
HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Öcalan’ın Ortadoğu’da bir meşale gibi bütün bölgeye çözüm reçetesi olduğunu belirtti.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim 2. İl Kongresi’nin gerçekleştirdi. Kongreye HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de katıldı. Kongrede konuşan Sırrı Süreyya Önder, zulme karşı duruşun asıl gücü birinin hakikat, diğerinin ise gerçeğin gücü olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Artık bir güne hem acı, hem direniş, hem zulüm sığmaya başladı. Gün geldiğinde yasımızı kalemlerin yazmadığı, mürekkeplerin yetmediği, bütün yaslarımızı bir güne toplayalım, geri kalan bütün günlerimizi yani bunun artık günü kalmadı. Dünyayı borç aldığımız çocuklara ve bütün yaratılmışlara borcumuzdur.”
Aydınlığa, çağdaş bir geleceğe inananların yaya kalacağı günlerin geride kaldığını dile getiren Önder, şöyle devam etti: “Bütün zulümlerin zalimliklerini bağrında barındıran ancak bütün direnişi de kendinde kristalize eden bir Kerbela var. O günden sonra dünyanın bütün zalimleri Muaviye, bütün direnişçileri Hüseyin olmuştur. Anlatılır; 72 can binlerce zalime karşı direnmeye çalıştı. Silahsız, kimsesiz kalırlar kimse hüzünlenmez. Ne zaman Hüseyin attan düşer, insanlar o zaman gözyaşı döker. Çünkü zalimin karşısında silahsız kalmıştır. Atlılar karşısında bedeninden başka hiçbir şeyi kalmamıştır, ne mutlu hepimize bu kara parçasında, bu yeryüzünde özgürlüğe ve devrime inananlara, aydınlığa, çağdaş bir geleceğe inananlara, biz yaya kalacağımız günleri geride bıraktık. Biz attan düşmeyeceğiz, o kadar çoğuz, bir arada ve yan yanayız. Zulme karşı etten bir duvarız.”
Dünyanın bütün destanlarının ve direnişlerinin bir kişi ile başladığını söyleyen Önder, şöyle devam etti: “Baba İshak yola çıkarken bir kişi değil miydi? Seyid Rıza direnmeye başlarken belki kimseye sormadan kararını kendisi aldı. Mahirler, Denizler… Tarihte bütün özgürlük mücadeleleri hep bir kişinin kafasında belirir ve o bir kişi meşale yakar öyle döner. Ben kişisel tarihimin onurlu sayfalarından biri olarak, bu ülkenin demokratikleşme, barış ve müzakere sürecinde bu uğurda Ortadoğu’da büyük bir irade ortaya koyan ve bir meşale gibi bütün bir bölgeye bir çözüm reçetesi olarak formüle eden Sayın Öcalan’la 3 yıl çalışma şansı buldum. Rojava günlerini anlattığı zaman, ‘3-4 kişiydik ve cebimizde ekmek alacak 25 kuruş yoktu’ diyor. Ama hakikatin, haklı olmanın gücü hiçbir şeyle ölçülemez. Bugün Sayın Öcalan’ın yüzünü görmeyen Rojavalı gencecik çocuklar, kendi topraklarından bütün dünyaya bir özgürleşme ve barış içinde bir arada yaşama ve zulme karşı kadınlı erkekli ağırlıklı olarak kadın olarak bir destan yazıyorlar. Bu gerçeğin ve hakikatin gücünden kaynaklanır. Zulme karşı duruşun asıl gücü hakikat ve gerçeğin gücüdür.”
DERSIM