Kadına, verili tarih yazınında biçilen rol, ikincil, pasif, köle, cariye;  en iyi ihtimalle ise kurtarılan şeklinde olmuştur. Gerçekliğin ters yüz edilmesiyle, kadını tarihsizleştirmek ve hakikatine yabancılaştırmak amaçlanmıştır. Hakikat, kadının tarih yazmaya başlamasıyla ortaya çıkacaktır. Çünkü yeryüzü üzerinde kadının tarihi, yalnızca kölelik tarihi değil; aynı zamanda da özgürlük mücadeleleri tarihidir. Bu durum dünyanın her yerinde olduğu gibi Kürdistan’da kadının tarihi açısından da geçerlidir.

 

Özgün örgütlülükler oluştu

Kürdistan kadınları özgürlük mücadelesine ırkçı, militarist, cinsiyetçi ideolojileri ortadan kaldırmanın örgütlü mücadeleden geçtiği bilinciyle yola çıktı. 1990’larda özgürlük mücadelesinin gelişmesiyle birlikte kadınlar kültür, sanat, basın, sendika, siyasi parti gibi alanlarda giderek daha fazla yer almaya ve kendi özgün örgütlülüklerini oluşturmaya başladılar. Bu doğrultuda 1992’de kurulan Yurtsever Kadınlar Derneği ve 1993’te kurulan Özgür Kadın Derneği ile Dicle Kürt Kadınlar Merkezi kadınların dayanışma ve örgütlenme kurumlarına dönüştü.


Komisyonlardan eşbaşkanlığa

 Aynı zamanda kadınlar siyasi partilerin kuruluşundan itibaren aktif rol aldılar. 1990’da HEP’te siyasete başlayan Kürdistanlı kadınlar, 1994’te HADEP’te kadın birimleşmeleri ve ardından kadın komisyonlarının oluşturulmasıyla ilk özgün kadın örgütlenmesini oluşturdu. 1999 yerel seçimlerinde Türkiye genelinde seçilen toplam 16 kadın belediye başkanından üçü Kürt Özgürlük Hareketi bünyesinde seçimlere katılmıştı. Bu adım Türkiye’de kadının siyasete katılım oranını yükseltmiş, kadının siyasete daha fazla katılımı gereği konusuna dikkat çekerek ve toplumda bu yönde bir farkındalık yaratmıştır. Kürdistanlı kadınlar, mevcut deneyimleri ışığında 2000 yılında kadın kolları örgütlenmesine yöneldi. Bu dönemde kadınlar için özerklik ve pozitif ayrımcılık ilkesi tanımlandı. Bu çerçevede kadın kotası 1/4 olarak saptandı. Aşama aşama gelişen kadın özgürlük mücadelesiyle birlikte kadının siyasi alandaki katılım oranı da giderek artmış, en son 2014 yılında eşit temsiliyetin sağlandığı eşbaşkanlık sistemine ulaşılmıştır. Eşbaşkanlık sistemi özünde demokratik, eşit ve özgür katılımı ifade etmekte olup aynı zamanda tüm toplumun özgürleşmesi hedefini kendi içinde ihtiva etmektedir.

 

Kadın mücadelesi toplumsallaştı

Kuşkusuz tüm bu gelişmeler kadınların artan mücadelesi ve örgütlülüğü ile gerçekleşmiştir. 2003’te tüm çalışma alanlarındaki özgün kadın örgütlenmeleri İstanbul’da yaptıkları kongreyle DÖKH (Demokratik Özgür Kadın Hareketi) adı altında bir hareket çatısı altında birleşerek kendini yeniden örgütledi. DÖKH, kadın özgürlük mücadelesinde edindiği deneyimleri dünya kadın hareketlerinin mücadele ve örgütlenme deneyimleriyle birleştirmeyi hedefledi. Kadının demokratik katılımını daha da geliştirmek ve derinliğine bir toplumsal örgütlenme amacıyla kendisini kadın meclisleri biçiminde il ve ilçelerde örgütlemeye başladı. Kadınlar kurumsal bir yapının inşasıyla birlikte, sayısı ve niteliği artan farklı yerel ve merkezi eylem, etkinlik ve kampanyalarda bir araya gelmeye başladı.

Her çalışma kadınlara daha fazla yaşam alanı açarken, aynı zamanda yeni mücadele konularını ve yeni toplumsal hedefleri gündeme getirdi. Her alanda yürütülen farklı ortak kampanyalarla kadın mücadelesinin toplumsallaşması amaçlandı. Toplumsal ihtiyaçların dayattığı çeşitli konu başlıklarında düzenli aralıklarla kampanyalar yürütüldü. “Biz kadınız, kimsenin namusu değiliz. Namusumuz özgürlüğümüzdür!”, “Tecavüz kültürünü aşalım, demokratik özgür toplumu yaratalım!”, “Kadın kırımı toplum kırımıdır. Kadın kırımına hayır!” ve “Özgür kadınla demokratik ulusa” kampanyaları DÖKH’ün örgütlü bulunduğu her yerde eş zamanlı ve geniş katılımlı bir biçimde yürütüldü. Ulusal ve uluslararası düzeyde pek çok çalıştay ve konferans gerçekleştirildi. Ulusal Kürt Kadın Konferansı’ndan, Ortadoğu Kadın Konferansı’na kadar çeşitli önemli platformlara ev sahipliği yapıldı.

 

DÖKH’ten KJA’ya

 11 yıllık mücadele sürecinde önemli deneyimler edinen ve geniş çaplı bir örgütlenmeye ulaşan DÖKH, derinlemesine örgütlülüğü sağlamak ve demokratik toplumun gelişiminde ihtiyaç duyulan tüm konularda cevap olmak amacıyla örgütlenme modelini yeniden gözden geçirme ve geliştirme ihtiyacı duymuştur. Bu amaçla DÖKH, 10 Ocak 2015’te sekizinci ve son konferansını düzenleyerek bir kadın kongresine gitmeyi kararlaştırdı. Kadın özgürlük mücadelesinin zengin deneyim ve kazanımlarının bir sonucu olarak 31 Ocak-1 Şubat 2015 tarihinde, Amed’de “Özgürlüğe Yürüyen Kadınla Demokratik Ulusa” şiarıyla düzenlenen 1. Kadın Kongresi, 501 delegenin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Kongreya Jinên Azad (KJA) 21. yüzyılın en temel çelişkisinin cins çelişkisi olduğu gerçeğinden hareketle tüm toplumsal sorunların çözümünü demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigma temelinde ele alarak, kapitalist modernitenin tekçi ve merkeziyetçi ulus devletine karşı kadınların demokratik konfederal çatı örgütü olarak kurulmuştur. KJA Kürdistan’da yaşayan tüm halklar, inançlar, kültür ve toplumlara mensup kadınların ortak dayanışma, öz irade ve öz yönetim organıdır. Toplumun çoğulculuğu ve farklılığının kendisini ifade edebileceği, toplumsallığın ve toplumsal sorunların çözümünün örgütlenme aracıdır. Toplumun kadın eksenli yeniden inşasında aktif rol oynayan kongremiz, aynı zamanda kendisini tarihten günümüze kadar gelişen tüm toplumsal ve kadın mücadelelerinin mirasçısı ve özgürlük ideallerinin gerçekleştiricisi olarak kabul etmektedir. Bu temelde kadın özgürlük sistemini, demokratik konfederal örgütlenme modeli aracılığıyla Kürdistan başta olmak üzere ve tüm dünyada gerçekleştirilmesi için öncülük görevini üstlenmiştir.

KJA “Kadın özgürleştikçe toplum özgürleşir” ilkesiyle 2015 yılı boyunca komün, meclisler il, ilçe ve mahallerde meclis ve komün esasına göre özgün ve özerk örgütlenmelerini kurarak, demokratik ulus boyutları çerçevesinde komisyonlar oluşturmayı amaçlamaktadır.

 

Tüm kadınlar özgür olana dek

 Kobanê zaferine atfedilen 1. KJA kongresinin verdiği moral ve coşkuyla KJA, “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Mücadele ve Dayanışma Günü” merkezi eylemliliğini “Dünya Kadın Yürüyüşü” olarak planlamıştır. 12 Ekim 2014 tarihinde Bask ülkesinde düzenlenen toplantıda davetimiz üzerine, Kobanê direnişinin selamlanması, bu eylemin fikrini ortaya çıkarmıştır. Bu temelde KJA, 4. mücadele yılına dünya kadınlarının birliğini ve ortak mücadelesini hedefine koyarak “Bütün kadınlar özgür oluncaya kadar yürüyeceğiz!” şiarıyla Nusaybin’de başlatma kararı almıştır. Dünya Kadın Yürüyüşü 6 Mart’ta Nusaybin’de başlayacak ve 7 Mart’ta Nusaybin’de yapılacak mitingi ardından aynı gün Mardin’e yürüyüş düzenlenecektir. 8 Mart’ta Amed düzenlenecek mitingin ardından 9 Mart akşamı Antakya’ya doğru yoluna devam edecektir.

8 Mart’ta Kobanê ve Şengal’in direniş ruhu ve gücüyle, yüzyıllardır sömürü altında olan Ortadoğu halklarının barış özlemlerine cevap olacak şekilde tüm kadınlar “Kobanê’de Direnen Kadınla Örgütlenelim, Yaşamı Özgürleştirelim” şiarıyla meydanlarda buluşmayı hedefliyoruz.


Yüksel BARAN /KJA Yürütme Üyesi


Yarın:  TJKE Temsilciliği Üyesi Nursel Kılıç, Avrupa'da Kürt kadınların mücadelesini değerlendirdi.