HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, YSK kararının hukuk, yasa ve anayasa ile ilgisinin olmadığını belirterek, “Bu plebisiter diktatörlüktür. Halk iradesine bir darbe olan bu karar, AKP’nindir. AKP ile YSK örgütlü suç işliyorlar” dedi.
ZÜLKÜF KURT
OHAL’nin yürürlükte olmadığı, KHK’lıların seçme ve seçilmesi yönünde bir engel bulunmadığı halde HDP’nin seçilen beş belediye başkanlığının AKP’ye verilmesinin hukuki ve yasal bir izahının olmadığını söyleyen HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, şunların altını çizdi: “YSK’nin halk iradesine rağmen başkanlığı vermesinin kesinlikle darbe dışında, diktatörlük dışında, örgütlü suç dışında bir izahı yoktur. AKP’ye belediye başkanlığını vermek için çaba gösteriyor. Halka, HDP’ye, demokrasiye pusu kurmaktır.”
Seçim süreci, günü ve sonrası yaşanan usulsüzlükler ile YSK’nin son kararının, HDP’nin hukukçu vekillerinden Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş ile konuştuk.
2019 yerel seçimlerinde 31 Mart öncesi ne tür usulsüzlükler yapıldı? Seçim gününe gelene kadar neler yaşandı?
AKP, seçim sürecini elinde bulundurduğu sınırsız olanakları da kullanarak önceden dizayn etme gayretine girdi. Seçim hileleri ve ihlalleri, yalnızca seçim günü değil, sistemli bir şekilde aylar kala başladı.
l24 Haziran 2018 genel seçimlerinde sorunsuz bir şekilde oy kullanabilen yurttaşların seçmen kayıtlarının silindiği tespit edildi. Kayıt yenileme süresinin uzatılması yönündeki taleplerimiz reddedildi. Bunun sonucunda çok sayıda yurttaş seçme hakkını kullanamadı. İçişleri Bakanlığının doğrudan müdahalesinin olduğu açıktır. Nitekim 31 Ocak günü seçmen kayıtlarının yenilenmesi için son gün olarak belirtilmiş olmasına rağmen bazı illerde nüfus müdürlükleri yeniden kayıt taleplerini, İçişleri Bakanlığı’nın talimatı olduğu gerekçesiyle reddetti. Kolluk tarafından silinmiş seçmen kayıtlarına ilişkin başlatılmış olan tahkikatın YSK kararı ile durdurulması da anlaşılır değildir. Burada açık bir oyun oynandığı, seçmenlerin haklarının açıkça gasp edildiği, YSK’nin de bu usulsüzlüklere dâhil olduğu kuşku götürmemektedir.
- Bir diğer usulsüzlük ise metruk binalarda, inşaat halinde olan konutlarda seçmen kayıtlarına rastlanılmış olmasıdır. Başlatılan soruşturmalar ise YSK kararı ile durduruldu. Sayıları iller bazında on binlerle ifade edilen ve gerçekte ikametgâhı farklı yerlerde olan bu kişilerin yerel seçimlerde oy kullanmış olmaları seçim sonuçlarını doğrudan etkileyecek müdahalelerden olup buna ilişkin seçim kurullarına ve YSK’ye yapılan itirazlar hukuki dayanak olmaksızın reddedildi.
- Polisevi, öğretmenevi gibi misafirhanelerde, hayatın olağan akışı ile örtüşmeyecek kadar çok sayıda seçmen kaydı saptadık. Buna ilişkin itirazlarımız ise hep “güvenlik gerekçesine” dayandırılarak reddedildi.
- Kolluk görevlilerinin ikamet adresi seçmen olarak gösterildikleri yerler olmadığı için 31 Mart günü oy kullandırılması mevzuata ve usule aykırı. Görevlendirme için olsa dahi bu kişiler sadece belediye meclis üyeliği için oy kullanabilir; il veya ilçe belediye başkanlığı için oy kullanamazlar. Diğer seçimlerde kolluk ve benzeri nedenle görevlendirilenler 142 belgesi ile oy kullanmıştır. Bu konudaki itirazlarımız da kabul görmedi.
Kısacası seçmen kayıtlarının silinmesi, seçmen kaydırmalar, çok sayıda ve seçim sonuçlarını etkileyecek düzeyde kolluk görevlisinin ikametgâhı dışında yerlerde seçmen olarak gösterilmesi, tutuklu seçmenlerin oy kullanamayacağına ilişkin düzenleme, metruk binalarda seçmen kayıtlarının gösterilmesi ve meskenlerde hayatın olağan akışı ile örtüşmeyecek sayıda seçmen kaydına rastlanması, sandık birleştirme, sandık taşıma uygulamaları bölge genelindeydi.
Kürdistan’da özellikle Şırnak’ta yaşanan usulsüzlükler seçime damgasını vurdu. Şırnak’ta neler oldu?
Şırnak’ta 24 Haziran genel seçimlerinde 32 bin 259 olan seçmen sayısı 37 bin 875’e yükseldi. Bu yeni seçmenlerin 3 bin 500’ünün nüfusa kayıtlı oldukları yerler ise genelde Batı illeri. Yeni kayıtların yapıldığı yerler ise karakolların bulunduğu mahalleler. Benzer bir durumla Uludere’de de karşılaşıldı. 4 bin 552 seçmenin kayıtlı olduğu ilçe merkezindeki seçmenlerin sayısı bin 967 kişi arttı. İlçe merkezine bağlı Kılaban Mahallesi’ndeki tek bir adreste 713 seçmen olduğu belirlendi. İlçeye bağlı köylerdeki seçmen sayısı ise 642 kişi azaldı. Beytüşşebap ilçesinde de bin 398 yeni seçmenle karşılaşıldı. İktidar ve ortağı; hem köylerden hem de farklı kentlerden kendi seçmenlerini merkezlere taşıdı. Parti tarafından resmi olarak yapılan tüm itirazlar reddedildi.
Taşınan bu seçmenler 31 günü sabahın erken saatlerinde askeri bir nizamla operasyona gidercesine sandık başlarına giderek oylarını kullandılar. Burası polis ve asker kentine dönüştürüldü. Kayyum uygulamasını saymıyorum bile!
Seçim sürecinde ise AKP bir seçimden ziyade bir fetih algısı ile hareket etti adeta. İnsanlar ev, iş, aş verilmemekle yani açlıkla açıkça tehdit edildi. Çok sık ifade edilen husus buradaki memurların bile ihraç tehdidi ile korkutulduğu ve oyu talep edildiğine dair. Yine insanlar fişleme, GBT, suç atfı, yargı mekanizması ve cezaevleri ile tehdit edildi.
Haritada Şırnak’ı sarıya boyamış olmak Şırnak’ın gerçek iradesini kesinlikle yansıtmıyor. Sadece sanal bir zaferdir, gerçekle bir ilgisi yoktur.
Belediyelere ait taşınmazlar ve araçlar başka kurumlara devredilirken büyük borçlar da bırakıldı. Kayyumların belediyelere verdiği zararlar konusunda HDP olarak nasıl bir süreç işleteceksiniz?
Önümüzdeki günlerde, partimizin yetkili kurulları kazandığımız belediyelere dair yol haritamızı açıklayacaklardır. Bunun haricinde tüm kamuoyunun malumu olduğu üzere kayyumların oluşturduğu zarar muazzam büyüklükte. Kayyumlarca yönetilen belediyelerin mali açıdan denetlenmesi için Sayıştay’dan denetleme talep edilebilir. Kayyumların hukuka aykırı iş ve işlemlerinin tespiti ve akabinde suç duyuruları yapılabilir. Yine biliyoruz ki kayyumlar, gideceklerini bildikleri için belediyeye ait taşınmazları başka kurumlara hibe ettiler; buna ilişkin taşınmazların nasıl verildiğinin tespiti ve geri alınmasına yönelik işlemlerin ne olacağı tespit edilebilir. KHK’lerle kapatılan derneklere ve belediyelere ait olan ancak kapatılan kurumlarımıza ilişkin etkin bir çalışma yürütülmesi gündemde olabilir. Yine KHK’lerle ihraç edilen belediye çalışanlarının mağduriyetlerinin giderilmesi noktasında da çalışmalar olması söz konusudur.
HDP’nin kazandığı yerlerde mazbataların henüz verilmemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mazbata, kurucu değil açıklayıcı bir niteliğe haizdir. Yani mazbata ile belediye başkanlığı sıfatı oluşmuyor; YSK sonuçlarıyla oluşuyor. Bu anlamda mazbataların verilmemesi açık bir hak ve irade gaspıdır. Diğer bir husus da belediye başkanlığını kazanmış olan adayların; GBT’leri, ihraç olup olmadıkları, yargılanıp yargılanmadıklar gibi hususlar, mazbata verilmesine engel değildir. Kısaca YSK tarafından adaylıkları kesinleşen kimselerin, seçimden sonra herhangi bir gerekçeyle mazbatalarının verilmemesi devletin kendi kurumlarını kurullarını yok sayması ve dolayısıyla hukuku yok saymasıdır.
Yine bu hususa yasal dayanakla da yanıt vermem gerekirse; Mahalli İdareler İle Mahalle Muhtarlıkları Ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun’un Belediye başkanlıklarına seçilenlerin tespiti başlıklı 22. maddesi de “Sandık kurullarınca gönderilen belediye başkanı seçimlerine ilişkin tutanaklar ilçe seçim kurulu tarafından birleştirilerek en çok oy alan aday, başkanlığa seçilmiş olur. Büyükşehir belediye başkanı seçimlerine ilişkin ilçe birleştirme tutanakları ilçelerden il seçim kuruluna gönderilir. İl seçim kurulu tarafından bu tutanaklar birleştirilerek en çok oy alan aday, büyük şehir belediye başkanlığına seçilmiş olur” demektedir. Yani belediye başkanları seçilmiştir artık, mazbata verilmemesi gibi bir durum yasal dayanaktan da yoksundur.
YSK son verdiği kararı hangi yasaya dayanarak verdi? KHK’lıların seçme ve seçilme hakları alınmadı ellerinden?
Bunun hukukla, yasayla, anayasayla bir ilgisi yok. Hukuk çerçevesinde değerlendirme yapmayı çoktan aştık. Bu plebisiter diktatörlük dediğimiz şeydir. Aslında diktatörlük yürürlüktedir. Fakat kendilerini meşru lanse etmek için seçimleri “-mış” gibi yapıyorlar. YSK’nin verdiği karar açık darbedir. Halk iradesine bir darbedir ve bu YSK’nin kararı değil AKP’nin kararıdır. Çünkü bir haftadır bizim bütün dosyalarımıza, belediye başkanı seçilen arkadaşılarımız için seçim kurullarına yapılan itirazlarda hep aynı talepte bulundular, “kendilerini mazbatayı vermeyin 2.sıradakine verin” diye. Aslında bu organize bir usulsüzlüktür. AKP ile YSK’nin organize işbirliği de aslında örgütlü bir suçtur. Bu YSK ile AKP’nin anlaşarak, halk iradesine pusu kurmasıdır. Bunun başka bir izahı yoktur. Bir defa şu an OHAL yürürlükte değil. İkincisi KHK’lılarn seçme ve seçilmesi yönünde bir engel de yoktur. Nitekim milletvekili seçiminde 10 milletvekili KHK’lı olduğu halde parlamentoya girdi ve şu an vekillikleri devam ediyor. YSK seçim döneminde yapılan başvurularda herşeyin uygun olduğu yönünde kararını da bize vermiştir. KHK’lıların belediye başkanı, belediye meclis üyesi olmasında tabi ki bir engel yoktur. Şu anda bitmeyen, bitirilmeyen bir OHAL, sıkıyönetim, darbe hali var. YSK’nin görevi bunu hukuki kılıfa sokup, meşrulaştırmaktır. Bu karar yok hükmündedir. Bu kararın bir karşılığı yoktur.
YSK şu an aldığı kararı bir yasaya dayandırmaya ihtiyaç duymuyor. Hukuk çerçevesinde bir izahı yok bu durumun. Bir güzellik yarışması yapılmıyor, bir spor müsabakası değil ki bu. Orada bile ikinciye kupa verilmez ya da seçilmediği halde seçildin denilmez. Yüzde 70 oy alan bir belediye başkanı var, yüzde 25 oy alan ve halk iradesi tarafından reddedilen başka bir aday var ve başkanlık halk tarafından reddedilen adaya veriliyor. YSK’nin halk iradesine rağmen başkanlığı vermesinin kesinlikle darbe dışında, diktatörlük dışında, örgütlü suç dışında bir izahı yoktur. Madem başkan adaylığı düşürülecek, bunun yol ve yöntemleri belli. Bir üye öldüğü zaman örneğin belediye başkanı veya milletvekili, o seçim yenilenir. Belediye başkanlarımızın düşürüldüğü yerde, belediye meclis üyeleri kendi içlerinden belediye başkanı seçebilirdi. Bunların yasada açık tanımı olmasına rağmen YSK bu yöntemleri kullanmıyor, AKP’ye belediye başkanlığını vermek için çaba gösteriyor. Çünkü AKP ile birlikte yapıyor bu işi. Bu YSK’nin kararı falan değil. Çünkü YSK daha önce bunlara seçime girebilirsiniz demiştir. Bunun adı pusudur. Halka, bir partiye, demokrasiye pusu kurmaktır, dibini dinamitlemektir.
Batı’daki Kürt seçmenin kullandığı stratejik oyun sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu sonuçlar, yani HDP’nin aday göstermeyerek AKP-MHP iktidarına kaybettirmek üzerinden kurguladığı politikanın; hem ne kadar doğru ve stratejik hem de sonuç odaklı olduğunu tüm Türkiye halklarına gösterici niteliktedir. Ötesinde ise HDP seçmeninin ne kadar politikleşmiş olduğunun ve partisine güvenini ortaya koymuştur. Netice itibariyle anlaşıldı ki, HDP seçmeni topluma kazandırılma söylemlerine maruz bırakılmış olsa da toplumu dönüştürme, toplumu kazandırma gücünü elinde bulundurduğunu tüm kamuoyuna açık ve net bir şekilde göstermiş oldu. Kuşkusuz bunun en önemli tarafı ortaklaşıldığı takdirde ne kadar sonuç alıcı çözümler gelişebildiğini herkesin görmüş ve anlamış olmasıdır. HDP, değişim ve dönüşümün temel dinamiğidir. HDP şüphesiz seçim öncesi belirlemiş olduğu stratejisi ile gerçek demokrasinin ne olması gerektiğinin; iktidara karşı, faşizme karşı verilen mücadelenin nasıl olması gerektiğinin; birleşebilmenin, ortaklaşabilmenin kısacası olgun bir siyaset tarzının da öncüsü ve yol göstericisi olmuştur. HDP, tünelin sonundaki aydınlığı gösteren ve tünelin sonuna nasıl gelinebileceğini üreten temel bir dinamik ve halklar için yegâne umuttur.
Genel tabloya baktığınızda 31 Mart seçimleri ne tür sonuçlar yarattı?
Yıllardır yaşadığımız umutsuzluk ve çaresizlik ikliminden sıyrılmayı başardık. Artık insanların iktidarın dayatmacı, antidemokratik, ben yaptım olducu, atı alan Üsküdarı geçtici yaklaşımlarına tahammülü yok. Bu nedenle HDP’nin kazandığı yerlerde belediye başkanlarımıza derhal mazbataları verilmeli, uyduruk itirazlarla yahut gündemlerle halk daha fazla oyalanmamalıdır. İstanbul seçimleri derhal tanınmalı ve İmamoğlu’nun mazbatası verilmelidir. AKP neden kaybettiğini çok iyi biliyor, seçim öncesinde neden kaybedeceğini bildiği gibi!
5 ilçede yenilensin
Olağanüstü itirazla 5 belediyede seçimlerin iptali için YSK’ye başvuran HDP, kurum üyelerini de HSK’ye şikayet edeceğini açıkladı.
Başvuru öncesi YSK önünde açıklama yapan HDP Mardin Milletvekili ve Meclis Başkanvekili Mithat Sancar, YSK kararının hiçbir hukuka, akla, mantığa ve ahlaka sığdırılamayacak bir karar olduğunun altını çizdi. Sancar, “Anayasa’nın 67 ve 76. maddelerinde düzenlemeler açıkça yer almıştır. Kimlerin aday olabileceğine kimlerin hangi gerekçelerle aday olamayacaklarına kurallardır bunlar. 1972 sayılı kanunda da buna ilişkin hükümler vardır. Ayrıca YSK de eçim süreci boyunca buna ilişkin genelgeler yayınlamıştır. Adaylık geçerlik koşulları ile ilgili ayrıntılı kurallar içeren genelgeler vardır. Bunların bir tanesi 28 Aralık 2018 tarihli diğeri de 25 Ocak 2019 tarihli genelgelerdir” dedi.
5 ilçede tutanak iptaline
Şimdiye kadar Van’ın Edremit, Tuşba, Çaldıran ilçeleri, Erzurum’un Tekman ilçesi, Kars’ın Digor ilçesi olmak üzere 5 ilçede adayların KHK ile ihraç edildiği gerekçesiyle tutanak iptali yoluna gidildiğini belirten Sancar, şunları söyledi: “Bu ilçelerde partimiz açık farkla kazanmıştır. Sonrasında bir karar daha almıştır YSK, bu ilçelerde ikinci en yüksek oy alan kişiye mazbatayı vermiştir. Şimdi her iki karar da gerçekten çok vahimdir. Seçmen iradesine darbedir. Aldığımız duyumların bir kısmını sizlerle paylaşmak da isteriz. 9 Nisan’da bu tartışılırken tutanak iptali yani adaylara mazbata verilmeme kararı, çoğunlukla alınmış ancak seçimin yenilenmesi seçeneği mi yoksa ikinci adaya mı mazbatanın verilmesi kararı çıkacağı çok tartışılmış ve ilk oylamada eşit sayılar çıkmıştır.
Bir gecede neler oldu?
10 üye katılmış oylamaya ve bu 10 üyeden 5’i seçimlerin yenilenmesi diğer 5’i en çok oy alan adaya mazbatanın verilmesi yönünde oy kullanmıştır. Sonraki gün yapılan oylamada bu oranlar birden değişmiştir. Seçimlerin yenilenmesi gerektiğini düşünenlerin sayısı azalmıştır. Son karar 7’ye 4 şeklinde çıkmıştır. Bir gecede neler oldu? Bu soruların cevaplarını bekliyoruz ve bunun takipçisi olacağız. Olağanüstü itiraz yoluna başvuracağız.” diye konuştu.
Üyelerini HSK’ye şikayet
YSK’nin KHK’lı adayların yeterlilik şartlarının incelenmesinde görevini yerine getirmediğini belirten, Sancar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Üyelerinin ihmali mi yoksa kastımı var bunu araştırmak YSK üyeleri hakim oldukları için Hakimler ve Savcılar Kurumu’na düşer. YSK üyeleri ile ilgili HSK’ya şikayette bulunacağız. Nereden kaynaklanıyor bu kadar açık bir hukuksuzluk. 26 yerde belediye başkan adaylarımıza mazbataları verilmemektedir. Mardin Büyükşehir Belediye Başkan adayı seçilen Ahmet Türk’ün mazbatası bekletilmektedir. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi başkanlarımızın mazbataları verilmemiştir. Bunun yanında 24 yerde daha mazbatalar bekletiliyor. YSK burada kendini Meclis’in yerine anayasa koyucu yerine yerleştirmiştir. Görevini kötüye kullanmıştır. Milletvekilliği seçimi sonrasında da bu konu tartışılmış ve YSK KHK ile ihraç edilmenin milletvekilliği seçiminde seçilmeye engel olmadığını içtihat altına alınmıştı. Kanunlar bu kadar açık ve netken YSK, KHK ile ihraç bu kadar netken seçimden sonra hangi sebeple kural değiştirdi. YSK yetkisini aşmıştır, YSK varoluş sebeplerinin tartışmasına yol açacak bir durum yaratmıştır.”