***
Mehmet Altan’ın "Türkiye’ye faşizm, Kuzey Kürdistan’a Özerklik Anlaşması" tezi komediye döndürürken ortamı, üstüne ÖDP’lilerin "PKK bizi tehdit etti" hezeyanı yeni sürecin yepyeni tartışmalarının yeni yönelişine ilişkin eski refleksleri bir kez daha sergiledi: "Vatan Bölünüyor" paranoyası.
Mehmet Altan’ın yazısında temel korku şu: "Onlar bu yıkılan devletin enkazından kendilerine ayrı bir yapı çıkarmaya çalışacaklar, şu anda görülen o ki bunu da devleti ve toplumu çökertenlerle anlaşarak yapacaklar." (M.Altan)
Bu bir suçlamaysa, itiraf etmem gerekiyor ki haklı bir suçlamadır. Kişi olarak ben, devleti ve toplumu çökertenlerle yan yana olacağım. Çünkü tekçi ulus üzerine inşa edilmiş bu devlet çökmeden bu topraklara barış ve özgürlüğün gelemeyeceğini düşünenlerdenim. Bu devleti ayakta tutan büyük çoğunluğu kapsayan o tekçi ulus-kimlik anlayışı çökmeden bunun mümkün olmayacağını da biliyorum. Ruh dördüzleri olan AKP+CHP+MHP+Ulusalcılar ittifakı yıkılmadan sömürgeciliğin de sömürücülüğün de yok edilemeyeceğini bilenlerdenim. Bu nedenle HDP’nin, BDP’nin, enternasyonalist sosyalistlerin, işçilerin, işsizlerin, emekçilerin, yoksul halkların, inanç gruplarının, kadınların birlikte verecekleri özgürlük mücadelesinin biricik hedefinin, "bu devletin ve onu ayakta tutan resmi ideolojnin kökten yıkılması olmalıdır" diye savunuyorum.
***
Öte yandan, geçtiğimiz günlerde Duran Kalkan’a ait olduğu söylenen bir yazıda şöyle deniliyordu: "Adına ne denirse densin ama bu durum artık kesinlikle bir son bulmalıdır. HDP önündeki ÖDP engeli kesinlikle aşılmalıdır. Bunun da en doğru yolu, kuşkusuz ÖDP’nin… HDP birliği içinde yer almasıdır. Yok, eğer böyle yapmıyorsa, o zaman kim olduğunu ve kimlere hizmet ettiğini ortaya koymalıdır. Yoksa radikal demokratik hareket bu görevi yapacak ve ÖDP’yi gerçek ifadesine kavuşturmak zorunda kalacaktır."
Bu sözleri yorumlayan ÖDP, "PKK tarafından tehdit edildiğini" savlayarak değişik basın organlarında tepkisini dillendirdi. Yazıdaki ifadelerde elbette bir tehdit var. Ama bu tehdidin, ÖDP’nin iddia ettiği gibi, PKK’nin ÖDP’ye karşı fiili müdahale isteği olmadığı çok açıktır. Yazar, ÖDP’yi "kim olduğunu ve kimlere hizmet ettiğini" ortaya koymaya çağırıyor ve devam ediyor: "Yoksa radikal demokratik hareket bu görevi yapacak ve ÖDP’yi gerçek ifadesine kavuşturmak zorunda kalacaktır." Teşhir edecek, ortaklarını deşifre edecek ve her zaman ittifaka çağrı yapacak.
Cümle net iken yorumlarla üstelik geçmişi kazıyarak ortalığı karıştırmak, politik mücadelenin en çirkin halidir. Geçmişte yaşanan acı olayları birbirimizin önüne koyarak politika yapmaya kalktığımızda, her siyasal hareketin yüzünün ötekinden daha kara olması büyük olasılıktır. Bunu anlamak için 76-80 arasına sıkışan dört yıla bakmak bile yeterlidir. Bu tarz, olsa olsa mağduriyet temaları üzerinden politika yapmak anlamına gelir ki, bunu en iyi yapanın AKP olduğunu bilmek bile bu politik yaklaşımın çirkinliğini anlatmak için yeterlidir.
ÖDP’nin hoşnutsuzluğu, onun, yeni politik yönelişinin verdiği rahatsızlıktan kaynaklanmaktadır. Zira ÖDP giderek ulusalcılarla daha fazla bütünleşmeye yönelmiş bir siyasal akımdır. Kitlesel bir güce sahip olduğu kimse tarafından reddedilmediğine göre, bu akımın yeniden milliyetçi kulvarda yürümesinin önü, iknaya yönelik çabalarla, dostluk ilişkilerini geliştirerek kesilmelidir. PKK tarafından tehdit edildikleri yorumunu TV ekranlarına aktaran Alper Taş, bir "Birleşik Muhalefet Hareketi" yaratmaya çalışan ÖDP’nin yeni yönelişini şöyle ifade ediyor: "CHP, Kürt Hareketi, ezilenler… ‘yeni bir Türkiye’ yaratmak istiyoruz" diyor ve birlikte CHP’ye şu mesajı iletiyordu: "Cumhurbaşkanlığı seçimleri için Anti emperyalist-antikapitalist bir duruşla tanımlanan, kamucu, Kürt sorununun çözümünden yana, gerçek laik, ekolojist, cinsiyetçi olmayan bir aday üzerinden anlaşalım."
Konuşmada yer alan ‘Kürt sorununun çözümünden yana’ cümlesi "bağımsız devlet kurma hakkı dahil olmak üzere Kürt halkının belirleyeceği bütün çözüm önerilerinin kabulü" anlamına geliyorsa sorun yok. Ama bu durumda geleneksel ulus-devlet partisi CHP ile birlikte kurulması düşünülen "Birleşik Muhalefet" de ne oluyor? Ve acaba ÖDP’nin bu telaşlı hali, "HDP-BDP ile yan yana yürümek bizim için sorun yaratır" diyen yeni ittifak hedefi CHP’yi tedirgin etmemek hassasiyetinden mi kaynaklanmaktadır?
Cemil Bayık daha iki üç gün önce "HDP hem Türkiye'nin devrimci demokratik hareketini güçlendirecek, hem de Kürt devrimci demokratik hareketini. Bu da Türkiye'yi demokratikleştirip Kürtleri özgürleştirecektir" diye yazdı. Sorun bu çağrının içinde ya da dışında olmak sorunudur. Ve ÖDP’den beklenen karar, tam da bu sorunun yanıtı olacaktır.
Ortalık gümbür gümbür iftira
Ne HDP imiş be? Ortalık birden HDP ile dolup taştı; her yerde HDP tartışmaları var artık. HDP’nin yanlışları; HDP’nin güçsüzlüğü; HDP’nin cunta teorileri; "Türkiye’de AKP+HDP faşizmi Kuzey Kürdistan’da BDP ile Demokratik Özerklik"; HDP’li PKK ÖDP’yi tehdit etti… At izi ile it izi birbirine karışmış; yetmezmiş gibi ortalıkta bir körlük ve her biri bir yanını tarif ediyor filin. O zaman kuyruktan tutan yılan, kulaktan tutan yelken, her biri bir büyük yalan.