Uzun yıllardır Mezopotamya Kültür Merkezleri çatısı altında tiyatro çalışmalarını yürüten çok sayıda tiyatro topluluğu geçtiğimiz hafta Amed’de gerçekleştirdikleri bir toplantı ile Tiyatro Meclisi kurduklarını bir basın açıklaması ile kamuoyuna duyurdular. İstanbul’dan Ağrı’ya, Antep'ten Şırnak’a pek çok il ve ilçede yıllardır bir yandan dili, kültürü, sanatı yasaklı olan bir halkın tiyatrosunu yapmaya çalışırken bir yandan üzerlerinde kurulan, polis, mahkeme, jitem gibi legal illegal yapılardan gelen birçok baskıyı göğüslemeye çalışan Kürdistanlı tiyatrocular insanın yaşadığı her alanı yaşamın yeniden estetik kaygılarla, adil, eşitlikçi bir temelde yaratılması için bir tiyatro sahnesine çevirecekleri iddiasıyla bu meclisin kuruluşuna gittiklerini söylüyorlar.
Erkek egemen sistemin tarih boyunca türettiği ve bugün kapitalist modernitede anlamını bulan her türlü iktidara, egemenliğe, zulme, sömürüye, cinsiyetçi zihniyete, soykırıma ve doğa katliamına karşı; demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigmayı üretecekleri sanatın varlık nedeni sayan tiyatro meclisi, yapacakları işin sadece sahne üzerine bir oyun taşımak, bir oyunu seyirci ile paylaşmak değil, yaşamın tüm kılcal damarlarına kadar nüfuz edecek bir müdahaleyi de var oluş gerekçeleri saymaktadırlar.
Hiç şüphesiz yukarıda sözü edilen paradigmal bir yaklaşım, bir sanat anlayışı ile hareket eden, çok sayıda tiyatro oluşum ve topluluğunu bir meclis çatısı altında toplayarak sanat alanında böylesi güçlü bir örgütlenme yaratması Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu’da insanı ve yaşamı çürütme ve yok etme temelli örgütlenmiş devlet ve kapitalizm egemenlikli yaşama çok ciddi bir itiraz ve mücadele çağrısıdır.
Halkın bin yılların yaşam deneyimi ve birikimi ile yarattığı, toplumsallığını egemenlikçi işgalci güçlere ve her türlü toplumu çürüten sapmaya karşı bir savunma ve toplumsalı, komünal değerleri inşa etme aracı olarak ortaya çıkardığı destan, mitoloji, efsane, masal gibi tarihsel kültürel değerleri üreteceği tiyatronun ana kaynaklarından biri sayması sanatın elitleştirilmesine bir itiraz, toplumsal değerlerle buluşturulmasına dair bir çağrıdır da aynı zamanda.
Bir tür tiyatro komünleri konfederasyonu sayılabilecek bu meclisin, kuruluş deklerasyonunda ifade ettikleri gibi eğer tiyatro komünleri arası güçlü bir dayanışma ve koordinasyon ağı örebilir, tiyatro akademileri yoluyla yeni tiyatrocuların yetiştirilmesi, tiyatronun teknik ve estetik sorunlarının tartışılmasını sağlayacak entelektüel tartışmalara öncülük edebilirse ve bunu yine deklerasyonunda söz ettiği üzere demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigmayı esas alarak gerçekleştirebilirse Ortadoğu rönesansını önemli bir motor gücü olacağı çok açıktır. Sonraki aşamasında bu meclis "Demokratik Ulus" perspektifiyle Kürdistan’da yaşayan Kürtler ve Müslümanlar dışındaki Asuri, Süryani, Arap gibi halkların; Alevi, Hıristiyan, Êzîdî gibi inanç toplulukları yahut kendini etnik, inançsal, kültür, cinsiyet olarak farklı tarif edenlerin de bu farklılıklarıyla kendilerini örgütledikleri tiyatro komünlerinin oluşturulmasına öncülük etmeyi ve bu komünleri bu meclise dahil etmeyi hedeflemelidir.