Mehmet YÜKSEL

 

Küresel kapitalist sistemin Önder Öcalan’ı tasfiye etmek için geliştirdiği komplonun yirminci yıl dönümü geride kaldı.

Otuzun üzerinde devletin seferberlik halinde geliştirdiği bu komplo sonucunda Kürt Halk Önderi 15 Şubat 1999’da soykırımcı rejime teslim edilmişti. Hegemonik güçler o denli işin içindeydiler ki, Türk Başbakan Bülent Ecevit, "Bize neden teslim ettiklerini anlayamadık" demişti.

Görünürde Kürt halkının ve onun öncülüğünü yapan Özgürlük Hareketi’nin mücadelesi soykırımcı TC rejimine karşı olsa da özünde emperyalist sisteme karşıydı. Zira Kürt halkının yürüttüğü özgürlük mücadelesi, hegemonik güçlerin 20. yüzyıl başında kurduğu Kürtsüz sistemi zorluyordu. Emperyalizmin ‘Kürt Kapitalist Modernitesi’ olarak geliştirmek istediği KDP çizgisine karşı ‘Kürt Demokratik Modernitesi’ni temsil eden bir özgür Kürt duruşu her geçen gün güçleniyordu. Bu da Kürtleri emperyalizmin istediği gibi kullandığı bir oyuncak olmaktan çıkarıyordu.

Ortadoğu’da kapitalist modernitenin halklara reva gördüğü, despotik devletleri destekleme ve milliyetçilik, mezhepçilik sarmalında halkları birbirine düşürmeydi. Bizzat yarattıkları krizleri yönetme, en temel taktikleriydi. Önder Öcalan’ın temsil ettiği çizgi, Ortadoğu’yu farklılıkların eşitçe birliği temelinde bir sisteme kavuşturmaktı. Önder Öcalan bu çizgisiyle Ortadoğu, kapitalist Batı’ya karşı savunuluyordu ve bu tohumun tutması tarihi gelenekten dolayı çok yüksek bir ihtimaldi.

Kapitalizmle reel sosyalizm yüz yıl boyunca kapışmış, mücadele etmiş ve sonunda ezilenlerin sistemi olması gereken reel sosyalist sistem yıkılmıştı. Kapitalizm de ‘tarihin sonu’nu getirmiş ve kendisini ‘ebedi sistem’ olarak ilan etmişti. Önder Öcalan sosyalistlerin, ezilenlerin, halkların moralinin bozulduğu, umutsuzlaştığı böylesi bir dönemde mücadele yürüten tüm toplumsal güçlerin sosyalist umudu olmaya devam etti. Kapitalizme karşı sosyalizmi savundu. Sosyalizmde ısrar etmenin insan olmakta ve insan kalmakta ısrar olduğunu söyleyerek tutumunu belirledi.

Önder Öcalan zaten en çok da nasıl insan olunur ve kalınır, nasıl yaşanır, sorularına verdiği doğru cevaplarla özgür insan duruşunu temsil etti. Liberalizmin herkesi güdüsel ve bireyci yaşamın peşinde koşturmaya çalıştığı bir ortamda; kapitalizmin etki edemediği toplumsal insan duruşunu temsil etti.  Kapitalizmin bireyci kişisine karşı, insan ve toplum doğasının toplumcu insanı oldu.

Tüm bunlar ve daha pek çok neden, Büyük Ortadoğu Projesi adıyla Ortadoğu’ya yapılacak müdahale öngününde, ön temizleme kapsamında Önder Öcalan’a müdahale etmeyi gerekli kılıyordu ve seferberlik halinde bu gerçekleştirildi. Bu yönüyle bu komplo, Önder Öcalan şahsında başta Kürtlere, Ortadoğu’ya, sosyalizme, ezilen tüm insanlığa ve gerçek insan duruşuna yönelik gerçekleştirildi. Bu komplo ile Özgür Kürt, kendisini emperyalizme kapatan Ortadoğu, tarihsel toplum ve özgür insan duruşu tasfiye edilmek istendi.

Komplo planlamasına göre, Önder Öcalan teslim olacaktı, bu gerçekleşmedi.

Kürt halkı dağılacak ve umutsuzlaşacaktı, bu da gerçekleşmedi. Kürt halkı yurt içi ve dışında yediden yetmişe birer fedaiye dönüşerek seferberlik halinde eyleme geçti ve dönemin ABD Dış İlişkiler Bakanı Madeleine Albright’a “Bu kadarını beklemiyorduk” dedirterek fiziki imha kapsamında yapılan tüm hesapları bozdu.

Özgürlük Hareketi mücadele azmini kaybedecek ve altı ay içinde tasfiye olacaktı. Bu hesap da tutmadı ve Özgürlük Hareketi önderliğinin verdiği bilinç, cesaret ve ruhla gücünü kat be kat arttırdı.

Ortadoğu halkları öncüsüz bırakılarak her türden istismarın malzemesi haline getirilecekti, bu da gerçekleşmedi. Mevcut Ortadoğu kaosu koşullarında halkların demokratik ulus zihniyetine ve demokratik konfederal örgütlenmeye dayalı bir projeleri oldu ve başta Kürtler olmak üzere tüm Ortadoğu halkları kaos sürecinin aktörü haline geldiler.

Dünya ezilen insanlığı sosyalizmin son temsilcilerinden birinin tasfiyesiyle daha travmatik bir karaktere bürünecekti, ama bu da olmadı. Kapitalizmin kendisini mutlak hakim ilan ettiği koşullarda en az Paris Komünü kadar ezilen ve sosyalizm arayışında olan insanlığın içini ısıtan, herkese ilham veren Rojava Devrimi ile insanlık kendi özüne uygun bir proje sahibidir. Devrimi yaşamaktadır.

Tüm bunlar gösteriyor ki, kötülerle toplumsal güçler arasındaki mücadele en amansızca sürmektedir. Ve bu mücadelede Önder Öcalan çok önemli bir yer tutmaktadır. Hem saldırı hem de ona karşı direniş sistematik bir karakterdedir.

İmralı sisteminin varlığı, CPT ve AİHM’in komplonun amaçlarıyla örtüşen kararları, Önder Öcalan’ın düşüncelerine uygulanan sınırlar, fiziğine yönelik saldırılar, bağlantılı olarak peydahlamak istedikleri ‘alternatifler’ … komplonun tam hız devrede olduğunu göstermektedir.

Mademki komplocu güçler hala devrededir, o halde başta Kürtler olmak üzere tüm demokratik kesimler ve toplumsal güçler olarak bizim de seferberlik halinde devrede olmamız gerekiyor. En büyük avantajımız Önder Öcalan gibi bir insanda evrensel mücadelenin yürütülüyor oluşudur. Önder Öcalan bu mücadeleyi en mükemmel biçimde fazlasıyla veriyor, ya biz!