Ondarroa, Bask Ülkesi’nin Bizkaia eyaletine bağlı 9 bin nüfusluk bir kasaba. Nüfusu az olabilir ama Bask sol bağımsızlık hareketinin sağlam kalelerindendir. 2007 yılında, belediye seçimlerinden birkaç ay sonra Ondarroa’ya gittiğimizde bizi karşılayan Unai Urruzuno, kendisini bize “seçilmiş belediye başkanı” olarak tanıttı. İlk etapta anlayamadık. “Belediye binasında oturan başkan ben değilim. Ben, halkın seçtiği belediye başkanıyım” diye ekleyip açıkladı.

Belediye seçimleri 27 Mayıs’ta düzenlenmişti. ETA’ya yakınlığı gerekçesiyle yasaklanan siyasi parti Batasuna ile ilişkili diye Bask Ulusalcı Eylem (EAE) partisinin birçok adayı, İspanya Yüksek Mahkemesi kararıyla seçimlerden men edilmişti. Seçimlere katılması engellenenler arasında, EAE’nin Ondarroa’daki belediye başkan adayı Unai Urruzuno da vardı.

Örgütlü olduğu kasabada seçimlere katılması böylece engellenen Bask sol bağımsızlık hareketi bunun üzerine çok ilginç bir şey yaptı. EAE adayı Urruzuno’nun adının da yazılı olduğu alternatif oy pusulaları bastı. Bu pusulalar seçimlere bir gün kala yaşlı kadınlar tarafından kasabadaki bütün posta kutularına dağıtıldı.

Seçim günü sandık başına giden 4 bin 833 kişiden 2 bin 195’inin oyu geçersiz ilan edildi. Geçersiz sayılan oylar, yaşlı kadınların dağıttığı alternatif oy pusulalardı. Sol bağımsızlıkçı hareketin işbirlikçi gördüğü EAJ-PNV partisinin adayı ise bin 720 oy aldı. Bu oran, kullanılan oyların yüzde 35’ine tekabül ediyordu.

Seçimlerden men edilen EAE boykotçu bir tavır içine girmiş olsaydı, milliyetçi-işbirlikçi çizgideki EAJ-PNV kullanılan oyların büyük çoğunluğunu elde edip iktidarını meşru gösterecekti. Ancak EAE, yaratıcı taktiği ile, zaten her halükarda resmiyette belediyeyi ‘kazanacak’ – daha doğrusu İspanya devletinin yardımı ile gasp edecek - olan EAJ-PNV’nin belediye başkanlığının gayrimeşruluğunu herkese ilan ederken, seçimlerden men edilmesine rağmen halkın çoğunluğunun kendisinin arkasında olduğunu gözler önüne serdi.

Resmi sonuçlara göre birinci parti çıkan EAJ-PNV, ancak aslında ikinci olan belediye meclisindeki 13 koltuktan 9’una sahip oldu. İspanyol faşist partisi PP de bir koltuk kazandı. Sol bağımsızlıkçı hareket ve onun kasabadaki kitle tabanı seçimden sonra belediye meclisinin de meşru olmadığını, belediye yönetimini kabul etmediklerini ve çalıştırmayacaklarını ilan ettiler. Bunun üzerine belediye meclisine seçilenlerin çoğu mazbatalarını almayarak kurucu meclis toplantısına katılmadılar. 13 üyeden sadece faşist PP’li olan üye meclis toplantısında hazır bulununca resmi belediye başkanı işbaşı yapamadı.

Hal böyle olunca Bizkaia eyalet idaresi EAJ-PNV’li eski belediye başkanını kayyum diye atadı, belediye meclisi yerine ise bir komisyon tayin etti. Belediyenin işlerini yürüten bu kayyumcu yönetim, ‘güvenlik’ nedenlerinden ötürü bütün toplantılarını kapalı bir şekilde 40 kilometre uzaktaki Bilbao’da yaptı. Başkanı dışında hiçbir üyesi korkudan Ondarroa’ya gelemedi bile.

Halkın seçtiği belediye başkanı Unai Urruzuno ve partisi ise kasabada halk toplantıları düzenleyerek alternatif –gerçek- belediye meclisi seçtirip, eski bir kültür merkezini halk belediyesi haline getirdiler. Mahalle halk toplantılarında kasabanın temel sorunlarını tartışıp, imece usulü, imkanları dahilinde, katılımcılık ve yaratıcılığa dayalı ihtiyaçları karşılamaya ve sorunları çözmeye çalıştılar. Bu şekilde Ondarroa’da bir halk yönetimi oluştu, toplumun öz örgütlemeleri geliştirildi.

31 Mart yerel seçimleri bağlamında bu örnekten nasıl bir sonuç çıkarılabilir? Öncelikle ne olursa olsun her türlü gasp ve haksızlığa-hukuksuzluğa karşı iradeyi savunmanın önemini gösteriyor. Bununla birlikte gasp edilen belediyenin halkın belediyesi olmadığını, ancak halk belediyeciliğin veya toplum yönetimini resmi kurumların dışında da oluşturmanın mümkün, hatta gerekli olduğunu gözler önüne seriyor. Elbette Bask Ülkesi ile Kuzey Kürdistan’daki koşullar arasında büyük farklar vardır. Ve örgütlü Kürt halkı da en faşizan koşullar altında gerçekleştirilen bu seçimlerde belediyelerini çoğunlukla devlet gaspından kurtarırken, Batı’da ise doğru bir strateji ile faşist iktidara ağır darbelerin vurulmasında belirleyici güç oldu. Yine de Ondarroa’dan bu belediye direnişi, kazanıldığı halde uyduruk gerekçelerle gasp edilen/edilmeye çalışılan belediyeler açısından ilham verici bir hikayedir.