
'Keşke aramızda olsalardı!'
Halime Torî: Kürt kadınları olarak mücadele tarihimiz boyunca çok büyük acılara katlandık. Savaşın tüm acıları ve hıncı adeta bizden çıkarıldı. Buna rağmen hiç bir zaman özgürlük sevdamızdan geçmedik. Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'i bu münasebetle bir kez daha anıyorum. Şehitlerimizin yarattığı değerlere daha fazla sahip çıkmalıyız. Bugünlere kolay gelinmedi. Fransa hükümeti bu katilleri ortaya çıkarmalıdır. Katledilen Fransız kadınları olsaydı, acaba hükümet yine böyle lakayt mı davranacaktı? Cinayetler karşısında suskun kalmak, onaylamak anlamına geliyor.
Hediye Durmuş: Bir Kürt kızı olarak festivale katılmanın coşkusunu ve aynı zamanda hüznünü beraber taşıyorum. İsimlerine festivaller adadığımız Sara, Rojbîn ve Ronahî hevallerin de bugün aramızda olup, sevincimize tanıklık etmelerini isterdim. Festivalin programını oldukça beğendim. Değişik ulustan kadınların burada olması ayrıyeten beni sevindirdi. Biz kadınlar dayanışmamızı daha güçlendirmeli, başta anadilimiz olmak özere tüm değerlerimize sahip çıkmalıyız. Uzun bir yoldan festivale katılmak için geldik. Ama festivalin coşkusu ve heyecanı tüm yorgunluğumuzu unutturdu.
'Ciddi, mücadeleci, barışçıl'
Karin /Almanya Marxist-Leninist Parti (LMPD): Burada herşeyden önce çok güzel onurlu genç ve yaşlı kadınlar görüyorum. Atmosferin sevinçli olduğunu söylemem yanlış olur. Daha çok ciddi, mücadeleci ve barışçıldır. Ve festivalin Paris'te katledilen üç Kürt kadın devrimciye atfedilmesi de çok anlamlı.
Renate Kunze: Atmosfer çok iyi. Burada sadece Kürtçe konuşulmuyor, aynı zamanda tercüme de yapılıyor. Beraber çalışma istemi görüyorum; bunun için de ortak bir dilimizin olması lazım. Bu yönüyle de anlamlı buldum.
Sozdar Sevim: Bir Kürt genci olarak festivale katıldım. Çok coşkulu geçiyor. Değişik ülkelerden kadınlar katılmış, Paris'te katledilen üç kadın devrimciye karşı tepki mesajları veriyorlar. Burada bulunmamızın amacı da, toplum içerisinde kadının rolünü ön plana çıkararak, kadın bilincini yaratmaktır.
Enternasyonal bir buluşma
Ayşe Ulmiyeter: Sosyalist Kadınlar Birliği olarak standımızı açtık. Festivalin tarihsel bir anlamı var. Zîlanlardan Sakinelere, Fîdanlardan Leylalara ve mücadele eden tüm kadın şehitlerimize adanmış bir festival. Biz siyasal güncelliği açısından da buradayız aynı zamanda. Kadınların birleşik mücadelesini, Kürdistan ve Türkiye'deki kadın özgürlük mücadelesini önemsediğimiz için buradayız. Burada değişik kadın örgütlerinden oluşan enternasyonal bir buluşma var. Dolayısıyla enternasyonal mücadelenin de bir ayağı aynı zamanda. Kadın kitlesinin coşkusu yansıyor. Ben ilk kez katılıyorum ve inanın çok mutluyum.
Müzeyyen Mandallıoğlu: Çok önemli bulduğum kadın festivaline her sene katılıyorum. Hep daha çok katılımın olmasını arzuluyorum. Çünkü kadın dayanışması ne kadar güçlü olursa, kadın özgürlüğü de toplum içerisinde o kadar yerini bulur.
Mutlak Bingöl: Festivali önemli bir eylem olarak görüyorum. Paris'te katledilen üç kadın devrimciye adanan bu festivali sahiplendik. Sahiplenme yeterli mi? Tabii ki hayır. Bu arkadaşların katilleri bulunmayıncaya kadar mücadeleye devam edilmesi lazım. Olay aydınlanıncaya kadar varımızla yoğumuzla takipçisi olacağız.
'Tüm Kürt çocukları katılmalı'
Azize Atlı: Dünya halklarına sesimizi duyurabilmek açısından daha çok katılımın olması lazımdı. Ne kadar çok isek, o kadar güçlüyüz demektir. Elimizden geldiğince bu mücadeleyi güçlendireceğiz. Tüm kadınlardan rica ediyorum birlik olsunlar ve sömürüyü kabul etmesinler. Verilen mücadeleye sahip çıksınlar.
Nazan Ölgüt: Festivale katılmak için Hamburg'dan ailece geldik. Bu seneki festivalin Paris'te katledilen üç yoldaşımıza adanmasını çok anlamlı buldum. Biz Kürdistanlı kadınlar başta Sakine Cansız olmak üzere diğer şehitlerimizin bu uğurda verdiği mücadeleyi unutmamalıyız. Katillerinin bulunup yargı önüne çıkarılana kadar eylemlerimizi devam ettirmeli, Fransa hükümetinden hesap sormalıyız.
Serxwebûn Teya: Bugün burada Zarokên Aram Tîgran Korosu olarak da sahnede yerimizi aldık. Bütün Kürt çocukların böylesi etkinliklere katılmasını istiyorum. Çünkü kültürümüze ve Kürtlüğümüze sahip çıkmamız lazım. Çünkü biz bu halkın geleceğiyiz ve kültürümüze sahip çıkıp kendimizi tanımalıyız.
Şadiye Beyaz: Biz kadınlar, her açıdan erkek egemen sistemin baskılarına maruz kaldık, çok acılar yaşadık ama özgürlük mücadelemizden taviz vermedik. Bugün Kürt kadınların edindiği bilinç ve toplum içerisinde üstlendiği rol, tüm dünya kadınlarına öncülük edecek düzeydedir. Bu gücü Önderliğimizden ve şehitlerimizden aldık. Bu festivalle Kürt kadınlar, 'Saralaşmak: Kararlılık, sınır tanımamazlık ve özgürlüktür ' şiarıyla hem sürece denk bir mesaj verdi, hem de bu katliamın aydınlatılması yönünde örgütlü bir şekilde kararlılığını sergileyip, mücadele edeceğinin duruşunu sergiledi.
'Gökyüzünden bizi izliyorlar'
Mithat Kaya: Bu seneki festivale erkeklerin güçlü katılımı beni sevindirdi. Sakine Cansız, hepimizin yoldaşıydı. Tüm insanlar tarafından bu kadar sevilen bir insanın katledilmesini bir türlü içime sindiremiyorum. Cansız ve yoldaşlar, Türkiye ile Fransa hükümeti arasındaki ekonomik çıkarlara kurban edildiler bence. O en çok barışı isteyen insanlardan birisiydi. İnanıyorum ki şimdi gökyüzünde gülümseyerek bizi izliyor şehitlerimiz. Festivalde çevreye gelişigüzel atılan çöpler beni çok üzdü. Savunduğumuz ekolojik sistemin ruhuna uygun yaşamıyoruz. Sonuçta yine halk olarak bunun cezasını bizler çekiyoruz.
Mehtap Erol: Sara yoldaş aynı zamanda kuzenimdi. Ailesi olarak bu olayı bir türlü kabullenemiyoruz. Katliamın üzerinden 165 gün geçmesine rağmen Fransa devletinin herhangi bir açıklamasının olmaması bizi cidden düşündürüyor. Yoksa katiller biliniyor da, korunuyor mu? Sara ve yoldaşlarının şahsında Kürt kadının umuduna ve geleceğine kurşun sıkılmak istendi. Hukuk mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.
Alişer Dêrsim: Sakine'ye ve yoldaşlarına göstermiş olduğum sevgi ve saygıdan dolayı bu festivale katıldım. Sayelerinde gerçek kimliğimizle buluştuk. Keşke onlar da şimdi aramızda olsalardı! Ne yaparsak yapalım şehitlerimizin hakkını ödeyemeyiz. Bizler daha özgür olalım diye canlarını verdiler. O güzel insanların şahsında hepimizin umutlarına ve geleceklerine kurşun sıkmak istediler. Onlara inat varız ve var olacağız! Onların anılarına ve ideallerine sahip çıkarak yaşatabiliriz onları. Güzel bir festivaldi benim için. Her çarşamba günü Fransız konsoloslukları önünde yapılan eylemlere insanların daha çok katılması gerektiğini belirtiyorum.
EVÎN AKSOY-MEHMET ZAHİT EKİNCİ/DORTMUND