KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Türk Hükümeti’nin Gezi Parkı direnişi karşısındaki tutumunu sert bir dille eleştirerek, “AKP Hükümeti’nin topluma karşı bu denli polis şiddetini uygulamış olmasının, gündemde olan Demokratik Çözüm Süreci’nin ruhuna ters olduğu açık bir gerçektir” dedi.

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı tarafından Gezi Parkı direnişi ile başlayan olay üzerine dün yazılı bir açıklama yaptı. Gelişen toplumsal demokratik reflekse ve duyarlılığa karşı polisin tazyikli suyla, copla ve biber gazıyla saldırmasının, şiddete tereddütsüz başvurmasının, anti-demokratik egemen ulus-devlet mantığının bir tezahürü olduğu belirtilen açıklamada, “Devlet şiddetini en çok yaşayan Kürdistan halkı, bu şiddetin ne olduğunu çok iyi bilmektedir. AKP hükümetinin topluma karşı bu denli polis şiddetini uygulamış olmasının, gündemde olan Demokratik Çözüm Süreci’nin ruhuna ters olduğu açık bir gerçektir” denildi.
Demokratik Çözüm Süreci’nin, sadece Kürt sorununun demokratik çözümünü hedefleyen değil, Türkiye’nin demokratikleşmesini de hedefleyen bir süreç olduğunun altı çizilen açıklamada, şunlar kaydedildi: “Demokratikleşme ise öncelikle şiddet ve askeri görünümden arınmak ve sivil-demokratik bir toplum haline gelmekle mümkün olabilir. Ancak AKP’nin göreceli olarak askeriyeyi geriletmesi, bunun yerine ise polisi öne çıkarması şiddeti hep var etmektedir. Demokratik Çözüm Süreci’nin perspektifi yeni-demokratik bir Türkiye yaratmaktır. Toplumun yaşam tarzına ve yeşil alanlara müdahaleye karşı, toplumsal refleksin harekete geçmesi önemli ve ciddi bir toplumsal tutumu ifade etmektedir. Hükümetin polis şiddetini bu iradeyi bastırmada kullanması sorunları ağırlaştıran bir sonuç ortaya çıkarmıştır.”

Toplumdaki potansiyel güç

Herkesin yaşamını ilgilendiren bütün konularda toplumsal iradenin kendisini ortaya koyması ve demokratik tepkisini göstermesi kadar doğal bir şey olamayacağı vurgulayan açıklamada, nitekim Gezi Parkı’nda yapılanın da bu olduğunun altı çizildi. “Ama topluma şiddetin dayatılması, taleplerin dikkate alınmaması toplumun derinliklerinde her zaman mevcut olan potansiyel gücün açığa çıkmasına yol açmıştır. Bu durum, Türkiye’nin demokratik bir ülke olma yolunda önemli sonuçları ortaya çıkaran bir süreci ifade etmektedir” diye devam edilen açıklamada, Gezi Parkı etrafında ortaya çıkan yaygın toplumsal direnişin mesajı da şöyle özetlendi: “Açıktır ki, demokratik yeni bir anayasa, halkla birlikte demokratik yönetim talebi başta olmak üzere demokratik yeni bir Türkiye yapılanmasının mesajını vermiştir.”

Talepleri kabul et
Toplumun bu mesajını dikkate alıp gereklerini yerine getirmenin Türkiye’nin bugünü ve geleceği açısından oldukça önemli olduğu belirtilen KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı açıklamasında, “Öncelikle Hükümetin Taksim Dayanışma Platformunun basına yansıyan taleplerini yerine getirmesi bir gerekliliktir” denildi.


İstismara dikkat edilmeli
  Ancak amaçları demokrasi olmayan “fırsat bu fırsattır” deyip Demokratik Çözüm Süreci’ni sabote etmeyi hedefleyen ırkçı-ulusalcı güçlerin de var gücüyle toplumun refleksini istismar etmeye çalıştığına dikkat çekilen açıklamada, şunlar ifade edildi: “Bu sürecin belkemiğini oluşturan emekçi ve demokratik kesimler, bu tür gruplara elbette ki dikkat etmeli ve Demokratik Çözüm Süreci’ni güçlendirmelidir. Kürt halkı da bu süreçte inisiyatifsiz kalmamalı Türkiye demokrasi güçleriyle birlikte sürecin doğru yolda ilerlemesi için üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmelidir. Türkiye’de haksızlıklara, anti-demokratik uygulamalara ve faşizan baskılara karşı demokratik refleksin Kürt Özgürlük Hareketi ile birleştirilmesi demokratik dönüşümü sağlayacak önemli sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Hedef, demokratik Türkiye yolunda her bakımdan dayatıcı olmak ve toplumun demokratik iradesini ortaya çıkarmak olmalıdır. Bu çerçevede Türkiye’de açığa çıkmış olan dönüştürücü ve çok önemli demokratik irade ile Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nin üstüne düşen görev, ortaklaşarak Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’yi her türlü baskı ile şiddetten arındırarak demokratik Türkiye’yi yaratmak için omuz omuza mücadele etmektir.”

Askeri girişimler zarar verir
Başlamış bulunan Demokratik Çözüm Süreci’nin birinci aşamasının tamamlanması yolunda gerilla güçlerinin büyük bir fedakarlık ve kararlılıkla üzerine düşen görevleri yerine getirmeye devam ettiği anımsatılan açıklamada, şu gelişmelere dikkat çekilerek, Türk tarafı uyarıldı: “Ancak Uludere ve Bingöl alanlarında görüldüğü gibi sürecin esprisine ters düşen ve zorlayıcı durumlar yaratan bir takım askeri girişimler de söz konusu olmaktadır. Böylesi girişimlerin, süreci zora sokacağı açıktır. ‘Nasıl olsa ateşkes var, PKK güçleri aktif değil’ diyerek sınır hattındaki mevzileri değiştirmeye kalkışmak, süreci provoke eden yanlış bir tutumdur. Sınır hattındaki güçler geçen yıl nerede bulunuyorsa, herkes yerinde kalmalıdır, farklı yönelimlere girilmemelidir. Bu açıdan Uludere’deki komutanlığın fırsatçı yaklaşarak geçen yılki askeri mevzilenmeyi değiştirme girişiminde bulunması çatışmaya yol açmıştır. Basına yeterince yansımamış olsa da, Oramar’daki (Dağlıca) askeri komutanlık da benzer fırsatçı yaklaşımla zaman zaman karşılıklı çatışmalara neden olmuştur.”

 AKP sürecin ruhuna uymalı

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, açıklamasını şöyle tamamladı: “Sonuç olarak AKP Hükümeti’nin, bir taraftan demokratik çözüm ve barış sürecinde sorumluluk üstlendiğini açıklaması, bir taraftan da topluma karşı şiddet uygulaması ve bir çeşit savaş durumuna yol açması sürecin ruhuna, zihniyetine ve amaçlarına taban tabana zıt olup kabul edilemez bir duruşu yansıtmaktadır. Türkiye’nin demokratik reformlarla dönüşüme uğraması gereken bu dönemde herkesin duyarlı yaklaşması ve sorumluluklarına sahip çıkması büyük önem arz etmektedir.”

ANF/BEHDİNAN