Ortak stratejiyle mücadele

9 Temmuz 2021 Cuma - 20:08

  • İktidarın 2015’ten bu yana emekçilere dönük kırım ve tasfiye politikasına dikkat çeken KESK Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik, toplumun, emek demokrasi güçleriyle birlikte ortak bir stratejiyle mücadele etmesi gerektiğini söyledi.

 

MASİS HESKİF / ANKARA

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) 24-25 Haziran tarihlerinde, “Birlikte güçlüyüz, örgütlü mücadelemizle haklarımızı kazanacağız” sloganıyla 10. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. KESK Eşbaşkanlığına yeniden seçilen Mehmet Bozgeyik ile iktidarın emekçiler üzerindeki politikası, Türkiye’deki sendikalaşmanın geldiği nokta ve yeni dönem mücadele hatlarını konuştuk.

AKP’nin iktidara gelmesinden bu yana toplumsal muhalefet üzerinde çok yoğun baskı politikaları uyguladığını söyleyen Bozgeyik, bu baskıcı otoriter politikaların özelikle 7 Haziran 2015’ten sonra toplumun tüm kesimleri üzerinde uygulamaya konulduğunu vurguladı. 17-25 Aralık süreci, 1 Kasım’da zorla rıza üreterek yeniden iktidara gelme koşullarının yaratılması ve 15 Temmuz 2016’daki devlet içi çatışmayla birlikte yönetememe kriziyle karşı karşıya kalındığına işaret eden Bozgeyik, “Bu sebeple 20 Temmuz’da bir sivil darbe süreci ilan etti. O günden bu yana tüm emekçilerin kazanılmış haklarına dönük saldırılar aralıksız devam etti” dedi.

4 bin 600’ü KESK’li

”Kamuda çalışan 130 bine yakın emekçi, bunlar içerisinde 4 bin 600’ü KESK’e bağlı, çok yoğun baskılar, hukuksuz işten çıkarmalarla karşı karşıya kaldı” diyen Bozgeyik, şu bilgileri paylaştı: ”Kamu-kurum amirlerinin ve yandaş sendika yöneticilerinin ihbarları da emekçilere dönük bu tasfiye sürecinde çok yoğun yaşandı. Yine yerel yönetimlerde kayyumların iş başına gelmesiyle birlikte Tüm Bel-Sen üyesi arkadaşlarımıza yönelik yoğun bir kırım politikası hayata geçirildi. Bu kırım politikaları devam ediyor. Şu ana kadar bin 700’e yakın Tüm Bel-Sen emekçisi, sözleşmeli-kadrolu çalışan arkadaşlarımız işten çıkarıldı.”

Kürdistan’daki kentlere saldırıların ve savaşın durdurulması adına metin imzalayan Barış Akademisyenleri’nin yaşadıklarını da hatırlatan Bozgeyik, akademisyenlerin de kırım operasyonundan geçirildiğini söyledi. Bozgeyik, “Doğal olarak AKP, 15 Temmuz’u fırsata çevirerek, kamuda kendisine muhalif olan, kendisi gibi düşünmeyen tüm kesimleri attı. Arkadaşlarımızın yerine, özellikle MHP ile kurmuş olduğu ortaklık üzerinden MHP’li kadroları aldı. OHAL ve KHK süreci tamamen emekçilerin kırımı, tasfiyesi olarak ifade edebiliriz” dedi.

Türkiye kara listede

Sendikal örgütlenme, toplantı gösteri yapma haklarının ellerinden alındığını kaydeden Bozgeyik, şöyle devam etti: “İşten çıkartılan kamu emekçilerinin farklı kurumlarda çalışması engellendi, pasaportlar üzerinden tahditler uygulanarak seyahat özgürlüğü ortadan kaldırıldı. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), defalarca Türkiye’de örgütlenme, düşünce ve ifade özgürlüğü üzerindeki bu hukuksuz, baskıcı otoriter durumun ortadan kaldırılmasına ilişkin raporlar yayınladı ve Türkiye’yi kara listeye aldı. Geçtiğimiz yıl da ILO’nun raporunda kamudaki ihraçlar, sendikal örgütlenme önündeki engeller, düşünce ve ifade özgürlüğünün yapmak isteyenlere baskılar vs. Türkiye’nin aleyhine rapor olarak düzenlendi.”

Güç birliği şart

Rejimin baskı politikalarına karşı Türkiye’deki sendikal örgütlenmenin eksik kaldığı eleştirilerine katılan Bozgeyik, yeni dönem oluşturacakları mücadele hattına ilişkin şöyle konuştu: “Türkiye anti demokratik bir rejimin kurumsallaşmasına doğru gidiyor. Aynı zamanda iktidar blokunun hızlıca zemin kaybettiği bir döneme de girdiğini ifade edebilirim. Tüm bu faşizan uygulamalara rağmen iktidar bloku, muhalefeti susturamamıştır. Bu dönemde emekçiler, iktidara karşı eksik de olsa mücadele yürütmüştür. Biz son kongremizde, birlikte güçlü bir mücadeleyle ancak haklarımızı kazanacağımızı ifade ettik. İktidarın tüm toplumsal, muhalif kesime bir baskısı varsa tüm toplumsal kesimlerin güç birliğiyle karşı çıkması, bir araya gelmesi gerekiyor. Önümüzdeki dönem açısından bizim birleşik örgütlü bir mücadeleyi geliştirme, emek demokrasi güçleriyle birlikte bu baskıcı politikalara karşı birlikte ortak bir strateji ile mücadele programı oluşturma gibi bir kararlılığımız var. Bunun dışında da bir çıkış yolumuzun olmadığını ifade edebilirim.”

 

Üyelerimizi gençleştireceğiz

Bizim üye potansiyelimiz daha çok orta yaş üzeri bir kesim ve onlarla bir mücadele yürütüyoruz. Üniversitelerle, genç kesimle olan bağlarımız zayıflamış durumda, bu dönemde onları da güçlendirme arayışına gireceğiz. Yeni dönemde iş kollarımızda potansiyelli olan gençlerle, üniversitelerden başlamak üzere yeni bağların kurulması gerekiyor. Yine kamudan emekli olmuş kamu emekçileri var, doğal olarak bunların birçoğu örgütsüz bir şekilde emek sürecinin dışına itilmişlerdir. Onların yeniden örgütlenmesi, bu mücadeleye dahil edilmesi ile ilgili de son kongremizde almış olduğumuz çeşitli kararlar var. Yeni dönem bizim açımızdan hem bir örgütlenme seferberliği hem saldırılara karşı mücadele seferberliği olacak. Aynı zamanda da diğer toplumsal kesimlerle güçlü dayanışma ilişkilerimizin geliştirildiği, ortak mücadele geliştirilmesi noktasında bir çaba içerisinde olacağız.

 

Sendikalar biata zorlanıyor

Türkiye’de örgütlü işçi sayısına da baktığımızda yüzde 12’leri buluyor, çok düşük bir rakam. Toplu sözleşme yapan işçi oranı ise yüzde 6-7 civarında. Kamu emekçileri açısından yüzde 70’e yakın kâğıt üzerinde örgütlülük gözüküyorsa da bunun yüzde 50’sinden fazlası iktidara yakın parti sendikası haline gelmiş yandaş sendika üyeleridir. Doğal olarak emekçiler, yandaş sendikalar üzerinden de bir hareketsiz kılınma, biat etmeye zorlanma durumu var. Bizim gibi sınıf-kitle sendikacılığını savunan emek, demokratik kitle örgütlerinin sınıfla, iş yerleriyle olan bağımızın zayıfladığı doğru. O açıdan yeni dönemde KESK’e bağlı iş kollarımızın kendi üyeleriyle aşağıdan yukarıya doğru bağını güçlendirmesi gerekiyor. Yeni istihdam politikalarıyla birlikte kamuda çok parçalı bir istihdam olayı da ortaya çıktı. Kamu emekçileri ile işçilerin ortak örgütlenmeyle bu saldırı politikalarına birlikte karşı koyuşunu güçlendirmesi gerekiyor. Üyelerimizin giderek daha fazla sınıf ve kitle sendikacılığı noktasında eğitilmesi ve donatılması gerektiğine inanıyoruz. Ortak mücadelenin geliştirilmesiyle ilgili zayıflayan bağlarımızın güçlendirilip geliştirilmesi gerekir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.