Rojava’da 20 seneyi aşkın bir süredir devam eden örgütlülük ve akabinde oluşturulan bölgesel bir yönetim, yıllarca yok sayılmış bir halkın kendi özüne dönüşünü de bütün dünyaya gösteriyor. Bunun en önemli bir göstergesi anadilde eğitimdir. Daha önce Arap alfabesi kullanan Rojava halkı, özgürlük hareketinin yükselişiyle birlikte Latin alfabesine geçiyor. Anadilde eğitim vermek üzere açılan kurumlar, Latin alfabesini temel alarak bir eğitim modeli ortaya koyuyorlar.  2004 yılında Ankara’da kurulmuş olan Kurd-Der’in Başkanı Mustafa Karaman’la özelde Rojava’nın Latin alfabesine geçişini, genelde Kürdistan’ın dört parçasındaki eğitim ve öğretim imkanlarını konuştuk.


Rojava’da Latin alfabesine tam olarak ne zaman geçildi?

Özgürlük Hareketi’nin başlangıcından itibaren geçildi bu alfabeye. Sayın Öcalan’ın Suriye’de bulunduğu dönemde temelleri atıldı.

Daha önceden anadilde eğitim veriliyor muydu Rojava’da?

Türkiye’deki gibi gizliydi bu eğitimler. Açıktan, resmi bir şekilde verilen bir eğitim yoktu.

Bu da sanırım Arap alfabesiyle yapılıyordu...
Evet, kendi imkanlarıyla Arap alfabesinde eğitim verilebiliyordu. Zaten orada da birçok değerli yazarımız, şairimiz, Kürt kültürüne hizmet eden insanlarımız çıkmıştır. Şimdi Suriye’deki bu hareketlilik, Kürtler için bir şanstır. Temeli 20-30 sene önce atılmış bir örgütlenme vardı ve bu örgütlenme şimdi meyvesini veriyor. Yani kendiliğinden oluşan bir süreç değildir.

Rojava’nın özgürleşmeye başlamasıyla Latin alfabesiyle anadilde eğitim olanakları doğdu sanırım?

Evet, şimdi daha somut bir şey var önümüzde. Tabii her yerde olduğu gibi ilk kez anadilde eğitime geçiş, beraberinde bazı sıkıntıları doğuracaktır. Ama bu bir başlangıçtır, önemli bir adımdır. Biz bu adımı önemsiyoruz ve bu konuda da üzerimize düşen görev neyse yapmaya hazırız.

Anadilde eğitim veren kaç okul var? Eğitmen kadrosunda bir sıkıntı var mı? Öğrenciler iyi bir eğitim alabiliyorlar mı?

İyi bir şekilde eğitildiklerini söylersek biraz eksik olur. Ama dediğim gibi bu önemsenmesi gereken bir başlangıçtır. Bu konuda bizim sunabileceğimiz destek sınırlıdır. Materyal gönderiyoruz, ki bu materyallerde eğitim elemanları yetiştirecek kaynaklar da var.

Aynı zamanda öğretmenler de yetiştiriliyor Rojava’da...

Evet, bir öğretmen sıkıntısı var ve bunun üzerine bazı çalışmalar yapılıyor. Sadece Rojava’da değil, Türkiye’de de eğitim üzerine talepler var. Ankara’daki derneğimizde bu talepleri karşılayacak kadar yeterli kadromuz var. Anadilde eğitimle ilgili yoğun bir çalışmamız var.

Latin alfabesine geçiş neden bu kadar önemli? Latin alfabesinin tercih edilme sebebi nedir?

Kürt dili Hint-Avrupa dil ailesine mensup olduğu için, Latin alfabesi dilimize hem daha uygun hem de kullanımı daha pratiktir.

Bu zamana kadar Arap alfabesiyle yazılmış birçok eser mevcut. Bu geçişle birlikte edebi ve kültürel manada bir yabancılaşma olmayacak mı?
Sanmıyorum. Zorlu olacak şey, sadece alfabenin öğretilmesi olur.

Anadilde eğitim Kuzey Kürdistan’da konuşulan ve Kürtlerin üzerinde hassasiyetle durduğu bir mesele. Kuzeyde anadilde eğitim nasıl gerçekleştirilebilir?
Kuzeyde Kurd-Der, Kurdî-Der, anadilde eğitim üzerine çalışan diğer demokratik sivil toplum kuruluşları kendi imkanlarımız dahilinde bu işi yapıyoruz. Atölye çalışması şeklinde Kürt dili eğitimi veriyoruz. Aslında ortada fazla iç açıcı bir durum yok ama yüzlerce, binlerce öğrenci yetiştirdik. 5-10 bin civarında öğretmen yetiştirebiliriz diye düşünüyorum. Mesela Kurdî-Der’in 27 şubesi var ve her şube yılda 1000 öğrenci yetiştirebiliyor.

Daha önemli olan sanırım öğretmen yetiştirmek. Bu yönde çalışmalarınız var mı?

Biz dört aşamalı bir eğitim sistemi veriyoruz. Destpêk, Yekemîn, Dûyemîn, Sêyemîn. Destpêk kuru, hiç Kurdî bilmeyenler içindir. Türkler, diğer halklar veya Kürt olup da hiç Kurdî bilmeyenler için bir başlangıç kurudur. Dört ay sonra, başarılı olursa, yekemîn kuruna devam ediyor. Orada gramer eğitimleri başlıyor tabii. Böyle üç aşamada Kurdî öğretiyoruz. Bu kurlar bitince üst seviye bir bölüme alıyoruz. Burada da öğretmenler yetiştiriyoruz.

Öğretmen sertifikası veriyor musunuz?

Şimdiye kadar hiç vermedik. Sertifika verip, bir hakimiyet sağlayınca bünyemizden çıkıp başka yerlere gidiyorlar. Örneğin Mardin Artuklu Üniversitesi’ndeki Kürt Dili Yüksek Lisans Bölümü bizden ayrılanlarla doludur.

Anadilde eğitim hayata geçtikten sonra bu kuru bitirenlere öğretmen sertifikalarını vereceksiniz galiba...

Bizim arzumuz, devletin istediği çerçevede değil, bizim istediğimiz bir çerçevede eğitimin olması. Biz ders kitaplarımızı ekolojik dengeye önem veren, özgürlükçü, ırkçılıktan uzak, cinsiyet ayrımı yapmayan, modern ve toplumcu şekilde yazacağız. Kitaplarımız henüz basıma verilmedi ama hazır. Bugünkü Türkiye eğitim sistemine alternatif bir model uygulayacağız. 


Kurd-Der olarak anadilde eğitime geçiş için kendinizi hazır hissediyor musunuz? Bir eksiğiniz var mı?

Bu tabii hemen olabilecek bir şey değildir. Uzun bir süre gerekir bunun için. Örneğin, Türk eğitim sisteminde bir öğretmen 15 senede yetiştiriliyor. Ama bizim biraz şansımız var. Çünkü Türk eğitim kurumları bünyesinde çalışan Kürtler, kısa bir süre içerisinde Kürt dilinde eğitim konusunda yetkin olabilirler.

Rojava’yla ilgili bir kampanyanız var. Bu kampanyadan bahsedebilir misiniz biraz?

Latin alfabesiyle yazılmış Kurdî kitaplar topluyoruz. Bundan bir hafta önce 3 koli kitap gönderdik. En azından 200 kitap eder bu da. Bu kampanyamız devam ediyor. Yurtsever kitlemize, demokratik sivil toplum kuruluşlarına bu kampanyaya katılmaları çağrısında bulunuyoruz. Halkımız bu kampanyaya katılmalı, ellerindeki Kurdî kitapları duyarlılık göstererek göndermeli. Aynı zamanda ilaç yardımında bulunmaları, gıda konusunda yardım etmeleri elzemdir. Sınırdan geçişler artık serbestken, bu sorumluluğu almamız gerektiğini düşünüyorum. Çocuklara hitap eden kitaplar, öğretmenler için kaynak kitaplar, bunların dışında şiir, roman, hikaye kitapları gönderiyoruz. Halkımız da ilgi gösterip kitaplar getirdi.

Bildiğiniz gibi gazetemiz Yeni Özgür Politika Avrupa’da yayımlanıyor. Avrupa’daki Kürtlerin yapabileceği bir şey var mı?

Avrupa’daki Kürtler parasal yönden bir yardımda bulunabilirler. Çünkü orada neye ihtiyaç olduğunu bilemeyebilir. Bu nedenle para gönderirler ve orada neye ihtiyaç varsa bu paralarla temin edilir.


Kürtçe kurulan ilk dernek

Kurd-Der, 2004 yılında Ankara’da Kürt ismiyle kurulan ilk dernektir. Amacı Kürt dilini, kültürünü ve tarihini araştırmak olan dernek, yılda yaklaşık 500 kişiye Kurdî’nin Kurmancî, Dimilkî ve Soranî lehçelerinde atölye çalışması olarak eğitim imkanı sunuyor.


CİHAT EMİR AYKAÇ/ANKARA