Önder Apo’nun durumunu mutlaka öğrenmeliyiz
Forum Haberleri —

.
- Bunu defalarca başarmış olanlar olarak tekrardan başarabiliriz. Uluslararası komployla Önder Apo esir edildiğinde yapılan tüm hesapları altüst eden bizdik. Bizim sonuç alıcı eylemliliğimizdi.
- Söz konusu olan Önder Apo’nun sağlığı ve güvenliğidir. Dolayısıyla çok tartışılacak bir husus yoktur. “Önder Apo şöyle düşündüğü için CPT ile görüşmemiştir”, “Önder Apo şununla görüşmez, ancak bununla görüşür”, “Önder Apo şöyle direniyor. Tutumuyla şu mesajı veriyor” gibi değişik dönemin doğrularıyla mevcut duruma yaklaşılmamalıdır.
İSA TAŞÇI
Önder Apo’nun sağlığı ve güvenliğine ilişkin gelen çelişkili bilgiler, Kürt halkı ve dostlarında İmralı Tabutluk Sistemi nedeniyle zaten var olan kaygıları daha da arttırdı. Bu kapsamda pek çok Kürt kurum ve örgütü, yine dostlar durumun olağanüstülüğüne ve tehlikelere dikkat çeken açıklamalar yaptı. Yanı sıra hem Kurdistan’ın dört parçasında hem de yurtdışında halkımız değişik düzeylerde pek çok eylem yaptı, yapıyor. En son bir süredir kamuoyuna duyurusu yapılan Amed ve Wan eylemleri soykırımcı TC’nin yoğun saldırıları altında yapıldı, yapılmaya çalışıldı.
Kürt Özgürlük Hareketi adına konuşan bazı konuşmacılar, yaşananın ‘olağanüstünün de ötesinde olduğu’nu belirttiler. Bunu belirtenler, Önder Apo’yu en iyi bilenler ve Önder Apo’nun durumuyla en ilgili olanlar. Bu açıdan açıklamanın kimin tarafından yapıldığı ve dozajı önemli. Bu ‘olağanüstülük’ yüzyıldır yaşamlarının hiçbir anında bir ‘olağanlık’ görmeyen Kürtlerin rutinleşmiş ‘olağanüstülük’leri içinde erimemeli. Burada anlatılmak istenen, zaten olağanın, normalin, hukukun dışında olan İmralı’da bunun da ötesine geçilmiş yani işlerin daha da olağanüstü hal almış olduğudur.
İmralı’daki mevcut durumun bugüne kadar yapılan değerlendirmeler temelinde anlaşılamayacağı açık. Çelişkili bilgi bolluğunun yarattığı bulanıklığı, ancak ve ancak İmralı’ya avukatların ve bağımsız bir sağlık heyetinin gidişi giderebilir. Bunun dışındaki hiçbir şey kafalardaki soru işaretlerini gideremeyecektir. Hele hele devlet yetkililerinin şu veya bu şekilde yaptığı açıklamalar, verdiği bilgiler mevcut muğlaklığı arttırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. O nedenle acil olarak talep edilecek ve gerçekleşmesi için mücadele verilecek olan şey, Önder Apo’nun avukatlarının ve bağımsız bir sağlık heyetinin İmralı’ya gitmesidir. Sonuç alıcılık ve yeterlilik açısından taleplerde net olmak gereklidir.
Söz konusu olan Önder Apo’nun sağlığı ve güvenliğidir. Dolayısıyla çok tartışılacak bir husus yoktur. “Önder Apo şöyle düşündüğü için CPT ile görüşmemiştir”, “Önder Apo şununla görüşmez, ancak bununla görüşür”, “Önder Apo şöyle direniyor. Tutumuyla şu mesajı veriyor” gibi değişik dönemin doğrularıyla mevcut duruma yaklaşılmamalıdır. Bunların tümü bugün doğru olabileceği gibi yanlış da çıkabilir. Çünkü bunlar yorumdur ve herhangi bir gerçek bilgiye dayanmamaktadır. O nedenle eksik, hatta olmayan veya yönlendirme bilgilerle bolca yorum yapmak faydadan çok zarar getirebilir. Bu açıdan Kürtler ve dostları kulağını bu gibi tartışmalara kapatmalı ve tüm enerjisini seferberlik halinde eyleme vermelidir. Mevcut bulanık ortamı netleştirecek adımları atması için eyleme geçmek Kürtler ve dostlar açısından en doğru tutumdur.
Kürtler varlıklarını soykırım politikalarına karşı direnebildikleri ölçüde koruyabildiler. Tarihsel ve güncel hakikat budur. Kürtler, kendilerine uygulanan soykırım politikaları az olduğu için değil, soykırım politikalarına karşı gösterdikleri fiziki ve kültürel direnişle var oldular. Kürt ve Kurdistan ile özdeşleşmiş olan Önder Apo’ya yaklaşım da bu temeldedir. Önder Apo’nun sağlığı, güvenliği, varlığı ve özgürlüğü de soykırımcı TC’ye ve ona destek veren hegamonik güçlere karşı direnildiği ölçüde mümkün olmaktadır. Bu açıdan varlık ve özgürlük direnişinin savaşının yaşayacağı en ufak bir gevşeme veya yetersizlik fiziki imhayı, soykırımı beraberinde getirebilir. O nedenle Kürt, Kurdistan ve Önder Apo denkleminde yapılan eylemler bu denli önemli ve hayatidir. Var olmak ve özgürlüğe doğru yürümek, ancak ve ancak sürekli ve yeterli eylem halinde olmakla mümkün olabiliyor.
O halde Kürtler olarak eylem halinde olmaktan, mücadeleden, özgürlük savaşı vermekten vazgeçemeyiz. Bu konuda bir gevşeme yaşayamayız. Zaten bu konuda tartışılması gereken de var olan eylemlerin, yürütülen mücadelenin nasıl daha yeterli, etkili ve sonuç alıcı hale getirileceğidir. Açık ki bunu yapacak olanda Kürt ve Kurdistan ile özdeşleşmiş olan Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü, sağlık ve güvenliği için eylem halinde olanlardır. Yani Kurdistan özgürlük gerillası, kadınlar, gençler, halkımız ve devrimci demokratik tüm kesimlerdir. Açık zihinler, kor yürekler, ruhu özgürlük tutkusuyla dolup taşanlar bunun yolunu da bulacaktır.
Bunu defalarca başarmış olanlar olarak tekrardan başarabiliriz. Uluslararası komployla Önder Apo esir edildiğinde yapılan tüm hesapları altüst eden bizdik. Bizim sonuç alıcı eylemliliğimizdi. TC’nin besleyip büyüttüğü ve TC planlaması temelinde DAİŞ, Kobanê’ye saldırdığında tarihe geçen büyük Kobanê Zaferi’ni kazanan bizdik. Saldırılar o gün de bugünkünden hiç de az, yapılan hesaplar o gün de bugünkünden hiç de küçük çaplı, değildi.
Dolayısıyla varlığını ve özgürlüğünü direnişle var edenler olarak yine yapabiliriz, yine başarabiliriz. Yeter ki tehlikeyi görelim, seferberlik ruhuyla harekete geçelim, kendimize güvenelim ve yaratıcı olalım…







