SALİH DOĞAN/HABER MERKEZİ

PYD Eşbaşkanı Şahoz Hesen, Kuzey Suriye güçlerinin ancak bir anlaşma çerçevesinde İdlib operasyonunda yer alacaklarını belirterek, “Önceliğimiz Efrîn’in özgürleştirilmesi. İdlib operasyonu olursa bunun için büyük bir fırsat. Biz de bu fırsatı değerlendirerek yer almaya çalışacağız” dedi.

PYD Eşbaşkanı Şahoz Hesen, tüm Suriye için ciddi bir çözüm projesine sahip olduklarını belirterek, Suriye rejimi ile yaptıkları görüşmede çözüm perspektifinin esa alınmasını istediklerini söyledi. Suriye’nin geleceğine ilişkin rejim ile bakış açılarının farklı olduğunun kaydeden Hesen, ancak diyalogu önemsediklerini ve çözüme doğru devamından yana olduklarını belirtti.

Eşbaşkan Hesen, olası İdlib operasyonu, Efrîn’in kurtuluşu, Suriye’deki güçlerin durumu ve Türk işgalciliğinin bitirilmesiyle ilgili sorularımızı yanıtladı.

Suriye’de yaklaşık 7 yıl süren savaşta sona doğru geliniyor ve artık savaşın muhasebesi yapılıyor. Bu savaşın kazananı ve kaybedeni kimlerdir?

Bir tarafın tamamen kazandığını belirtmek mümkün değil. Birçok şeyin kaybedildiği de görülüyor. Kimse de kendisini bunun dışında göremez.

Suriye’deki demokratik güçler ve özerk yönetim tüm saldırı, baskı ve kazanımları bitirmeye yönelik girişimlere rağmen başarılı bir duruş sergiledi. Bütün Suriye için demokratik çözüm olma yönündeki iddialarını halen koruyor ve güçlü biçimde ortaya koyuyor.

Diğer yandan rejim, Rusya ve İran’ın desteğiyle kendisini ayakta tutabildi ve kaybettiği toprakları bu güçlerin yardımıyla geri aldı. Fakat fiili siyasi bir çözüm olmayıncaya kadar hem Suriye’nin tüm güçleri hem de tarafların durumu için bu durum çözüldü, şu taraf kazandı denilemez. Çünkü halen fiili olarak siyasi bir çözüm yok, savaş devam ediyor ve savaşın şiddetlenmesi ihtimali de var.

Çözüm projesine yönelik uluslararası güçler, bölge güçleri ve içerdeki güçlerin yaklaşımı bir değil. Buna karşı siyasi olarak güçlü bir savaşım var ve askeri yönü de devam ediyor. Bu nedenle bu savaş bir dönem devam edecek ve bir anda bitmeyecek. Suriye’nin geleceğini ve nasıl bir çözüm ortaya çıkacağını daha çok siyasi alanda verilen mücadelenin sonucu belirleyecek.

İdlib operasyonu ne zaman başlayacak, Türkiye olası bir İdlib operasyonuna nasıl yaklaşıyor, İdlib konusunda devam eden pazarlıkları anlatabilir misiniz?

İdlib konusu başından itibaren biraz karışık. 2011’de ilk çatışmalar İdlib’de yaşandı. Orada etkili olan muhalefet güçleri, kendilerini örgütleyerek öne çıktı ve baştan itibaren Türkiye’nin onlara yönelik oldukça belirgin bir desteği vardı. Bu destek bugün de devam ediyor. Bu nedenle esas olarak İdlib’de Türkiye’nin durumu tartışılıyor.

Türkiye’nin geleceği ve Suriye içindeki durumunu, İdlib konusunda süren savaş ve koşulları zor olsa da olası bir anlaşma belirleyecek. Bu nedenle basına da yansıdığı gibi Rusya, Türkiye eliyle Cebhet El Nusra’nın bitirilmesi ve Rusya için tehdit oluşturan güçlerin etkisizleştirilmesi, Çeçenistan ya da Rusya’ya dönmelerinin engellenmesini istiyor. Daha çok bu ön plana çıkıyor ve buna göre Türk devletinin eliyle bu sorunu çözmek istiyor. Fakat bunun zorlukları var. İran ve rejim operasyon yapmak istiyor ve savaşarak Cephet El Nusra’yı buradan çıkarmak ya da bitirmek istiyor.

Bunun zorlukları da var. Basına yansıdığı kadarıyla Türkiye’ye bir süre tanınmış gibi görünüyor. Önümüzdeki bir ay içinde Türkiye bu konudaki yaklaşımını ortaya koyacak. Kanımca Türkiye Cephet El Nusra ile savaşmayı göze almayacak. Türkiye’nin bu süreyi uzatması da sorun yaratacak. Bu nedenle herkes İdlib’de bir savaş olması ihtimalini gözönünden bulunduruyor. Olursa da Türkiye’nin Suriye içindeki dengelerle oynama şansı oldukça zayıflıyor. Özellikle Halep’in kuzeyi ve İdlib’deki savaş bunu netleştirecek.

PYD ve TEV-DEM yetkilileri İdlib operasyonunda yer almak istediklerini belirtti. İdlib operasyonuna katılmanız konusunda rejim, Rusya ve Koalisyon’un nasıl bir yaklaşımı var?

İdlib bizim için önemli, çünkü Efrîn sınırında ve Efrîn’deki savaşımız devam ediyor. Bizim için Efrîn’in kurtarılması stratejik bir konu. Diğer yandan Cerablus ve ötesindeki Türk işgalini kabul etmemiz mümkün değil.

Bu çerçevede Türkiye’nin Suriye toprakları üzerindeki işgaline son vermek ve özellikle Efrîn’i özgürleştirmek için buna ihtiyaç var ve bu net bir durum. Bu konuda her güç, koşullarına göre soruna yaklaşıyor. Bu durumda Koalisyon’un ‘savaşamazsınız’ gibi bir yaklaşımı olamaz. Çünkü Türk devleti Efrîn’e girdiği zaman bunu engelleyecek bir tutum sergilemediler.

Sadece Efrîn’i değil, Suriye halklarının bir toprağı olarak İdlib ve Cerablus’u da özgürleştirme hakkımız var. Bu sadece Kürtlerin değil, Suriye’deki halkların genel bir sorunu. Her güç, bu konuya kendi cephesinden yaklaşıyor. Operasyon olursa kanaatimce YPG ve YPJ güçlerinin katılımı stratejik bir rol oynayacak.

DAİŞ ve Cephet el Nusra’ya yönelik bir savaşı sadece Suriye rejiminin yürütüp başarması mümkün değil. Bu savaşta yer almamız ancak bir anlaşma ile gerçekleşebilir fakat bu konuda henüz kesinleşen bir durum yok. Askeri konulara ilişkin şu an detaylı bir değerlendirmede bulunmak doğru değil. Fakat özetle şunu belirtebiliriz: Kürt halkı olarak önceliğimiz Efrîn’in özgürleştirilmesi. İdlib operasyonu olursa bunun için büyük bir fırsat. Biz de bu fırsatı değerlendirerek yer almaya çalışacağız.

İlk kez Şam’da görüşmeler yapılarak, komitelerin kurulacağı kamuoyuna duyuruldu. Suriye rejimi Kürt meselesinin çözümünde nerede duruyor?

Bu konuda rejim ve özerk yönetimin yaklaşımları paralel değil. Bu nedenle görüşmelerin, diyalogun olması çözüm için gerekli bir adım. Başından itibaren diyalogun önemli olduğunu belirtiyoruz. Fakat rejim sadece yerel yönetimler konusunda bunu ele alıyor ve biz bunu yetersiz bir yaklaşım olarak değerlendiriyoruz. Kürt sorununun çözümü konusunda Suriye rejimi halen net bir tutum ortaya koymuş değil. Basında bu çok yansıtılmıyor.

Fakat Suriye rejiminin bu konudaki yaklaşımı oldukça alt düzeyde ve belirttiğim gibi yerel yönetim düzeyini aşmıyor. Kürt halkının ulusal hakları, demokratik özerklik talepleri öne çıkarılmıyor. Biz ise burada Suriye’deki Kürtler, Asuri-Süryani, Arap, Ermeni, Çerkes, Çeçen, Türkmen ve diğer halklarla birlikte demokratik özerklik deneyiminin oluştuğunu belirtiyoruz. Biz bu modelde ısrar edecek ve bu çerçevede tüm halkların haklarını savunan demokratik bir Suriye’nin oluşumunu talep edeceğiz. Tüm halklar eşit haklara sahip olmalı, birlikte yaşayabilmeli ve temsilini bulmalı. Bu konuda rejim ile aynı yaklaşıma sahip değiliz ama engelleyici yaklaşımlar olmazsa görüşmelerde bir sonuca ulaşılabileceğine inanıyorum.

ABD, Suriye rejimi ile yaptığınız görüşmelere nasıl bakıyor?

Şu ana kadar resmi düzeyde engelleyici, karşıt bir yaklaşım olmadı.

Bab, Cerablus ve Efrîn’i işgal eden Türk devleti Suriye’de kalıcı olmaya çalışıyor. Bunu başarabilir mi?

Suriye’deki dengeler değişmeye başlıyor. Bu nedenle Suriye’deki durum siyasi çözüme doğru giderse ve geçmişte olduğu gibi toprak bütünlüğü sağlanırsa o zaman Türk devletinin çıkması gerekiyor. Türk devletinin bu topraklardaki işgali tüm halkları ilgilendiriyor ama buna karşı verilen mücadeleye Kürt halkı öncülük ediyor.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün’e bağlı heyetlerin zaman zaman Rojava ve Kuzey Suriye’ye geldiklerini biliyoruz. Bu ülkelerin Suriye konusunda nasıl bir hesabı var?

Bu heyetler daha çok Uluslararası Koalisyon’un bilgisi çerçevesinde ziyaretlerde bulundu. Önümüzdeki dönemde yeniden inşa çalışmaları var; özellikle Reqa ve DAİŞ savaşının verildiği alanlar için. Uluslararası Koalisyon bunu ortak bir çalışma olarak ele alıyor. Suriye’de olan savaşta Türkiye, Suudi ve İran bölgedeki en etkili güçler olarak etkide bulundu ve bir biçimde yer aldı. Fakat sonrasında bu ülkeler arasında da çelişkiler yaşandı. Bu nedenle Suriye’deki savaş, 3. Dünya Savaşı’dır diyoruz. Suriye’deki savaş, Ortadoğu’nun geleceğini de belirleyecek. Her üç güç de Ortadoğu’daki güçlerini korumak için Suriye’de güçlü olmayı amaçlıyor.

Rusya Efrîn’in işgaline onay verdi. Efrîn’den sonra Rusya ile ilişkileriniz ne düzeyde?

Rusya Efrîn’in işgaline onay vererek, özelde Kürt halkı olmak üzere, Suriye halklarına büyük bir darbe vurdu. Rusya’nın Suriye savaşında olduğu gibi Suriye’deki siyasi çözüm sürecinde de belirleyici bir rolü var. Efrîn’de Kürt halkı ve Suriye halklarına yönelik yapılan tarihi hatanın düzeltilmesi gerekiyor. Bunun düzeltilmesi için elbette görüşme ve diyalog olmalı. Buna yönelik girişimlerimiz sürüyor. Rusya’nın adım atması gerekiyor. Suriye’de demokratik bir çözüm istiyoruz ve Rusya da bu gerçeği, Kürt halkının taleplerini dikkate almalı.

Peki Efrîn’in kurtuluşu nasıl olacak?

Efrîn’in özgürlüğü, şüphesiz halkımız ve özgürlük savaşçılarının mücadelesi ve direnişiyle gerçekleşecek. Özgürlüğün temeli halkın örgütlü gücü ve mücadelesidir ve bu potansiyel var. Sadece Efrîn’de değil, her alanda buna yönelik çalışmamız devam ediyor. Önümüzdeki süreçte bu daha kapsamlı yürütülecek.