Kış mevsiminin zorlayıcı ve engelleyici özelliklerinin Türk ordusu açısından da geçerli olduğunu kaydeden KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan, "Elbette tarzda, taktikte, yöntemde değişiklikler olacak. Alan hakimiyeti biçim, yöntem değiştirecektir" diye vurguladı.
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan, 4 aylık gerilla hamlesinin sonuçları, mevcut durum ve önümüzdeki kışın etkileri ile tarafların siyasi ve askeri pozisyonları konusundaki sorularımızı yanıtladı.

2012 yılı hamlesini gerilla açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hamle, bugün itibariyle dördüncü ayını dolduruyor. 19 Haziran’da Oramar-Şitaza  eylemiyle başladı; Şemzînan, Çelê, Beytüşebap, Bingöl, Dersim ile devam etti; Eylül ayı itibariyle Kuzey Kürdistan'ın bütün sahalarına yayıldı.
Kuşkusuz direnen sadece gerilla da değil; Önder Apo ve zindanlardaki tutsaklar ile bütün halk direniyor. Hepsi amacını tek noktada birleştirmiş durumda: Önder Apo’ya özgürlük! Herkes çok iyi biliyor ki İmralı sisteminin parçalanması ve Önder Apo’nun özgürlüğünün sağlanması Kürdistan'daki tüm özgürlüklerin elde edilmesini ve demokratik yaşamın gelişmesini sağlayacak.
Amacı gerçekleştirme konusunda tam bir  kararlılık var. Hiçbir saldırı, oyun, hile başta gerilla olmak üzere Kürt halkının başlattığı bu büyük özgürlük yürüyüşünü durduramıyor.
Dört aylık gerilla hamlesiyle gelinen nokta, ulaşılan düzey işte bu.

Bu dört aylık süreci biraz daha açar mısınız?

Geçen dört ayın doğru değerlendirilmesi kuşkusuz herkes açısından önem taşıyor. Bu büyük hamle içerisinde çok gelişme oldu. Şemzînan, Oramar, Çelê, Beytüşebap önemli ölçüde gerilla denetimi altına girdi. Büyük çarpışmalar yaşandı. 30 yılık Kürdistan savaşının en büyük operasyonları, çatışmaları, devrimci hamleleri bu dört aylık süre içerisinde oldu. Demokratik Özerklik çözümünü sağlamak üzere Kürt halkının gerilla öncülüğünde geliştirdiği devrimci halk savaşı hamlesi olarak görmek gerekli.
Yaşanan orta ölçekli bir savaş durumudur. Ortada gerçekten de bir ölüm-kalım direnişi var. Bir halkın var olma, özgür yaşama umutları söz konusu. Bunun karşısında ise dünyanın en gerici, en haksız, en insanlık dışı, alçakça saldırıları var. Bu savaş gerçeğini iyi anlamak lazım.
Diğer yandan bu savaşın ağır bir bedelinin olduğu da tartışmasızdır. Taraflar açısından son derece yıpratıcı, zorlayıcı bir savaş. Bunu iyi bilelim.
Türk ordusunun savaşamaz duruma geldi, büyük zayiat verdi. AKP’nin örgütlemeye çalıştığı paralı ordunun da belkemiği kırıldı.
Kısaca ordu, birçok alanda denetimini kaybetmiş, kendini savunmaya almış, doğru dürüst operasyon yapamaz bir konuma gelmiş bulunuyor. Diğer yandan ölü ve yaralıları çoktur.
Bu bakımdan devlet ve hükümet siyaseten de ciddi bir biçimde sıkışmayı, zorlanmayı yaşıyor.

Kürtler açısından…

Kuşkusuz bizim açımızdan da büyük bir bedeli var. Her şey büyük bir çabayla, hazırlıkla, emekle, kanla elde ediliyor. Toplum açısından da bedeli ağır.
2012 güzü itibariyle bütün alanlarda gerilla eylemliliği sürüyor. Bu durum yayılarak ve derinleşerek de sürecek.

Mevsim koşullarını da dikkate alarak alan hakimiyeti konusunda bundan sonraki yaklaşımınız nasıl olacak?

Kuşkusuz gerilla yürüttüğü savaşta coğrafyanın ve mevsimin koşullarını dikkate alıyor. Her mevsimin ve her coğrafyanın özelliklerine göre planlanıp yürütülen bir savaş tarzı, taktiği bulunur. Her mevsime göre kendini örgütleme, hazırlama ve savaşma yeteneklerine sahip. Kış mevsiminin zorlayıcı, engelleyici özellikler taşıdığını, kış koşullarının hareketi önemli ölçüde sınırlandırdığını biliyoruz. Bu, kuşkusuz sadece gerilla açısından değil, Türk ordusu açısından da geçerlidir.
Kış boyunca mücadelenin süreceği tartışmasızdır. Elbette tarzda, taktikte, yönteminde değişiklikler olacak. Alan hakimiyeti biçim, yöntem değiştirecektir.
Bu kış her zamankinden daha fazla mücadelelere sahne olan bir kış olacak. Gerillanın buna hazırlıkları var.

Türk devleti Süper Kobralar, uzun menzilli güdümlü füzeler ve son teknolojik silahlar alıyor. Türk devleti bu silahlardan medet umuyor. Bu etkili olur mu?

Kuşkusuz bir savaşta tekniğin önemli bir rolü vardır. Savaşın tarzı ve taktiği diğer unsurlarla birlikte savaşı yürüten gücün sahip olduğu teknik araçlara göre de şekillenir. Savaş planlaması ve uygulaması bunu da dikkate alır, düzenler. Teknik güç bir ordu açısından tarz ve taktik zenginliğe, yaratıcılığa yol açar. Vuruş gücünü yükseltir, arttırır. Fakat bütün bu özelliklere rağmen belirleyici unsur teknik değildir. Hala savaşın kaderini insan unsuru belirliyor. Savaşan insanların amacına bağlılık; bu amaç için kendilerini feda etme; eğitilmişlikleri ve örgütlülük durumları belirleyicidir.
Savaşçılarını yürüttükleri savaşın amacıyla eğitemeyen, donatamayan, amaç bağlısı kılamayan, dahası esas amacını savaştırdığı insanlardan gizlemek durumunda kalan ordular ise daha fazla tekniğe dayanmak, etkin rol oynatamadığı insandan doğan boşluğu teknik güçle doldurmak durumunda kalırlar. Türk ordusunun geldiği nokta tamamen bu. Tecrübesi de olmayan, son derece menfaatçi daha çok mevki düşkünü, çıkarcı, para için bu işi yapan bir topluluk kalmış durumda. AKP'nin ordusu bunu ifade ediyor.
Bu ordu doğru dürüst çatışmaya da giremiyor. Birçok general ve subay görev de kabul etmedi. Bu zayıflık, teknikle doldurulmaya çalışılıyor. AKP Hükümeti Türkiye'nin bütün imkanlarını savaşa seferber ediyor. Maliyesinin hepsi aslında savaşa aktarılmış durumda. Dikkat edilirse zamlar peş peşe geliyor.
AKP Hükümeti en ileri tekniğe ulaşarak bu insan zayıflığını aşabileceğini sanıyor. Son dönemdeki savaşta bu tür silahların hepsi de kullanılıyor. Buna rağmen başarılı olunamadı. Teknik ve para zafere ulaştırmıyor.
 
Türkiye toplumu açısından bunu anlamı nedir?

Türkiye halkının bütün imkanlarını; gençliğinin özgür geleceğini böyle bir savaşa hasretmek suçtur. Herkesin bu gidişe dur demesi gerekli. AKP Hükümeti'nin de paralı askerle ve daha çok teknikle sonuç alamayacağını bilmesi;
ABD kışkırtıcılığına da dikkat etmesi lazım.

ABD kışkırtıcılığı?

AKP'yi daha çok savaşa teşvik eden, modern teknik almaya teşvik eden çevrelerin olduğunu görüyoruz. Bin Ladin modeli olabilirmiş, PKK yöneticileri vurulabilirmiş, vurulurlarsa Kürt sorunu ortadan kalkabilirmiş! Bunların hepsi boş sözler, beyhude çabalardır. Birkaç kişiyle yürümüyor bu mücadele. Bir halk direniyor. Önderlik düzeyine de böyle yaklaştılar ama sonuçlar ortadadır.
PKK, bambaşka bir örgüt, bambaşka bir hareket.
Kürt halkının gücüyle, imkanlarıyla bilinç ve örgütlülüğüyle gerçekleşen, direnen, mücadele eden bir hareket. Halkın ta kendisi. Bu bakımdan da PKK’lileri söylenenler gibi sıkıştırmak, kıstırmak, alt etmek de öyle kolay değildir.

Türkiye Meclisi'nde savaş tezkeresi geçti. Gerilla tezkerenin geçmesi nasıl okunuyor ?

Bu altıncı tezkere oluyor. Geçen beş yıldaki sonuç bu önümüzdeki altıncı yılın da nasıl geçeceğini bize gösteriyor. Değişik bir durum kesinlikle söz konusu olmayacaktır. Hükümet ve ordu zayıfladı, gerilla ise daha çok güçlendi.
Zaten tezkere olsa da olmasa da Türkiye'nin önünde bir engel de yok. Tezkereler bir formalite oluyor. Irak hava sahasını ABD denetliyor. ABD Türkiye'ye çoktandır hava sahasını ihlal etme, operasyon yapma hakkını vermiş durumda. ABD bu düzeyde TC’yi destekliyor. Güney Kürdistan yönetimi de Medya Savunma Alanları'na dönük Türk operasyonuna kapıları ardına kadar açmış bulunuyor. Mevcut tezkere herhangi bir yenilik getirmedi.
Aslında yeni olan Suriye'ye dönük olan ikinci tezkere. Batı Kürdistan'ı boşaltmayı, işgal etmeyi, insansızlaştırarak bir askeri alan haline getirmeyi hedefliyor. Buna göre bir sınır mevzilenmesi yarattılar.
Suriye'de savaş olur mu olmaz mı, Türkiye girer mi girmez mi, onun için bir şey demeyeceğiz, ama eğer Türk ordusu Suriye Kürtlerini tehdit ederse, onlara saldırmaya kalkarsa, Batı Kürdistan'ı tampon bölge yapmak gibi bir amaç doğrultusunda işgal etmeye, insansızlaştırmaya yönelirse buna karşı dört parçada ve yurtdışındaki Kürt halkı ölümüne direnecektir. Kürdistan özgürlük gerillası bu direnişe öncülük edecektir. Bunu herkes bilmelidir. Türk-Kürt savaşı bütün cephelere, bütün alanlara yayılacak, daha çok derinleşecektir. Herkes bunu bilmeli, bu gerçeği görmeli, dikkate almalıdır.
Özellikle de Türkiye'deki aydınlar, siyasetçiler, demokratik barış sever insanlar bu gerçeği görsünler. Bunu engellemek için AKP'nin bu tehlikeli, Türkiye'yi felaketlere sürükleyecek, faşist Kürt düşmanı, savaş yanlısı zihniyetine ve politikasına karşı durarak ona karşı mücadele etmelidir.

Y.Ö. POLİTİKA/BEHDİNAN