“Ve her kürtaj bir Uludere’dir…” (T. Erdoğan), “Öldürülmeselerdi kaçakçılıktan yargılanacaklardı…” (İ. N. Şahin) ...
Roboskî konusunda hayli sıkışan AKP, her zaman olduğu gibi, gündem değiştirmeyi başardı. El çabukluğu ile dikkatleri kürtaj tartışmalarına çekti. Hak arayanlara “ölü seviciler” demesi, “unutursak yüreğimiz kurusun” diyenlere inat unutturma çabaları, özel alana ilişkin düzenleme yapma girişimleri, halkın geri yanlarını örgütleyerek, “dindar ve kindar” nesil yetiştirmenin zeminini hazırlıyor olması, hedeflediği toplum göstergelerinden başka ne olabilir ki!
Erdoğan’ın kürtaj tartışmaları öncesi her fırsatta üç çocuk isteğinin, tek karşlığı Nazi ideolojisinin dışavurumundan başka bir şey değil. Hepimizin bildiği saf ırk üzerine kurulan Nazilerin en önemli taşıyıcılarından biri de annelik ve çocuktu. AKP’nin baskıcı ve maddi düzenlemeler peşinde olması, “annelik kurumunu” öne çıkarması hem devleti hem de milleti bu biçimde sağlamlaştırma hedefinden başka ne olabilir? Naziler her fırsatta, “Her kim bir çocuk dünyaya getirirse, Alman halkının var olup olmama savaşında bir mevzi kazanmış olur” diye propaganda yapması ile Erdoğan’ın her fırsatta “üç çocuk yapın” önerisi, kürtajı cinayet olarak görmesi arasında fark var mı?..
Sağlık Bakanı açıklama yapıyor, evlilik dışı doğan çocuklar, tecavüze uğramış kadınların çocukları devletin şefkatli ellerine teslim edilecek, “çocuk bakım evlerinde” devlet bakacakmış. Olur da, Hitler’den kopya bu kadar olur. AKP’ye bu anlayış çok da yakışır. Biliyorsunuz Naziler de evlilik dışı doğan çocuklara devletin bakması için “yaşam kaynağı” adı altında çocuk bakım evleri kurmuşlardı. Bu evlere kabul edilecek çocukların genetik muayenesi yapılacak, saf Alman ırkına mensup olup olmadıkları tespit edilecek, bir de sakat çocuk olmayacak. Eee Türk doktorlar sevinsin, AKP yeni bir alan yaratıyor onlara. Başka alanlar da açılacak, sakat doğan çocukları yok etme uğraşı bir de…
Öldürmeye alışıklar nasılsa, demedi mi aklı evvel İçişleri bakanı ve diğerleri; “Dikkat ederseniz kaçakçıların hiçbiri bu bombalara basmıyor. Harita kimlerin elinde olabilir”. Aslında döşenen mayınlar üzerine basarak can verselerdi Uludereli çocuklar, bu açıklamaları yapan yetkililerin işi kolaylaşacaktı, başları bu denli ağrımayacaktı.
Onlar teröristti, terörist olmasa bile kaçakçılardı, ya ölecekler ya da hapse gireceklerdi, iyisi mi uçaklarla bombalayalım da hapishanelerde beslemek zorunda kalmayalım dediler. Ve bilerek, isteyerek yirmi yaşın altında olan onca canı katlettiler işte.
Anlayış bu, şaşılacak bir şey yok; Kürt çocukları için kurtuluş yoktu. Örnek aldıkları Hitler olunca, halkın gözünün içine baka baka, diyorlar ki; ‘onlar için kurtuluş yok, ya ölecekler ya da hapse girecekler…’
TC’nin hapishanelerine giren çocuklarımıza neler yapıldığını öteden bu yana biliyoruz, Pozantı daha dün oldu, Diyarbakır yüreğimizin her daim kanayan yarası. Oralara düşmektense insan gibi kendini savunarak ya da bomba yağmurları altında katledilmek paylarına düşüyorsa, Führer bozuntusu Tayyip utansın… Utanmasını bilmeyenlerden utanma beklemek boşuna biliyorum. Öyle ise ne diyelim “yüreğiniz kurusun” demekten başka…
Örnek aldıkları Hitler olunca...