Bu günlere kadar hep muhalif alandan politika yapan, siyasal söylemlerini muhalif eleştirel dil üzerinden geliştiren Kürt Özgürlük mücadelesi ve onun siyasal temsilcisi BDP, bu söylemiyle hükümetin yanında olmaktan ziyade, ilk defa Türkiye’yle beraber ortak güvenlik kaygılarının önemli bir paydası içinde yer aldığını ifade etmiştir. Gelişen barış süreciyle birlikte, üzerinde hassasiyetle durulan yol ve yöntemler içindeki tartışmaları bir biçimde bir kenara iterek, daha üst düzeyde oluşturulan yeni bir politikayla önümüzdeki sürecin hangi bağlamda gelişeceğini de işaret etmektedir.
Kürtlerin siyasetinin Türkiye’nin güvenlik kaygılarıyla ortaklaşması, gecikmiş olan, fırsatı verilmemiş olan yaklaşımları hızlı bir şekilde aşarak, böylesi bir sonucu ortaya koymuştur. Kuşkusuz, Kürtler yapmış oldukları mücadele ve onun siyasal, politik şekillenişi içinde kendileri ve bir bütün ezilen halkların demokratik özerklikler içinde yaşamasını öngörmüştür. Vermiş oldukları hak mücadelesinde geldikleri noktada bütün bölgesel halkların da eşit, özgür ve demokratik zeminlerde yaşamasını savunmaktadırlar.
Gelinen bu aşamada, Türkiye’de devletin-hükümetin de Kürtler’i bu güne kadar bir tehdit unsuru göstererek, kendi güvenlik konseptlerinin dışında tutan anlayışları da artık değişmelidir. Eşit haklarla, özgür, demokratik birlikteliklerle, ortak bir cumhuriyette karşılıklı güvenlik ilişkileri içinde ortak kaygılarla birlikte hareket etmenin zamanı gelmiştir.
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın bu açıklaması yeni siyasal bir tarihin ilk sayfasını açacaktır, umudumuzu karşı adımların gelmesiyle güçlendireceğiz. Bu yeni dönemin olağanüstü koşullarda ve çok hızlı bir biçimde yürütülmekte olan barış sürecini koruyarak karşılıklı istenilen sonuçların tesis edilmesinin ihtiyacı, önümüzde durmaktadır. Türkiye’de ve bu güne kadar Ortadoğu’da oligarşik rejimlerin halklar üzerinde yarattığı baskı, zulüm ve tahribatların aşılacağı yeni bir demokratikleşme süreci bize eski ezberlerimizi bozmamızı dayatacaktır.
Bu günlerde yapmamız gereken şey, daha fazla şeffaf demokrasi içinde, içinde yaşadığımız ülkenin ve bölgenin bir an önce barış ve güvenlik ortamlarına kavuşmasını sağlamaktır. Kürtler, 90 yıldır ilk defa Türkiye Cumhuriyeti’ne paralel bir siyasal konuma gelmişlerdir. Bunu, barış sürecini doğru yürüterek daha yeni paralelliklere de açık hale getirelim.
Ortak güvenlik