Amed’de düzenlenen konferansta bir araya gelen kadınlar, Leyla Güven’in tecride son verilmesi talebiyle başlattığı eylemi büyütme sözü verdi. Kadınlar, “Örgütlülüğümüzü de özgürlüğümüzü de pazarlık konusu yapmayacağız” dedi.

Özgür Kadın Hareketi (TJA) ve Halkların Demokratik Kongresi (HDP) Kadın Meclisleri, “Örgütlülüğümüz Özgürlüğümüzdür” şiarıyla konferans gerçekleştirdi.

Türkiye’nin dört bir tarafından 500 kadının katılımıyla düzenlenen konferansta, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve HDP Colemêrg Milletvekili Leyla Güven’in Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde sürdürdüğü açlık grevi ve Güven’in kaldırılmasını talep ettiği Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit ana gündem oldu. Söz alan her kadın bu talebi sahiplendiğini belirterek dışarıdan bu eylemin başlatılması gerektiğini ancak geçmiş yıllarda olduğu gibi yine sesin cezaevlerinden yükseldiğini belirtti.

 

Sokaklar terk edilmedi

Savaş ve baskı ortamında geçen 3 yılı da değerlendiren kadınlar, Özgür Kadın Kongresi (KJA) başta olmak üzere tüm merkezi ve yerel kadın çalışması yürüten dernek ve kurumların kapatıldığını, belediyelere atanan kayyumlar ile bu uygulamanın devam ettirildiğini ifade etti. Bunun sonucunda örgütlülüklerinin zayıfladığı ancak sokakların terk edilmediği vurgulandı.

Kadına şiddet ve devam eden şiddet türlerine ilişkin tartışmaların da yürütüldüğü konferansta, şiddete karşı mücadelenin ortaklığı, kadın dayanışmasının önemi dile getirildi.

 

 Tecrit kadın özgürlüğüne karşıdır

Türkiye ve Kürdistan’da Leyla Güven’in eylemiyle bir kez daha ana gündem haline gelen tecridin sadece bir parti liderine yönelik olmadığını vurgulayan kadınlar, “1999’dan bu yanan devam eden tecrit her geçen gün daha da derinleştirilmiştir. Öcalan’a yönelik yaklaşım ve tutum, artık tecrit tanımıyla da sınırlandırılamayacak durumdadır. Tecrit aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşmesine, kadınların özgürleşmesi ve örgütlülüğüne, halkların bir arada yaşamına karşıdır. Biz bu yüzden sadece Öcalan’ın sadece avukatları ya da ailesi ile görüşme yapmasını yeterli bulmuyoruz. Öcalan’ın özgürlüğünü esas alıyor ve mücadelemizi bu temelde büyütüyoruz” dedi. Kadınlar, tecrit edilen şeyin Öcalan’ın fikirleri ile demokratik, kadın özgürlükçü ve ekolojik özgürlükçü paradigmasının olduğunu vurguladı.

31 Mart hesap sorma günü

Konferansta 31 Mart 2019’da yapılacak yerel seçimler de ayrı bir başlık olarak tartışıldı. Bu seçimlerin, ilk elden eşbaşkanlık ve kadın kazanımlarına bir saldırı niteliğinde kabul ettikleri kayyumlardan hesap sorma günü olduğu vurgulandı. Eşbaşkanlıktan vazgeçmeyeceklerini dile getiren kadınlar, meclis üyeliklerinde de uygulamaya koymayı planladıkları fermuar sisteminin ayrıntılarını tartıştı.

‘Özgürlüğümüzü pazarlık konusu yapmayacağız’

Yerel seçimleri aynı zamanda kadınların yeniden sokak sokak, ev ev örgütleneceği bir dönem olarak tanımlayan kadınlar,  kamuoyuna şu yanıtları vereceklerini belirtti: “Biz kadınlar vardık, varız. Bizi yok edemezsiniz. Özgün kadın örgütlenmemizden vazgeçmeyeceğiz. Eş yaşam anlamını da taşıyan eşbaşkanlık uygulamasından vazgeçmeyeceğiz. Kadınlar olarak özgürlüğümüzü de örgütlülüğümüzü de pazarlık konusu yapmayacağız.”

 

HABER MERKEZİ

 
 

Eylemime devam edeceğim kazanacağız

   

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan ağır tecridin kaldırılması talebiyle Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, TJA ve HDP Kadın Meclisi tarafından düzenlenen konferansa mesaj gönderdi.

Güven mesajında, “Konferansınızı selamlıyorum. Dışarıda bana destek veren ve benim için direnen tüm kadınları selamlıyorum. Özellikle Barış Annelerine sevgilerimi ve selamlarımı gönderiyorum. Ben Kürt halkına dayatılan zulmü ve tecridi protesto etmek için bu eyleme başladım. Eylemime cevap almadığım sürece de devam edeceğim. Haklı bir mücadele olduğunu biliyorum ve kazanacağız” dedi.

 
 

‘Leyla Güven’in mücadelesini yükselteceğiz’

 

“Örgütlülüğümüz özgürlüğümüzdür” şiarıyla gerçekleştirilen konferansta, yapılan değerlendirmeler ve yürütülen tartışmalar sonucunda hazırlanan sonuç bildirgesi açıklandı.

Sonuç bildirgesinde, Öcalan üzerindeki tecridin Ortadoğu’da krizlere neden olduğu vurgulanarak, Leyla Güven’in açlık grevine ilişkin şu ifadeler kaydedildi:  “İmralı’da Sayın Öcalan’a uygulanan mutlak tecridin kaldırılması için ve yükselen faşizme karşı açlık greviyle direnişe duran DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in direnişi, Kürt kadın mücadelesinin yarattığı toplumsal değerlerin ve tarihsel birikimin sonucu olarak anlamlı ve onurludur. Bu direnişi ve cezaevlerinde başlayan açlık grevi direnişlerini selamlıyor, mücadeleyi yükseltme kararlılığımızı yineliyoruz.”

Bildirgede, devletçi sistemlerin geliştirdiği kaos kadar Kürtler öncülüğünde gelişen devrim imkanları da değerlendirildi. 21. yüzyılın mücadele karakteri de ortaya konularak, mücadele sürecinin öncelikli görevlerine dair şunlar belirtildi: “İktidarda olan ve her gün biraz daha kurumlaşan faşizme karşı etkili, radikal ve sonuç alıcı mücadeleyi tüm kadınlarla birlikte yürütmek temel önceliğimizdir. Yine tüm kurumlarımızda kadın mücadelesini geriye çeken, yok sayan anlayış ve zihniyetlerle de kadın bilinciyle radikal mücadele yürütmek, özgür eş yaşamı toplumsallaştırmak ve her alanda yaşamsallaştırmak kadınlar olarak önümüzdeki dönem  temel sorumluluklarımızdandır.

Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’a yönelik, 20 yıldır İmralı’da yürütülen mutlak tecrit toplumsal sorunları derinleştirmiş, sorunları içinden çıkılmaz bir noktaya taşımıştır. Oysa ki Sayın Öcalan, geliştirdiği demokratik ulus paradigması ile sadece Türkiye de değil, tüm Ortadoğu da çözümün yolunu ve yöntemini net olarak ortaya koymuştur. Bu açıdan Sayın Öcalan’ın özgür yaşam koşullarına kavuşması Ortadoğu halklarının ve bütün kadınlarının özgürleşmesi açısından elzemdir.”

Sonuç bildirgesinde şu kararlaşmalar açığa çıktı:

Eylemleri yükseltme kararlılığı

  • Sayın Öcalan’a uygulanan mutlak tecridin kırılması için başlatılan eylemsellikleri sahiplenmiş, daha da yükseltme kararlılığını yinelemiştir.

Ulusal Kadın Kongresi elzem

  • Ortadoğu yeniden şekillendirilirken, yüzyıl önce dört parçaya ayrılan Kürdistan da ve dünyanın değişik coğrafyalarında mülteci olarak yaşamak zorunda bırakılan Kürtlerin yeni dönemde bir arada, ulusal birlik çerçevesinde durması her parçanın statüsü için önemlidir. Biz kadınlar olarak, Kürt ulusal birliğinin sağlanması ve kalıcılaşmasını ayrıca önemli buluyor, bu temelde aktif çalışmalar içinde olmayı Kürt Ulusal Kadın Kongresini toplamayı, yeni dönemde elzem görüyoruz. Demokratik ulusal birliğin sağlanması için, Ulusal Kongre’nin bir an önce toplanması acildir ve bu temelde Kürdistani tüm halklar ve inançlara çağrıda bulunuyoruz.

Temel strateji, daha güçlü örgütlenme

  • Biz TJA’lı kadınlar köklü bir mücadele geleneğine sahibiz. Her kazanımıza büyük bedeller ödeyerek ulaştık. Örgütlülüğümüzü güçlendirirken, kurumsallaşmalarımızı yaratırken güçlü bir gelenekten geldiğimizden hareketle, Faşizmin ‘önce kadını vurun’ diyerek yapmayı hedeflediği kadın kırımına, şiddet ve tecavüze karşı daha güçlü örgütlenme iddiamızı konferansımız değerlendirmiş, önümüzdeki dönemde daha güçlü örgütlenmeyi temel strateji olarak açığa çıkarmıştır.

Seçimlerde gaspçı rejimle hesaplaşma

  • Önümüzdeki dönem yerel seçimler yapılacaktır. ‘Yerel yönetimler toplumun direnen öz kimliğidir’ belirlemesi,  kadın-yerel yönetimler bağını daha da anlamlı kılıyor. Kadın toplumsallığın temel yaratım gücüdür. Bu açıdan yerel yönetim seçimleri biz kadınlar açısından başka bir anlam da ifade ediyor. Başta eşbaşkanlık ve eşit temsiliyet olmak üzere bir çok kazanımı bu zeminde gerçekleştirdik. Ancak kazanımlarımız gaspçı kayyım rejimi tarafından tahrip edildi. O açıdan bu seçimlerde gaspçı rejimle hesaplaşma temellinde seferberlik ruhu ile örgütlenip, çalışmalarımızı yürüteceğimiz konferansımızca belirlenmiştir.”