Kapitalizm, bireyci kültürle, kadının meta haline getirilmesini müziğin temel öğesi yapıyor. Tüketim kültürü bu şekilde yaygınlaştırılıyor. Kültür ve müzik bu şekilde, satılıyor ve sömürgeleştiriliyor. Değersiz kılınıyor. Kapitalist modernite bireyciliği her bakımdan kışkırtıyor. İnsanı tüketim talepli bir varlık haline getiriyor. Çünkü tüketime dayanan sistemini, talebi arttırarak ayakta tutuyor. Aynı durum müzik sektörü için de geçerlidir. Bireyci, bencil, tüketici insan yaratıyor. Bu insan da bir dayatmanın sonucu olarak bu yönlü müzikleri talep ediyor, ettiriliyor. Popüler müzik kanallarıyla TV’lerde, “talep edenler de bizim halkımızdır, bizim izleyicilerimizdir” diyerek halkın zararına olacak klipler yayınlanıyor. Biz bunu yapamayız. Bizim onların talebini (Tabii ki bu talebi yaratan kapitalist sistemin kendisidir) ve kültür değerlerini değiştirme sorumluluğumuz vardır.


Güney’de popüler kültürün etkisi

Özellikle Güney Kürdistan popüler kültürün ve toplumsal değerleri dağıtan kapitalist kültürün etkisindedir. Kürtler gibi kültürel varlığı ağır saldırı altında olan bir halkın ortaya çıkan imkanları böyle değerlendirmesi trajik bir durumdur. Halbuki imkanlar ortaya çıktı, Kürt kültürünü, demokratik kültürü geliştirelim, deme yerine, Kürt kültürünü ve güzelliklerini değirmen gibi öğüten popüler kültüre teslim olma vardır. Kürt kültürünün dağıtılması temelinde insanlığın kök kültürünün dağıtılması söz konusudur. Güney Kürdistan’da pespaye sahte aşk türküleriyle, aşkı ve sevgiyi bayağılaştırmak isteyen bir akım da gelişmiştir. Neredeyse müzikte küçük Amerika, Türkiye olunacak. Bu büyük bir talihsizliktir. Sömürgeci ve inkarcı bir rejimin hakimiyetinin olmadığı ortamda, Kürt kültür politikası ve konsepti farklı olması gerekirken, Kürt toplum gerçeğinde en etkili kültür faaliyeti olan müzikte, tam bir bozulma yaşanıyor. Tabii ki Kürt otantik kültürünü ve olumlu değerlerini yansıtan ürünler de var.

Kötü örnekler

Yurtsever gençleri karamsarlığa iten-melankolik yapan, sahte aşk ve zengin olma hayalleri peşinde koşturan kliplere yer vermek ne kadar doğru olur? Bar köşelerinde, yatlarda çekilmiş klipler özgürlük mücadelesi yürüten bir halkın bireyinin tarzı olabilir mi? Bazı klipler Avrupa’nın ya da İstanbul’un denizinde çekiliyor, Avrupa ile ilgili metropoldekilerin gurbetçiliğin sorunları ile ilgili bir tema işlenirse bir şey diyemeyiz. Ancak Avrupa şehri ve modernizm özentili klipler çekmek anlamlı değil. Oryantalist bir etkiden uzak durulmalı. Kürt müziğinin klipleri doğamızı, tarihi eserlerimizi başta Amed, Urfa, Mardin, Wan, Dêrsim, Qamişlo, Afrin, Amediye, Mahabat, Sine’yi olmak üzere tüm şehirlerimizi, ilçelerimizi, köylerimizi göstermelidir, işlemelidir. Dağlar, akarsular, doğa her yönüyle işlenebilir. Kendini sadece Kuzeye sıkıştırmak da doğru olmaz. Doğu’da ve Güney’de Soran bölgesinin zengin kültürel değerleri vardır. Bunlar da yansımalıdır. Bu tür kültürel değerlerin yansıması demokratik ulusal birliğe çok katkı sunar.

Orjinallik bozulmamalı

Tabii ki farklı dillerden müzik olur, müziğin dili evrenseldir, denir. Bu nedenle farklı dillerden de klipler yayınlanabilir. Ölçü eserdir. Eseri ölçüsüz birinin sırf şehit ve gerilla görüntülerini kullanarak eserini kabul ettirmek istemesi doğru bir yaklaşım mıdır? İster yerel kanallarda ister genelde, birim ya da komisyonlar şeklinde örgütlenip ilkelerimiz ve ölçülerimiz temelinde bu eseri değerlendirebilir. Uygun olsa da olmasa da eser sahibi, sanatçı ya da klip yönetmeni yazılı olarak, eleştirilerimizle birlikte bilgilendirilmelidir. Herkese her sanatçıya aynı özenle, ölçülerimize göre yanıt verilmeli. Kürt halkının emekleriyle yaratılmış tüm kanallar yine halkın hizmetindedir. Kimsenin aracı olamaz.
Sanat ve sanatçılar toplumu güzellik ve estetik anlayışı da verirler. Bu nedenle giyim ve kuşamlarına da dikkat etmelidirler. Çünkü gençlerimiz esas olarak da sanatçıları, spikerleri, program yapanları esas alırlar.
Diğer bir konu da otantik eserlerimizi yenileme adına, bozulmalarını ya da bir metaya çevrilmelerini kabul edemeyiz. Tabii ki yeni yorumlar olabilir. Ancak orijinalliğinden tümden koparmak doğru değil. Son yıllarda bazı Karadeniz şarkılarının bu şekilde ne hale getirildiğini biliyoruz. Yine bazı Alevi şarkılarının bu biçimde klipleştirildiğini ve yozlaştırıldığını biliyoruz.

Klip alanında örgütlülük

Özellikle Avrupa ve Kuzey Kürdistan ve Türkiye alanlarında örgütlenmelere gitmek önemlidir. Rastgele ve plansız çalışmalar yerine kurumlarımızdan başlayarak, örgütlü ve planlı bir klip yapmayı geliştirmeliyiz. Nasıl sanat ve sanatçılar alanında organizasyonlar varsa aynı şekilde video-klip ve benzeri çalışmalarda da örgütlenilebilir. Bu konuda merkezi ve kurumsal birimler oluşturulmalı ve işlevli kılınmalı.
Klip yapımlarında belirli bir görüntü arşivi oluşturmak ve bunları halk için çalışma yapan insanlarımıza, kurumlarımıza açmakta önemlidir. Yeni sanatçılara, yeni gruplara gençlere klip yapma, onları özellikle teşvik etmek gerekir. Sanatçıyı değil eseri ön plana çıkarmak gerekir. Örneğin ‘Özgür Tutsak’ adlı şarkıyı söyleyen sanatçı Roj, kimse yüzünü dahi görmemiştir. Ama şarkıları halkımız ve gençlik tarafından, gerilla tarafından sevilerek dinleniyor. Başka bazıları da Kürtçe söylüyor, ama kendisinin görüntülerini Newroz alanındaki halkla veriyor. Sanki milyonlar onun için oraya gelmiş havası yaratıyor. İnanıyoruz ki bu işlerin ve çalışmaların asıl sahibi olanlar, bu çalışmalara daha ince ve sanatkarane yaklaşacaktır.

Komünal değerler esas alınmalı

Klip alanında yeterli bir üretkenlik yakalanabilmelidir. Kürt sanatçıların olanakları çok. Ama bu kadar olanaklar doğru temelde kullanılmıyor. Sadece bazı hazır görüntüler kullanılarak kliplerin yapılması büyük yetersizliktir. Bir senaryo üzerinden yapım, kurgu, en azından bir öykü video kliplerde olmalıdır. Serhildanlar, yürüyüşler, hevaller olsun kliplerimizde, fakat görüntülerde tekrara düşmemek, yaratıcı ve zengin bir içeriğe kavuşmak önemlidir. Aynı mekanlar yerine, çok çeşitli coğrafyalar, sokaklar, vs. çok çok çeşitli görüntüler, işlenilecek şeylerdir. Böylelikle kurgu, estetik, senaryo, kalite ve içerikle ilgili ciddi sorunlar aşılabilir.Bu şarkılar ve kliplerde natürel, doğulu sazlar ve başta Kurdi ve Ortadoğu’lu enstrümanlar, sazlar kullanılırsa daha iyi. Bu konuda da bir öncülük ihtiyacı vardır. Örnek verelim; kim elimizde cümbüşü görse Aram Tigran’ı hatırlar, onun dostluğu hatırlanır, mücadeleye katkısı, güçlü sesi ve yurtseverliği anımsanır. Sentur olsa Doğu insanın aklına gelir, bağlama olsa Pir Sultan’ın direnişçiliği, davul-zurna olsa Kürt düğünleri, köy yaşamı hatırlanır. Kimi Kürt sanatçılar, elektro bas-gitarlar, neon ışıkları ve elektro baterilerle halkın karşısına çıkıyor. Popüler ve arabesk kültürü yansıtan eserlere klip yapılmamalıdır. Halk değerlerini satışa sunan, tek tipleştiren, dirençsiz bırakan, yine karamsar, bunalımlı ruh haline sokan, çaresiz, umutsuz kılan eserlere, bu yaklaşımla önderliğimizi, şehitlerimizi birer rant malzemesine haline getirmek isteyenlere, bunun üzerinden kendi reklamını yapanlara ne klip yapılmalıdır ne de bu klipleri ekrana çıkarılmalıdır.
Komünal demokratik değerleri esas alan, direnişi yükselten, demokratik ulus bilinci ve kültürünün geliştirilmesini hedefleyen özgürlük ve demokrasi mücadelemizin, başta şehitlerimiz olmak üzere yaratılan tüm değerlerin sanatsal eserlere dönüştürülerek görsel kanallarda ve işitsel alanda işlemek gerekir.


GURBET RONÎ