
Uzun süredir kadınların sendikalarda ve karar organlarında temsil düzeyine yönelik eleştiriler vardı. Şimdiki düzeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Eleştirilerimiz hala devam ediyor. İç ve dış kamuoyunun uzun zamandır, "Sendikaların erkek egemen yapıları değişir mi? Kadınlar sendika organlarında yerlerini alabilecek mi, karar alma mekanizmalarına dahil olacaklar mı?" beklentisi devam ediyor.
Kimi ilahi güce havale ettikimi devrim sonrasına
Sendikalarda sayımız az da olsa yöneticilik ve temsilcilik yapan ve uzman olarak çalışan, yine kadın kurumlarından ve feminist kadınların bir araya gelip oluşturdukları grubumuz var. Bizi bir araya getiren tepki ise; sendikalarda kadınlara karşı ayrımcı yaklaşımlardı. 4 yıldır kafa yoruyoruz, dünya sendika tüzük ve yönetmenliklerini inceledik. Mevcut erkek dil ve egemenliğinin hakim olduğu sendikalarının tüzüklerine alternatif ve özgün koşullarımıza uyarlanmış bir tüzük çalışması yürüttük. Bütün sendikalara, genel kurullarda değiştirecekleri tüzüklerine bizim de talep maddelerimizin konulmasını istedik. Devrim ideası olan sendikalar, 'Emek mücadelesi bir bütündür', 'Kadın ve işçilerin kurtuluşu devrimle mümkündür' deyip talebimizi devrime havale ettiler. Milliyetçi muhafazakar sendikalar ise, kadın konusunda çok duyarlı olduklarını, 8 Martlarda lider erkeklerin kapalı salonlarda kadınlara bol bol nutuk atarak, kadınların hayırlı eşler ve iyi anneler olmayı nasihat ettiklerini biliyoruz. Velhasıl 'Cennet kadınların ayağı altındadır' deyip meselemizi ilahi güce havale ettiler.
Petrol-İş Sendikası, çalışmamızı önemsedi ve taleplerin tamamını olmasa da bir kısmını tüzüğüne koydu. Keza 6 Nisan 2013 tarihinde DİSK, Olağanüstü Genel Kurul toplantısı yaptı. Kurulduğundan günümüze ilk kez bir kadın, genel sekreter seçildi. Kadın olduğu için seçilmedi elbette. Sendikalar arası çekişme/çatışmalar sonucu seçildi. DİSK' de bir kadının genel sekreter seçilmesi memnuniyet verici, ancak yeterli değil. KESK'i dışında tutarsak, işçi sendikaları ve konfederasyonlarında kadın temsiliyeti yeterli değil.
Kadın girişimleri dönemsel
Sendikalarda kurulan kadın komiteleri süreklilik arzediyor mu? Ne kadar işlevseldir?
Tartışma ve eleştiriler ışığında işçi sendikaları ve konfederasyonlarında bir kısım çalışmalar var. Kimi sendikalar kadın yayın organı çıkarıyor ve eğitimler yapıyor. Kimi sendikalarda kadın komisyonları var, kimi sendikalar kadın bürosu açıyor. Elbette bunlar olumlu girişimler. Ama yapılan bu çalışmaların hiç biri tüzükle güvence altına alınmamış. Sendikalarda 4 yılda bir yapılan seçim sonucunda seçilecek erkek yöneticilerin inisiyatifine kalmış bir şeydir. İsterse devam ettirir, isterse lağveder. Çünkü imkan olanak, emek ve finans gerekiyor. Her alanda olduğu gibi sendikalarda kadın sorunu ikincil planda olduğu için, 'dostlar pazarda görsün' gibi bir durum var. Özerk olmayan kadınlar çok iyi program ve planlama yapsa bile, karar verecek olan ve olanak sağlayacak olan da sendikanın erkek yönetimi olduğu için keyiflerine kalmış bir durum yaşanıyor.
'Kamuoyu oluşturuyoruz'
İşyerlerinde ve sendika yönetimlerinde erkek egemen yapı ve ilişkileri kırmak için ne tür girişimlerde bulunuluyor?
Çalışma yaşamında kadınlar çok çeşitli sorunlar yaşıyor. Eşit işe eşdeğer ücret alamıyor. Hiçbir şekilde terfi etmiyor. Mobbing yaşıyor, tacize uğruyor. Sendikalı olan işyerinde BDP'li belediyelerde yapılan toplu iş sözleşmeleri dışında, kadınların özgün taleplerine dair toplu iş sözleşme maddeleri yer almıyor. Bunların tümü kapitalist sistem ve ondan güç alan erkek iktidarından kaynaklanıyor. Bu yaşanmışlıklara karşı öfkemiz ve isyanımız her gün artıyor. Elbette elimiz kolumuz bağlı izlemiyoruz, emek ve meslek örgütlerinden, kadın kurumlarından siyasi parti ve bağımsız feminist kadınlarla kolektif çalışıyoruz. Örgütlü ve topluca mahkemeleri izliyor, hatta müdahil olmak için mahkemelere başvuruyoruz. Kadın düşmanı düşünceleri teşhir ediyoruz. Kadınların daha çok sendikalarda yer almaları konusunda topluca ve birebir çalışmalar yürütüyoruz. Bu yaptıklarımız önemli şeyler. Sendika yöneticilerini daha temkinli ve dikkatli davranmaya itiyor. Biraz önce bahsettiğim sendikalardaki kimi olumlu gelişmeler, kuşkusuz çalışmalarımızın bir sonucudur.
'Olağanüstü gelişmeler olabilir'
Peki, girişimleriniz sendika içinde zihniyet dönüşümü yaratıyor mu?
Kesinlikle yaratıyor ve çok da etkili oluyor. Erkek dünyası çok üretken olmadığı için korku ve kuşkuyla kuşatılmış. Grubumuzun sendikaların kadın yaklaşımıyla ilgili çok kapsamlı ve detaylı çalışması var. Bunu yıl sonunda kamuoyuyla paylaşarak yine sendikalara dayatacağız. İnanıyorum ki, sendikaların gelecek genel kurullarında kadın politikaları girişimlerimizle, tüzük ve genel kurul kararlarıyla görünür kılınacaktır. Yakın gelecekte sendikalarda şaşıracağımız olağanüstü gelişmeler olabilir diye düşünüyorum.
Kadınları sendikada etkin kılmak ve sendikalardaki ataerkil zihniyeti değiştirmek için neler yapılmalı?
AKP iktidarının "Üç-beş çocuk doğur; kocanın kölesi, çocuklarının anası ol" dayatması kadınları çalışma yaşamından uzaklaştırıyor. Çalışan kadın ise, kuralsız, güvencesiz ve örgütsüz bir biçimde ucuza çalıştırılarak kadın emeğini görünmez kılıyor. Sendikaların erkek egemen yapısının zihniyeti bu politikalarla birebir örtüştüğü için kafalarını kuma gömüp sükunet içindeler. Bu noktada kadınlara çok iş düşüyor, sermaye ve sermayeyi temsil eden iktidara ve iktidarın muhafazakar politikalarına sessiz kalan sendikal erkek egemen yapıya karşı, etkin mücadele hattını örmelidirler. Emeklerini görünür kılmanın tek yolunun örgütlü olmaktan geçtiğine inanarak, önce sendikalardaki ataerkil zihniyete karşı direnç göstermelidirler. Çalışan kadın çift vardiyalı çalışıyor, işten sonra ikinci vardiya ise ev içi hizmetle başlıyor. Yine de evde, işte ve kamusal alanda emeği, kimliği ve özgürlüğü için vereceği en önemli ve etkili mücadele biçimi örgütlü mücadelesidir. Bu örgüt de elbette sendikalardır, sendikalara daha yakın durmak, içine girmek, sözünü söylemek ve alınacak kararlara ortak olmaktır. Ve de temsilcilik seçiminden başlamak üzere yönetimlerinde yer almaktır.
32 yıllık mücadele geçmişi
Nebile Irmak Çetin Serhat bölgesinin Îdir kentinden. Ama zorunlu göç nedeniyle 32 yıldır İstanbul'da yaşıyor. Ve 32 yıldır Kürt Sorunu başta olmak üzere, insan hakları, kadın sorunu ve emek mücadelesi konularında aktif çalışmalarda yer aldı. Çetin, 'Erkek egemen alan' olarak tanımladığı DİSK'e bağlı Genel-İş Sendikası'nın 47 şubesi içinde tek kadın olarak 17 yıldır şube başkanlığı yapıyor. Aynı zamanda 4 yıldır Barış İçin Kadın Girişimi'nin aktif katılımcılarından olan Çetin, DİSK Kadın Komisyon Üyesi ve birçok emek- meslek örgütlerinden kadın gruplarının içinde de yer alıyor.
SOZDAR DERSİM