
Amed'de 15-16 Haziran'da gerçekleştirilen Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı'na katılan Zübeyde Teker, konferansa ilişkin açıklamalarda bulundu. Konferansı, "Kürdistan'ın bütün renklerinin yansıdığı Kürdistani dili ve ruhu yakalamak açısından çok önemli ve değerli bir çalışma" olarak tanımlayan Teker, bugüne kadar bir araya gelemeyen halklar ve inanç gruplarının bugün birbirlerini anlamak, ortaklaşmak, birlik ve özgürlük hedefiyle bir araya geldiklerini söyledi.
Özgürlüğe yol alış
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın Amed Newrozu'ndaki mesajının ardından gelişen sürece ilişkin, "Heyecan verici olmakla beraber, kendi içerisinde kaygıları, endişeleri, birçok sorgulamayı da beraberinde getirmektedir" diyen Teker, sözlerine şöyle devam etti: "Ancak Kürtlerin 34 yıllık özgürlük mücadelesinin yani 29'uncu isyanın bizleri şuan getirdiği nokta çok önemli ve hassas bir noktadır. Hiçlikten varlığa, varlıktan özgürlüğe doğru bir yol alış içerisinde olup, bu temelde devletle görüşmeler yapılmaya başlandı ve süreç bir nebze de olsa şeffaf yürüyor. Sayın Öcalan Newroz'da yaptığı çağrı ile sürecin startını verirken, Kürtler de bu mesaj sonrası bir kenetlenme yaşadılar. Gerçekleşmekte olan konferanslar da aslında Newroz mesajı sonrası kenetlenmenin bir sonucudur."
'Anayasal güvence şart'
Demokratik cumhuriyetin inşa edilebilmesinin en temel gerekliliklerinden birinin Anayasa'nın değişmesi ve halkların taleplerinin anayasal güvenceye alınması olduğunu vurgulayan Teker, "Yeni sorunlar ve yeni ötekileştirme politikalarını devreye sokan bir anayasa yerine, bütün kimliklerin, kültürlerin, inançların, insan haklarının anayasal güvenceye kavuşturulduğu, eşit yurttaşlık temelli bir birliğin olduğu, kapsayıcı, toplumsal barışı ciddi anlamda sağlayan bir anayasa olmasını talep ediyoruz" diye konuştu.
'Herkes sorumluluk almalı'
Kürtlerin tarihsel sorgulamadan ve tarif edilemez acıların yaşandığı yaşam tecrübelerinden ders alarak bugünlere geldiğini anımsatan Teker, "Ulusal birlik ve beraberliğin sağlanması için ortak bir mücadele hattını örmeliyiz" dedi. Öcalan'ın konferansa gönderdiği mesajında, "Evet çatışmasızlık sürecinin bir muhatabı benim çünkü aynı zamanda ben PKK'nin lideriyim; ama bundan sonraki süreç bütün Kürdistani yapıların benimle birlikte ortaklaşarak görev ve sorumluluk alarak yürütmesi gereken bir süreçtir" dediğini hatırlatan Teker, şunları ifade etti: "Herkes elini taşın altına koyup sorumluluk almayı, misyon edinerek çıkmayı hedeflemeli. Kürdistani bütün halklarda bu sorumluluğu almakla ilgili ciddi bir istek ve heyecan var. Birlik, beraberlik ve demokratik kurtuluş temelinde mücadelede ortaklaşmak, Kürtlerin özgürleşerek topraklarını da özgürleştirmesidir. İnanıyorum ki; bütün yapılar da bu şekilde yaklaşarak, bu sürece olumlu, heyecan verici sonuçlarla dört parça Kürdistan konferansına doğru hızlıca yol almış oluruz."
Önemli olan halkların kararı
7 derneği temsilen katılan Süryani Dernekler Federasyonu Başkanı Evgil Türker, Ortadoğu coğrafyasının en eski halklarından olan Süryanilerin de konferansta yer almasının önemli olduğunu vurguladı. Türker, "Konferansın en önemli özelliklerinden biri de Sayın Abdullah Öcalan'ın mesajıydı. Çok önemli noktalara değindi. Herkesin eşit olduğu vurgusu vardı mesajda. Türkiye Cumhuriyeti'nin ne düşündüğünün artık pek bir önemi yok bizim için. Önemli olan Mezopotamya'da yaşayan halkların birlik ve beraberlik içerisinde kendi kararlarını vererek yaşamalarıdır" dedi. Konferansın tüm Mezopotamya halklarını kapsayıcı nitelikte olduğunun altını çizen Türker, alınan kararların takipçisi olacaklarını vurguladı.
Çıkan kararlar somutlaşmalı
Öze Dönüş Platformu aktivisti Sezer Kurt da konferanstan ciddi beklentilerinin olduğunu belirterek, farklı görüşlerden insanların bir araya gelerek haklar ve özgürlükler temelinde bir zemin oluşturması anlamında konferansı önemli bulduklarını ifade etti. Benzeri konferansların önceki yıllarda da yapıldığını, ancak Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı'nın kapsayıcılığıyla bir ilk olarak nitelendirdiklerini belirten Kurt, "Konferansta ortaya çıkan sonuçlar doğrultusunda somut adımların atılmasını istiyoruz. Bu birlikteliğin, beraberliğin duyulmasını, görülmesini istiyoruz" dedi. Kürtlerin bunu sağlaması durumunda temel hak ve özgürlüklerine kavuşacağını kaydeden Kurt, "Kürtler her anlamda aynı düşüncede olmayabilirler. Ancak gasp edilmiş haklar noktasında bir araya gelebilmeliler" diye konuştu.
Kürtler arası ilişkiler değişti
Konferans katılımcılarından Avukat Ruşen Arslan ise Kürtlerin kendi ilişkilerinde olumlu yönde değişimlerin geliştirilmesi bakımından önemli bir adımın atıldığını söyledi. Arslan, "Kürdistan sorunu giderek Ortadoğu'nun en önemli sorunu haline geldi. Buradan çıkan sonuçlar, Ortadoğu'yu da olumlu ya da olumsuz yönde etkileyecektir. Sorunlar birlik olunarak çözülebilir. Ne kadar güçlü olursanız olun tek başınıza sorunların üstesinden gelemezsiniz" dedi. Kürtlerin çok büyük güçlerle çok ağır ve zor koşullar altında mücadele yürüttüğünü dile getiren Arslan, artık bir araya gelmelerini sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaçlarının olduğunu ifade etti. Arslan, konferansın bu anlamda bir başlangıcı teşkil ettiğini de sözlerine ekledi.
S. ÇELİK/ Z. KURİŞ/ H. DEMİR/DİHA/AMED