Eylemciler her geçen gün Gezi Parkı‘nda organize ettikleri etkinlikler aracılığı ile nasıl bir dünya görmek istediklerini daha etkili yöntemlerle anlatıyor. Tabii direniş sadece parktan ibaret değil. Direnişçiler çevreden merkeze, devrim literatüründe ifade etmek gerekirse kırdan şehre doğru uyguladıkları basınç ile Gezi Parkı’nı kazandılar. Bu kazanımı da barikat savaşlarıyla elde ettiler.

Taksime çıkan bütün caddelerin barikatlarla örüldüğü ve hala güçlü bir şekilde duran barikatların bize kaçınılmaz bir şekilde tarihi göndermeleri de oluyor. 18. ve 19. yüzyıl Fransa’sındaki barikatları hatırlatan manzaralar dünya direniş tarihine önemli bir kayıt bıraktı. Genç eylemcilerin nöbet tuttuğu barikatların malzemesi ise bilbordlar, kaldırım taşları ve polis bariyeri vb...

Kaldırım taşlarının altında kumsal var

1968 Paris duvar yazılarından biri olan ‘Kaldırım taşlarının altında kumsal var’ sözü Taksim’e çıkan Gümüşsuyu’ndaki kaldırımlar da görülebiliyor. Kaldırım taşları barikatın önemli kurucu üyelerinden olmakla birlikte diğer malzemelerin de toplanmasıyla barikatlar her geçen gün biraz daha yükseliyor. Herkesin sahiplendiği barikatlara oradan geçen herkes bir şeyler ekliyor. Taksim’deki en etkin olan barikatta toplanan direnişçiler hemen hemen her gün buradan Dolmabahçe’deki Başbakanlık ofisine yükleniyor. Askeri Hastane’nin karşısında olan alandaki askerlerin ise nereye gittiğini bilen yok. Cadde boyunca Taksim’e doğru çıktıkça bir çok barikatı görebiliyoruz.
Dikkat çeken diğer barikat ise İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Taşkışla kampüsünün yanındaki caddede bulunuyor. Barikatları besleyen ana malzeme ise kapitalizmin sembolik göstergelerinden olan bilbordlar. Cadde üzerinde yer alan yanmış otobüsler de, direnişçilerin en çok hatıra fotoları çektiği direniş ikonlarından. Her an polisin gelebileceği ihtimaline karşı tetikte olan barikatçılar direnişi daimi hale getirecek yeni yöntemler de bulmuşlar. Özellikle gaz bombalarını geniş su bidonları içinde etkisiz hale getirmeyi planlıyorlar.

Yüzbinler alana akıyor

Barikatlardan yukarı Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’na çıktıkça insanların direnişi karnaval havasında düzenledikleri etkinliklerle sahip çıktıklarını görüyoruz. Toplumun her kesiminden yurttaşlar birlikte kazandıkları direnişi kutluyor. Meydan ve Gezi Parkı‘nda bir araya gelen kitle sadece politik bir eylem gerçekleştirmiş olmanın bilinciyle değil kolektif bir yaşamı nasıl yaratabileceklerinin deneyimini ortaya koyma gayreti içinde. Parkı gün boyunca terk etmeyen eylemciler sabaha kadar çeşitli aktiviteler organize ediyor. Parkın en yoğun olduğu zaman dilimi ise 18.00 ile 01.00 arası. Bu zaman dilimi içinde işten çıkan yüzbinlerce yurttaş parkı ziyaret ediyor.

Direniş ortak kimlik

Gezi Parkı’nda ortaya çıkan manzara ise direnişin nasıl bir temel üzerinden yürüdüğünün de kanıtı. Birarada olmanın verdiği his, daha önceden hiç kimsenin öngöremeyeceği birçok kolektif davranış şeklini ortaya çıkarıyor. Otoriter ve baskıcı rejime karşı kazanılan direniş herkesimden yurttaşın ortak kimliği. Bu kimliğin yarattığı duygu haliyle biraraya gelen yurttaşlar kolektif bir bilince sahip. Parkta oluşturulan stantlar aracılığı ile yurttaşların temel ihtiyaçları karşılanıyor. Çeşitli sivil toplum örgütleri ve yurttaş inisiyatiflerinin örgütlediği stantlarda her şey ücretsiz olarak halka dağıtılıyor. Özellikle çeşitli noktalarda kurulan ve kimsenin organize etmediği yurttaşların getirdiği malzemelerin yer aldığı komün marketler de parkta en çok yararlanılan alanlardan.

Coşku yüzlerinden okunuyor

Çeşitli sınıf katmanlarını da içinde barındıran eylemde orta sınıfa mensup yurttaşların malzeme desteği ilgi çekici. Getirdikleri malzemeleri orada dağıtabilecek konumda olan yurttaşlara vererek yardımda bulunuyorlar. Bu destekle bulunurken içlerindeki coşku ise yüzlerinden okunabiliyor. Kapitalizm üretim ilişkileri içinde yer alan bu insanların toplumcu davranışları ise bir nevi içinde bulundukları bireysel yaşama olan tepkiyi de ortaya çıkarıyor.

Gün boyu etkinlikler silsilesi

Parkta günün bütününe yayılan etkinlikler silsilesi yaşanıyor. Hemen hemen toplumun çoğu kesimi ile farklı meslek gruplarında yer alan yurttaşların sergilendiği etkinlikler özellikle akşam saatlerinde yoğunlaşıyor. Etkinlikleri takip etmek için belirli bir yöntem izlemeniz gerekecek. Biz baştan her etkinlik için en fazla 5 dakika ayırarak birbirine yakın zaman diliminde gerçekleştirilen etkinliklerin bir çoğunun izleme fırsatı bulabildik. Alanda kurulan kütüphane ile birlikte kitap ve dergiler de dağıtılıyor. Her türlü materyalin yurttaşlarla buluştuğu bu stantlarda söylenen söz ise ‘okuyalım özgürleşelim.’ Parkta kurulan platform da katılımcıların görüşlerini tüm parka duyuruyor. İktidarın baskıcı politiklarına maruz kalan herkes sorunlarını dile getiriyor.

Almayan AKP’li olsun

Konuşma dili içinde yürüyen mücadele parkta da kendini gösteriyor. Başbakanın göstericiler için söylediği çapulcular sözü meydanda en çok kullanılan kelime. Çapulcu, insanların birbirileri için en çok iltifat ettiği kelimeler arasında yer alıyor. Bütün stantlar, duvar yazıları ve afişlerde hitap sözcüğü olarak çapulcu kullanılıyor. Direnişin ortaya çıkardığı yaratıcı ve esprili dil alana hakim olmuş durumda. Bedava dağıtılan malzemelerin halka ulaşması noktasında gençler etkili bir dil kullanıyor: Almayan AKP’li olsun!

Türkiye basını oto sansür uyguluyor

Parkta basında uygulanan sansürü televizyonları izlemeden de hissediyorsunuz. Uluslararası basından ismini orada öğrendiğiniz birçok basın kuruluşu yer alırken, Türkiye’de yayın yapan yaygın basından herhangi bir kanalı göremiyorsunuz. Bu da gösteriyor ki basın oraya gitmeyerek daha baştan oto sansür uyguluyor. Aynı zamanda Gezi Parkı ile ilgili gelişmeleri en iyi uluslararası basından öğrenebileceğinizi görüyorsunuz. Gezi direnişi bir kez daha gösterdi ki bu kadar yaygın gösterileri bile göstermeyen ve manipüle eden basın bu yapısı ile büyük bir tehlike arz ediyor. Zaten alandaki bütün direnişçilerin basının bu tutumuna tepkisi çok büyük. Direniş aynı zamanda kendi medyasını da yarattı. Yaygın medyanın dışında olan kanallar yurttaşların takip ettiği kanallar arasına girdi. Direnişçiler, sosyal medyayı da direniş alanlarında etkin bir şekilde kullanılıyor. Haberler anı anına halka ulaşıyor.

Direniş ölçüyü koydu

Direniş Türkiye’de siyaset yürüten devrimci ve demokrat yapılara da önemli rota çizdi. Siyasal hareketlere belki de Türkiye tarihinde bir daha görülmeyecek bir politik deneyim yaşattı. Direniş aynı zamanda bir ölçü de ortaya koydu. Başarılı olmak için Taksim direnişi ruhuna sahip olmak ve her direnişin kendine özgü yanları etrafında örgütlenmenin araçlarını yaratmak. Öte yandan bundan sonra yapılacak direnişler de hep Taksim direnişi göz önünde bulundurularak değerlendirilecek. Çatışma anında direnişçilerin polisleri bile şaşırtan kararlılığı ve çeşitli toplumsal kesimlerin ortak bir ülkü etrafında birleşmesi gelecek günlerden bugüne bakıldığında en çok hatırlanacak siyasi olgular arasında yer alacağını şimdiden söyleyebiliriz.