Londra Üniversitesi'ne bağlı Ortadoğu Enstitüsü'nde geçtiğimiz Cuma günü 'Ortadoğu'da Kürtler: Yeni Gelişmeler ve Görüşler' adlı bir konferans düzenlendi. Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu'nun (SOAS) ev sahipliğinde yapılan konferans, Profesör Hamit Bozarslan'ın konuşmasıyla başladı. 'Ortadoğu'da yeni şiddet durumu ve Kürt sorunu' başlıklı sunumunda Bozarslan şunları söyledi: "20. yüzyılda, İran, Suriye, Irak ve Türkiye'nin iç ve bölgesel politikalarıyla evrilen Kürt sorunu, son bir kaç yıldır DAİŞ gibi yeni bir zorlukla boğuşuyor. DAİŞ, Birinci Dünya Savaşı ile oluşan sınırlara meydan okumak için şiddetin ve zulmün en ağırına başvurmaktan çekinmiyor. DAİŞ'e direnen Kürtler ise evrensel bir çatıda kendilerini yansıtabildiler."


Rojava’da bambaşka bir tablo var

Ardından 'Suriye ve Irak'taki Kürtler için Çatışmalar ve Görüşler' adlı ilk panel başladı. Panelistlerden Prof. Nadje Al-Ali, 'Milliyetçilik ve Neo-liberalizm arasında Iraklı Kürt Kadın Hakları Aktivistleri' başlıklı konuşmasında şunları söyledi: "Hewlêr ve Süleymaniye'de yaptığım alan çalışmasından sonra, Iraklı Kürt kadın hareketi çerçevesinde, feminizm, milliyetçilik ve neo-liberalizm gibi olgular arasında büyük gerilimler olduğu sonucuna vardım. Irak'ın Kürt bölgesinde kadın aktivistlerin özgürce kampanya yürütememelerinden ve siyasi partilerde yer alamamalarından dolayı milliyetçilik ve feminizm yan yana gitmemektedir. Ancak Rojava Devrimi'nin ardından, Suriye Kürdistan'ında farklı bir tablo çıkıyor karşımıza. Rojava'da kadınlar, hem feminizmi hem de Kürt milliyetçiliğini barış içerisinde yürütebiliyorlar.“


Kürtler BAAS rejimine hep direndi

Prof. Gilbert Achcar da "Rojava, Suriye'nin en dezavantajlı konumuna sahip durumdayken, Kürtlerin bir kısmı Suriye vatandaşlığına sahip olmadan yaşam mücadelesi verdi. Kürtler üzerindeki şovenist Arap kültürel, sosyal ve siyasi baskı, Suriye'deki BAAS diktatörlüğünün en büyük göstergelerindendi. Öte yandan, SYRIZA ile eş değerde tutulan HDP, bugün bütün Arap Baharı için iyi bir örnek teşkil ediyor" dedi. 


Kürtler konfederalizm istiyor

Cambridge Üniversitesi'nin Siyaset Sosyolojisi bölümünde öğretim görevlisi olan Dr. Thomas Jeffrey Miley de, Rojava'daki Kürt direnişine dikkat çekerek "Rojava'daki Kürtler ulus devlete sahip olmak için değil, Demokratik Konfederalizm için mücadele veriyorlar. İstedikleri yönetim şekilleri halk meclislerinden ve kooperatiflerden oluşuyor. Böylelikle daha çeşitli etnik ve dini grupları içlerinde barındırabilecekler. Rojava'da kadın ile erkek arasındaki uyum ve işbirliği çok etkileyici. Ama Suriye'deki Arapları devrime dahil etmek, Kürtlerin karşılaştığı en büyük zorlukların başında geliyor" şeklinde konuştu. 


Güney ile Rojava arasında kıyaslama

Irak'ta faaliyet yürüten Kadınların Özgürlüğü örgütü sözcüsü Houzan Mahmoud da Güney Kürdistan ile Rojava'daki kadınların durumuna ilişkin bir karşılaştırma yaparak, Kürt hükümetini muhafazakar olmakla eleştirdi. Rojava'nın ise Ortadoğulu kadınlar için iyi bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.


Kürtler Ortadoğu'da önemli bir aktör

Konferans daha sonra 'Türkiye'de Çözüm Süreci ve İran'da Kürt Sorunu' adlı ikinci panelle devam etti. Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu'ndan Dr. Veli Yadirgi, 1990'lara kadar varlığı bile kabul edilmeyen Kürtlerin bugün Ortadoğu'da önemli bir aktör konumuna geldiğini vurguladı.


HDP’nin Meclis'e girmesi çok önemli

Dr. Özlem Galip de 'AKP rejimi altında barışa giden yol: Fırsat mı yoksa yanılsama mı?' adlı sunumunda, "7 Haziran'daki genel seçimle tek parti olma hayali kuran AKP, süreci baltalamak ve HDP'nin Meclis’e girmesini engellemek amacıyla son bir aydır kirli siyaset yürütüyor. Kürdistan'da askeri haraketlilik artarken, güvenlik paketiyle de muhaliflerin gözü korkutulmaya çalışılıyor. AKP, süreci baltalayarak milliyetçi oyları kazanmaya çalışıyor. Seçim sonunda AKP'nin tek başına hükümet olması durumunda, başkanlık sisteminin önü açılacak ve ülke daha milliyetçi politikalarla baskı altında tutulacak. Bu yüzden de HDP'nin barajı geçip Meclis'e girmesi çok önemli" dedi.  


Kürtler İran rejimine de kafa tutuyor

Konferansın kapanış konuşmasını ise Boğaziçi Üniversitesi'nden Prof. Abbas Vali yaptı. Kürtler dışında İran'daki rejime muhalif bir parti ve grubun olmadığına vurgu yapan Vali, 1970'lerde sol partileri destekleyen İranlıların günümüzde daha da milliyetçi bir hal aldıklarını kaydetti.  


 Y. ÖZGÜR POLİTİKA/LONDRA