi.
Dün bir açıklama yapan Kaya, Zülküf Gezen, Ayten Beçet, Uğur Şakar, Zehra Sağlam’dan sonra tecride karşı yaşamına son veren Medya Çınar’ı andı. Kaya, açıklamanın devamında şunları kaydetti: “Faşist, soykırımcı zihniyete inat yaşama, eyleme bireysel, duygusal yaklaşılmamalı. Örgütlenmemiş duygu ve tepki kendi hakikatine eksik yaklaşıma götürür ki, bu da Önderlik gerçeğine, çizgisine girmede engelleyici bir faktördür. Daha örgütlü düşünceyle, duyguyla yaklaşılır ve hareket edilirse Önderliğimiz ve halklar üzerindeki tecrit kırılır ve faşizm mutlak yenilgiye uğrar, direniş zaferle taçlanır. Önderlik gerçeğini anlama, kavrama, özgürlük felsefesini özümseme birlikte direnerek yaşamsallaştırarak gerçekleştirebilir. Önderliğimizin fedai tarzdaki eylemlilikleri anlamlı bulmakla birlikte ilkesel olarak tutumu bilinmektedir. Zindandaki tüm yoldaşların bu ilkesel yaklaşım gerçeği doğrultusunda hareket etmeleri gerekmektedir.”
Tecride karşı yaşamlarına son veren Zülküf Gezen, Ayten Beçet, Zehra Sağlam, Uğur Şakar ve Medya Çınar’ın ailelerine ve Kürt halkına başsağlığı dilenen açıklamada, şunlar ifade edildi: “Ayten Beçet yoldaşın babasının ‘Bu ateş bugün benim evimi yaktıysa, yarın da seninkini yakar’ sözü manidardır. Bundandır soykırımcı faşist katliamcı zihniyete karşı hep birlikte direnerek tecridi yıkalım, özgürleşelim. Taleplerimiz kabul görene kadar direnişimizi sürdüreceğimizi belirtiyoruz. Bir kez daha tüm halkımıza, Türkiye ve uluslararası kamuoyuna, demokratik kurum kuruluşlara, ‘vicdan sahibiyim’ diyen herkese sesleniyor, yarın çok geç olmadan yeni şehadetler yaşanmasın diye sesimize ses olun, hep birlikte tecride karşı duralım.”