24 Haziran seçiminde cumhurbaşkanlığına aday olan Doğu Perinçek en temel politikasının HDP'yi kapatmak olduğunu ilan etmiş. Bu konuda diğer Cumhurbaşkanı adaylarından tutum istemiş. Doğu Perinçek’in tek derdi var; o da Kürtlerin soykırıma uğratılmasıdır. Ona göre Kürdistan tamamen Türkleşmelidir. İdeolojisi de, zihniyeti de, politikası da, stratejisi de, taktiği de budur. Konu Kürt düşmanlığı olduğunda büyük bir şevkle konuşmaktadır. Doğu Perinçek’i böyle görünce bir zamanlar Doğu Perinçek’le ilgili okuduğum bir yazı aklıma geldi. O yazıda Doğu Perinçek’in de Fethullah Gülen gibi Kürt düşmanlığı yaparak siyasi güç olmak istediği değerlendiriliyordu. Bu yazıyı 2016 15 Temmuz darbesinden önce okumuştum.
Fethullah Gülen PKK'nin yerle bir olması için öyle bir bağırıp çağırıyordu ki; PKK’lilerin ocağının sönmesi için bildiği bütün bedduaları yapıyordu. PKK'yi müesses nizam gibi en büyük düşman ilan etmişti. Böylece ordunun, polisin, Kürt düşmanı çevrelerin desteğini alarak Türkiye'nin sahibi olmayı hedefliyordu. Fethullahçılar Türkiye'de iktidar olmanın yolunu PKK düşmanlığında görmüştü. Sri Lanka modeliyle PKK şöyle ezilmeli ve yok edilmeliydi. Buna paralel olarak HDP'ye yönelik saldırı kampanyası başlatılmıştı. Binlerce HDP’li Fethullah-AKP işbirliği ile KCK davalarıyla zindanlara atılmıştı. Fethullahçılar bunu iktidarı ele geçirmek için yapıyordu. Bu aynı zamanda orduyu ve polisi etkileyerek bir darbeyle iktidarı ele geçirme hazırlığı oluyordu. PKK ve HDP düşmanlığının kendine bu yolu açacağını hesaplıyordu. Bu nedenle Fethullahçı tüm basın ve yayın organları PKK düşmanlığının şampiyonluğunu yapıyor, HDP'ye saldırıların gerekçelerini hazırlıyordu.
Fethullahçıların 15 Temmuz darbesinde yer alması böyle bir anlayış sonucu olmuştur. Kürt sorununda çözümsüzlük yaratarak Türkiye'de soruların ağırlaşmasını sağlayarak bir darbenin tetiklenmesi zeminini hazırlamışlar ve ordu içindeki kesimlerle kurdukları ilişkilerle böyle bir darbe içinde yer almışlardır. PKK Önderliği çok önceleri Kürt sorununun çözümsüzlüğü darbe mekaniğini tetikler demiş ve bu öngörü de gerçekleşmiştir.
Şu anda Fethullahçılardan doğan boşluğu Doğu Perinçek doldurmaya çalışıyor. Kürt düşmanlığı yaparak Kürt sorununun çözümüne karşı çıkıp PKK'nin ezilmesini ve HDP'nin tasfiye edilmesini bağırıp çağırarak yeni bir darbeci odak olmak istiyor. Nitekim Kürt düşmanlığıyla ordu ve polis içinde bir kesimi etkileme çalışması yürütüyor. PKK düşmanlığını da bunun için yapıyor. Halbuki 1990’lı yıllarda PKK'nin en fazla propagandasını yapan Doğu Perinçek’in 2000’e Doğru dergisiydi. Bu dergi gerillanın toplum tarafından tanınıp gelişmesinde olumlu rol oynamıştır. Bu karakteri nedeniyle daha sonra gerillada yaşamını yitiren gazeteci Mehmet Şenol 2000’e Doğru dergisinde çalışmıştı. Doğu Perinçek bu dönemde PKK ile görüşmeler yapıyor, o sırada kurulan HEP(Halkı Emek Partisi) içinde kendilerine yer verilmesini istiyordu. Sanırım istediği kadar milletvekili alamadığı ve Kürdistan'da örgütlenmelerine istediği kadar yer verilmediği için PKK ile ilişkileri giderek gerilemişti.
Doğu Perinçek yükselen Kürt hareketine dayanarak siyasi güç olmayı hedefliyordu. Siyasi hayatında hep marjinal kalmış Doğu Perinçek bu durumda PKK'ye sarılarak kurtulmayı hesaplamış ama bu olmamıştır. Kendi amaçları için PKK'yi kullanayım derken PKK’ye hizmet etmiştir. O yılların 2000’e Doğru dergisi nasıl bir yayın yapıldığını kanıtlar. Belki de PKK’ye hizmet etmenin diyetini ödemek için bu kadar PKK ve Kürt düşmanlığı yapıyor, HDP'nin tasfiye edilmesini istiyor.
Her halde Doğu Perinçek de Fethullah Gülen gibi Kürt sorununun çözümsüz kalmasında ısrar ederek, Türkiye'yi her türlü siyasi, ekonomik ve toplumsal çıkmaz içine sokup darbe mekaniğini tetiklemek istiyor. Bu nedenle yeni darbe yapacak kesimlerle ilişki geliştiriyor. Türkiye'nin siyasi ve ekonomik çıkmaz içine girmesi sonucu şimdi ilişkide olduğu ordu içindeki kesimlerin darbe yapacağını hesaplıyor. Osmanlı ve Türkiye'deki darbe geleneğini yaratanları savunması bunu gösteriyor. Enver Paşacı olmuş, ittihatçı olmuş, ordu içinde yurtsever subaylardan söz etmekte. Tüm bunlar Fethullah’ın tasfiyesiyle ortaya çıkan boşluğu doldurmak istediğini gösteriyor.
HDP düşmanlığı da tamamen Fethullahçılar gibi. Zaten KCK tutuklamalarının tüm savcıları Fethullahçılardı. Şu an da AKP Fethullah’a karşı olduğunu söylüyor ama Fethullahçı savcı ve polislerin hazırladığı fezlekelerle HDP’liler yargılayıp zindanlara atıyor. Doğu Perinçek de Fethullahçıların yarım bıraktığı işi tamamlamak istiyor. Eskiden PKK karşıtı vaazları Fethullah verirdi. Şimdi Doğu Perinçek veriyor.
Doğu Perinçek “HDP kapatılsın” diyor. Zaten HDP kapatılmış ve çoğunluğu zindana konulmuştur. Biraz dışarda bırakılarak dünyaya ‘bizde demokrasi var’ deniliyor. HDP tutuklamalarının onda biri Perinçek’in partisinde olsaydı zaten şimdi tasfiye olmuştu. Sadece Perinçek’in partisi değil AKP, CHP ve tüm partiler tasfiye olurdu. Onlardan toplam 6-7 bin tutuklansaydı parti binalarını açacak insan bulamazlardı.
Doğu Perinçek hiçbir zaman Türkiye halkının yüzde birinin oyuna bile ulaşamamış. Hiçbir zaman ulaşması da mümkün görünmüyor. Bu nedenle darbeci zihniyetle hareket ediyor. Zaten şu anda partisinin yönetiminin çoğu eski subaylardan oluşuyor. Doğu Perinçek’in de hiçbir faşist iktidarın gücü de Türkiye’de demokratik siyasal mücadeleyi tasfiye edemez. Neo faşist hatta en eski faşist zihniyete sahip Doğu Perinçek ve partisi Türkiye halkı tarafından tasfiye edilecektir. Fethullah’ın öykünenlerin sonu ondan farklı olmayacaktır.
Orhan Cemal KESKİN