
FEDA Eşbaşkanı Ayten Aslaner:
3-4 Mayıs tarihleri arasında Almanya'nın Köln kentinde gerçekleştirilecek olan Alevi Kadın Konferansı'nın hazırlıkları sürüyor.
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eşbaşkanı ve Alevi Kadın Konferansı'nın düzenleyicilerinden Ayten Aslaner, Alevi kadınların daha fazla rol almaması durumunda, Alevilik inancının Avrupa'da biteceğini belirtiyor.
Aslaner, konferansı neden düzenleyeceklerini ve hazırlıklar konusundaki sorularımızı yanıtladı.
Öncelikle Alevi inancının günümüzde içinde bulunduğu durumu anlatabilir misiniz?
Günümüzde Alevilerin için bulunduğu durumu gerçekten çok yönlü irdelemek gerekiyor. Şu an Alevi inancında özden kopuş, bir parçalı duruş ve farklı örgütlenmeler var. Özden kopuştan kastım; daha çok belli kesimlerin Aleviliği devlete endekslemeleri ve sistemden etkilenmeleri yönündedir. Daha çok kırsal kesimde yaşanan otantik Alevilikten büyük oranda kopuş söz konusu.
Ancak belli kesimlerin tekrar öze dönüş doğrultusunda bir çabası var. FEDA olarak bizim bir tespitimiz ve bu yönlü çalışmalarımız mevcut. Etnisite olarak da Kürt, Türk, Türkmen Aleviler, Tahtacılar... Arap Alevilerde olduğu gibi bu kesimlerde de Aleviliğe bakışta belli farklılıklar var. Bu, dediğim gibi sistemin etkilediği bir yaklaşım. Orijinal Aleviliği götürüp İslam'a bağlama gibi bir yaklaşım sözkonusu. Tabii kentleşme ile bu durum orantılı. Kırsal alandaki Aleviler, Aleviliğin özünü korumuş, ancak kentleşme ile ocak ve dergah biçiminde örgütlenmeler ortaya çıkmış. Bundan dolayı da Aleviliğin özü giderek kaybolmaya başlamış.
Ayrıca sol kesimlerin de özün kaybolmasında payı ve rolü var. Solcu devrimciler de Alevi toplumunun öncüleri olan, Alevi inancını bugünlere getiren pirleri ötelemiş, ocaklara karşı bir mesafe koymuşlardı. Bu durum 12 Eylül faşist darbesiyle bu daha da katmerleşti. Alevi köylerine camiler yapıldı. Örneğin Dêrsim'de Alevi çocuklar ve gençler, özel yatılı ilahiyat okullarında okutuldu. Bu yaklaşım birçok Alevide farklı travmalara sebep oldu. Bu politika daha çok da Kürt Aleviler üzerinde uygulandı. Türk-İslam Sentezi olarak yapılan bu asimilasyoncu politikalarla Aleviler hem kimliğinden hem inancından uzaklaştırıldı. Bu anlamda Alevilerin bayağı birikmiş sorunları var. Pirlerimiz, ocaklarımız, dergahlarımız artık işlevsiz hale gelmiş durumdadır.
'Kadın aktarıcıdır'
Alevi inancının, kültürünün yaşatılmasında kadının misyonu ne olmuştur? Bundan sonra ne olmalıdır?
Alevi inancı bir yönüyle doğayla özdeşleşmiş bir inançtır. Temsiliyetini de kadında buluyor. Yaşadığımız dönemde değil ama daha önceki dönemlerde gerçekten Alevilikte kadının belli düzeyde eşitliği söz konusudur. Zaten bu inancı yaşatıp günümüze kadar getiren kadındır. Çünkü aktarıcıdır aynı zamanda. Bir Alevi kadın, Aleviliğin özünü biliyor ve yaşıyorsa, çocuklarına da aktaracaktır. Çünkü bu kuşak ortadan kaybolduğu zaman gelecek kuşak bu inancı yaşamayacak, dolayısıyla kaybetmiş olacaktır. Bu açıdan kadının rolü hayati önemdedir.
Günümüzde karşılığını bu şekilde buluyor mu?
Hayır bulmuyor. Bugün kurumlarımızda bile o eşitlikçi yön ortaya çıkmıyor. Bizim dışımızdaki Alevi örgütlenmelerde kadını yönetim kademesinde bulamazsınız, çok nadirdir. Oysa Alevilikte kadın anaç yapısıyla aynı zamanda adaleti temsil etmektedir. Postta pirin yanında hep bir ana oturmuştur. Ritüellerimizde kadın erkek yan yana eşittir. Yine kadın, Alevilikte birçok sorunun da çözümleyicisidir. Mesela birçok dergahı kadın analar yürütmüştür. Eğer pir yoksa, o bölgedeki sorunları pirin eşi çözmektedir. Ama günümüzde bu kaybolmuştur. Kadın adına hep erkekler karar vermiştir. Bu açıdan biz konferansımızı çok önemsiyoruz.
Avrupa'da büyük oranda Alevi nüfusu var. Alevi kadınların daha fazla örgütlenmeye dahil edilmesi, sorunların çözümünde nasıl bir rol oynar?
Zaten ülkeden savrulup buralara gelmişiz. Burada çok farklı sıkıntılar yaşıyoruz. Çoluğumuzu çocuğumuzu kaybetmekle yüz yüzeyiz.
Alevilik inancını burada yaşatamıyoruz. Belli örgütlenmeler oldu. Bugün AABF örgütlülüğünü oluşturmuş. Belli çalışmaları var. Yine geçmişte Kürdistan Aleviler Birliği'nin (KAB) belirli düzeyde örgütlenmesi vardı. Ama bu örgütler çok da genişleyemedi. Ciddi anlamda örgütlülük yaratamadılar. Bu örgütlenmeler kadın boyutunu pek de önemsemediler. Erkek örgütlenmeleri oldu ve kadınların yerine de erkekler kararlar aldı.
Ama varolan bir gerçekliktir ki, bu inancı yaşayan ve yaşatan aslında kadındır. Kadını yok görürsen, bu inancı da bitirmişsin demektir. Kadın olmadan Aleviliği ilerletemezsin. O nedenle de Alevi kadınların örgütlenmesi gerekiyor. Ne kadar çok kadın bu inancı sahiplenirse, ne kadar çok kadın yönetim kademelerinde yer alırsa, bu inancın gelecek kuşaklara taşınması ve çocuklarımızın giderek kaybolmasının önüne az da olsa geçebiliriz diye düşünüyorum. Avrupa'da Alevi kadınları örgütlenmezse, Alevilik inancı burada yok olup gider.
Avrupa'da yaşayan Alevi kadınların yaşadıkları temel sorunlar neler?
Alevi kadınların yaşadıkları temel sorunlar, diğer kadınların yaşadıkları sorunlardan faklı değil aslında. Erkek egemenlikli sistemin olumsuzluğundan bir Müslüman kadın ne kadar nasibini alıyorsa, Alevi kadın da aynısını alıyor. Sadece bir tek şey var. İnanç boyutuyla kısmen ikinci bir kez daha fazla mağdur oluyor. Erkek egemenlikli sistem Alevi erkeğini de olumsuz etkilemiştir. Eşitlik sadece ritüellerimizde cemlerimizde olmuş. Ama yaşamda öyle değil. Aslında baktığımızda bizim de hiç özgür olmadığımız açığa çıkıyor. Zaten konferanstaki tartışmalarda bunun kendiliğinden ortaya çıkacağına inanıyorum.
Daha çok örgütlülük
Feda Eşbaşkanı Ayten Aslaner, 3-4 Mayıs tarihleri arasında düzenleyecekleri konferansın içeriği hakkında da bilgiler vererek, çalışma sonucunun Alevi örgütler arasında pozitif etkiler yaratacağına inandığını söyledi.
Avrupa'da ilk kez bir "Alevi Kadın Konferansı" düzenleyeceksiniz. Konferansla neleri amaçlıyorsunuz?
Bu konferans kararı aslında FEDA'nın son kongresinde alındı. Biz öncelikle bir komisyon oluşturduk. Daha sonra çeşitli alanlarda kadınlarla toplantılar düzenledik. Gerçekten büyük bir ilgiyle karşılandık. Bu anlamda Alevi Kadın Kurultayı'nın bir ihtiyaç olduğu da açığa çıktı. Kadınlar, konferansı büyük bir heyecan ve coşkuyla bekliyor. Konferansla öncelikle kadını daha çok örgütlemeyi amaçlıyoruz. Bu vesileyle hem kadını Alevi özüyle buluşturacak, tartıştıracağız. Kadınlar içinde bulundukları sorunu orada tartışacaklar. Alevi kadınının yaşadıkları sorunları, kafalarındaki çelişkileri hepsini bu konferansta tartışacaklar. Bu konferansımızın sonucunda güçlü bir Alevi kadın örgütlenmesinin çıkacağına inanıyoruz.
Sadece Kürt kadınların örgütlülüğünü mü hedefleyeceksiniz?
Büyük oranda Alevi Kürt kadınların örgütlülüğünü hedefliyoruz. Ama Türk Alevi kadınlar da gelebilir. Biz onlara da çağrıda bulunduk. Arap Alevi kadınlar da gelip kendilerini orada anlatabilirler. Bu anlamda keskin bir ayrım koymuyoruz. Öncelikle Alevi kadınların sorunları olacak.
Hazırlıklarınız ne aşamada?
Yaklaşık üç aydır bu konferansın hazırlıklarını yapıyoruz. Yukarıda dediğim gibi çeşitli komisyonlar oluşturduk. Değişik alanlarda kadınlarla bir araya gelerek toplantılar yaptık. Bu toplantılarda kadın delegeler belirlendi. Konferansa yoğun bir ilgi var. Şu anda biz beklediğimizden fazla taleple hedefi aşmış durumdayız.
Konferansın programında neler var?
Konferans, Köln Üniversitesi'nde düzenlenecek. İki günlüktür. 3 Mayıs Cumartesi günü başlayacak, ertesi gün sona erecek.
İlk gün davetli olan kadın akademisyenlerimiz Alevi kadınlar üzerine sunumlar yapacaklar.
Burada bir şeyi de özellikle belirtmek istiyorum. Bu çalışmalara başladığımızda gördük ki, Alevilik ve Alevi kadınlar hakkında yazan kadınımız yok. Araştırdığımızda 3-4 kişi ancak çıkıyor denildi.
Konferansa Dêrsimli Antropolog Dilşa Deniz, Sosyolog Nil Mutluer ve Dêrsim Belediyesi Eşbaşkanı Nurhayat Altun katılarak sunum yapacaklar. Ardından Alevi kadınların soruları ve düşünceleri alınacak. Akşam bir müzik dinletisi ile ilk gün tamamlanacak. İkinci gün ise, daha çok Avrupa'daki Alevi kadınlar yani delegelerin kendileri sorunlarını ve çözümlerini tartışacak. "Nasıl kadın örgütlenmesi" sorusu ikinci günün ana gündemi olacak.
Konferansın, kendi kadın örgütlenmeleriniz dışında diğer Alevi örgütlenmeleri ve Alevi kadınlar üzerinde birleştirici bir rolü olabileceğine inanıyor musunuz?
Ben olacağına inanıyorum. Konferansımızın çok olumlu, pozitif bir etkisi olacak. Bu ister istemez bir sinerji yaratır. Eğer iyi bir sonuç elde edersek diğer Alevi örgütlerinde de böyle bir tartışma yaratır. FEDA'nın dışındaki bütün Alevi örgütlenmelerinin tabanında bir tartışma yaratacaktır. Olumlu olacağına inanıyorum.
MURAT ALPAVUT/DÜSSELDORF