Türkiye’de farklı hukuki statülerde yaklaşık 5,5 milyon mülteci ve uluslararası göçmen bulunuyor. Hem mülteci/göçmen olmanın hem de Türkiye’de bulunmanın mağduriyetini yaşamanın yanı sıra salgın da durumlarını ağırlaştırdı.
Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER), salgın sürecinde özellikle sağlık hakkı ve erişimine mercek tuttu.
Suriye’de devam eden savaşın sonucu olarak İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre Türkiye’de 3,6 milyon “geçici koruma” altında Suriyeli bulunuyor. Kayıtlı olan bu grubun sadece yüzde 1,8’i kamplarda yaşıyor. Ayrıca Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne kayıtlı yaklaşık 370 bin şartlı mülteci bulunuyor. Bu mültecilerin çoğunluğu Afganistan ve Irak’tan gelenler. Uluslararası göçmenler grubunda Türkiye’de eğitim, turistik, iş ya da aile yakınları sebebi ile ikamet alan kişiler var. Bu grupta bulunan kişilerin Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne göre toplam sayısı yaklaşık 1,1 milyon. Göç İdaresi’nin düzensiz göçmen olarak kayıtlara geçtiği yaklaşık 450 bin kişinin bir kısmı da hala Türkiye’de. Böylece Türkiye’de farklı hukuki statülerde yaklaşık 5,5 milyon mülteci ve uluslararası göçmen bulunuyor.
Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) salgın sürecinde Türkiye’deki uluslararası göçmenler ve mültecilerle ilgili durum raporu hazırladı.
Sağlık hakkı ve hizmete erişim
Sağlık hakkı ve sağlık hizmetlerine erişim şartları halen sahip oldukları statüye göre farklılık gösteriyor:
- “Geçici koruma” altındaki Suriyeliler ve şartlı mülteciler Göç İdaresi Müdürlüğü’nün öngördüğü şehirde yaşadıkları sürece Genel Sağlık Sigortası’ndan (GSS) yararlanabiliyor. Birinci basamak sağlık hizmetleri kapsamında bir kısmı Göçmen Sağlığı Merkezlerinde (GSM) sunulan hizmetlerden yararlanırken bir kısmı aile hekimliklerine başvuruyor. Buna karşın iş, sosyal ağlar ya da farklı nedenlerle Göç İdaresi tarafından belirtilen şehirlerde ikamet etmeyen “geçici koruma” altındaki kişiler ve şartlı mülteciler GSS’den yararlanamıyor.
- Türkiye’de bir yıldan beri bulunan ve 18 yaş üstü uluslararası koruma statü başvurusu olan veya sahibi kişilerin genel sağlık sigortaları, kanunla sonlandırıldı. 1 Ocak 2020 itibarıyla ödeme imkanı olmadığını belgeleyebilen kişiler dışındakiler ödemelerini yapmak zorunda.
- Farklı nedenlerle ikamet başvurusu yapan düzenli göçmenler (örneğin iş, turistik, öğrenci ya da aile ikamet izni) Türkiye’de kaldıkları süreçte özel sağlık sigortasından ya da genel sağlık sigortasından yararlanabiliyor.
- Kayıtsız/belgesiz göçmenlerin sağlık hizmetlerine erişimlerinde bu kişileri kapsayan bir mevzuat bulunmaması nedeniyle sorun yaşıyorlar. Hastanelerde acil durumlar dışında erişimleri yok denecek kadar kısıtlı. Acil durumlarda ise bazı hastaneler sağlık turizmi genelgesini uyguluyor, bazı hastaneler ise sağlık sigortası olmayan bir kişi gibi değerlendiriyor. Bunların yanı sıra bazı hastaneler kayıtsız/belgesiz göçmen kişilerin başvurması durumunda devlet güçlerine haber veriyor.
- Birinci basamak sağlık hizmetleri kapsamında sunulan, bağışıklama, neonatal tarama programı, gebe/lohusa izlemleri, bebek/çocuk izlemleri, üreme sağlığı danışmanlığı gibi hizmetler ücretsiz olarak göçmenler dahil, herkese sunuluyor. Düzensiz göçmenler Halk Sağlığı Yönetim Sistemi’ne (HSYS) girişlerinde ’vatansız’ olarak kaydediliyor.

Salgın kapsamında sorunlar
Mültecilere hizmet sunan 29 ilde toplam 180 Göçmen Sağlığı Merkezi (GSM) ve diğer illerde TSM bünyesinde Yabancı Uyruklular Poliklinikleri (YUP) bulunuyor. Salgın sürecinde hastaların tanı, tedavi ve izolasyon sürecinde yaşanan sorunlar:
- Kayıtsız/belgesiz göçmenlerin kayıt ve testlerini yapılması için HSYS’ye “vatansız” girişi uygulaması başlatıldı, ancak bu konuda yayımlanmış bir mevzuatın olmaması uygulamada farklılıklara yol açıyor, hastaların tespit ve izlenmesinde sorun yaratıyor.
- Pozitif çıkan “geçici koruma” altında ya da uluslararası koruma altındaki kişilerle dil bariyeri nedeni ile filyasyon çalışması öngörüldüğü şekilde yapılamıyor.
- Filyasyon için aranan kişilerle dil bariyeri nedeniyle iletişim kurulmakta zorlanılıyor; pozitif olma durumunun sınır dışı edilme korkusu yaratması nedeni ile sağlık personeli nitelikli bir görüşme gerçekleştiremiyor.
- Bir çok kişinin beraber yaşadığı barınma koşularında gerekli hijyen koşullarının sağlanması ve uygun izolasyon mümkün olmuyor.
- Salgın başladıktan sonra göçmenler arasında işsizlik oranı arttı. Bu durum kişilerin öncelikle beslenme gibi temel hizmetlere ve sağlık hizmetlerine erişimini etkiliyor.
- Genel sağlık sigortasından yararlanamayan kayıtsız/belgesiz göçmenlerin hastaneye kayıt aşamasında neler yapılacağıyla ilgili standart ve yazılı bir düzenleme olmadığından sorun yaşanıyor. Bu kişilerin yatış gerektiren bir tedaviye ihtiyaçları olduğunda, yatışın ücrete tabii olup olmayacağı konusunda bir açıklama yapılmadı.
- Farklı şehirlerde mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan kişiler arasında mülteciler de yer alıyor. Mevsimlik tarım işçilerinin çalışma alanlarının yerleşim merkezlerine uzak olması ve birçoğunun genel sağlık sigortası olmaması sağlık hizmetlerinden yararlanmalarını engelliyor.
- Avrupa sınırlarına taşınanların bir kısmı, salgın sürecinde yaşadıkları yerlere geri döndü, kalan kişiler ise sınır kapısının kapatılması üzerine 27 Mart’ta otobüslerle 9 farklı şehirde geçici barınma merkezlerine yerleştirildi. Bu merkezlerde 14 gün karantinada tutulmaları öngörüldü. Edirne’den 9 farklı şehirlerde geçici barınma merkezlerine yerleştirilen 5 bin 800 mültecinin 14 günlük karantinası 12 Mart’ta bitti ve otobüslerle farklı şehirlere götürüldü. Bazıların İzmir otogar çevresinde açık alanda kendi imkanlarıyla barınmaya çalıştıkları tespit edildi.
- Mültecilerin birinci basamak hizmet sunan GSM’lere ve rutin hizmetlere erişimi zorlaşıyor.
Sosyal ve ekonomik sorunların etkisi
- Kalabalık evlerde yaşayan ve hastalık belirtisi gösteren kişiler, damgalanma ve evden atılma korkusuyla sağlık hizmetlerine geç başvuruyor. Ayrıca pozitifliklerinin onaylanması durumunda evden ve işten atılma korkusuyla bu bilgiyi ev veya iş yerinde paylaşmıyorlar.
- Kişisel koruyucu kapsamında tüm göçmenlerin ve özellikle de kayıtsız/belgesiz göçmenlerin maskeye erişiminde zaman zaman kısıtlılık bulunuyor.
- Mülteciler arasında da işsizliğin artması barınma şartlarını, beslenme ve sağlık giderlerini ödeme durumlarını zorlaştırıyor.
- Bazı göçmenler, bu süreçte bazı yerlerde kayıtsız çalışmaya; pozitif olmaları durumunda bile maddi gelirlerinin kısıtlı olması nedeniyle gerekli izolasyonu sağlamayarak işe gitmeye devam ediyor.
- Gündelik kazanç ile geçinen mülteciler ve özellikle LGBTİ+ bireyler geçim sıkıntısı yaşıyor. Buna bağlı olarak temel besin maddelerine erişimleri sınırlıdır.
- Erişilebilen hijyen malzemeleri kısıtlıdır ve çocuk bakım malzemelerine ihtiyaç bulunuyor.
- Göç İdaresi, salgın süresince görüşmeleri durdurduğu için kayıt süreçleri devam eden kişiler belirsizlik içinde kaldı.
- Salgın koşullarında mülteci kadınların durumuna ayrıca önem vermek gerekir. Kamplarda, gecekondularda zor ve sağlıksız koşullarda yaşamalarının yanı sıra sokağa çıkmama ve evde kalma sürecinde ev içinde şiddete uğrama olasılıkları artıyor. Dil sorunu ve yabancı düşmanlığı nedeniyle şiddet uygulayan eşlerini ihbar ettiklerinde sınır dışı edilme korkusuyla güvenlik, adli ve sağlık kurumlarından gerekli hizmeti alamama riskleri de söz konusu. HABER MERKEZİ