
Almanya’da geleneksel olarak, her yıl savaşlara karşı yapılan Paskalya Yürüyüşü (Osternmarsch) için yaklaşık 60 şehirde Alman halkı ve göçmenler barış çağrılarıyla sokağa çıktılar. Stuttgart’ta bu yıl yapılan Osternmarsch (Paskalya Yürüyüşü), “Göçün kaynağı savaşla mücadele! Askeri müdahalelere son!” Başlığı altında yapıldı.
Africom ve Eurocom kapatılsın!
Stuttgart Askerlik Şubesi (Karierrezentrum Bundeswehr) önünden başlayan, Heilbronnerstrasse üzerinden geçerek, Schlossplatz’ta sona eren yürüyüşe, yaklaşık 1500 kişi katıldı. Konuşmalarda ağırlıklı olarak, göçün nedenleri olan savaş, açlık, yoksulluk, yani sıra NATO ve Amerikan militarizmi eleştirildi. Almanya’nin silah ihracatına son vermesi ve Stuttgart-Möhringen ve Vaihingen’de bulunan ve Amerikan ordusu tarafından Afrika vb. bölgelere müdahalelerin planlandığı Africom ve Eurocom üslerinin kapatılması talepleri yükseltildi ve Brüksel’deki terör saldırısının savaşlarla bağlantılı olduğu dile getirildi.
Yürüyüşte, Almanya’nın silah satışları ile savaşa dahil olduğu, Suudi Arabistan ve Türkiye’ye silah sattığı, Alman silahlarıyla Kürdistan’da katliam yapıldığı, IŞİD vb. örgütlerin artık Avrupa’da da katliamlar yaptığı vurgulandı. Friedensnetz’ten (Barış Ağı) Dieter Lachenmayer konuşmasında, “Alman ordusunun Suriye’deki varlığı, savaşları silahla ve askeri güçle desteklemesi, göçmenleri buraya getiriyor” dedi.
Paskalya Yürüyüşleri
Paskalya yürüyüşleri, Soğuk Savaş dönemindeki nükleer silahlanmaya karşı harekete dayanıyor. 1968 ve 1983 yıllarında, yüzbinlerce insan, Almanya’da barış için sokağa çıkmasıyla, doruk noktasına ulaştı.
Bu yıl en büyük yürüyüşler, Stuttgart dışında, Berlin ve Kaiserslautern’de ve bin kişiyle Münih’te yapıldı. Yine, Rostock, Kiel, Lübeck, Bremen, Hannover, Leipzig, Köln, Hamburg, Dortmund ve Würzburg’ta barış için sokağa çıkıldı.
60 şehirde eylem
Stuttgart’ta Karfreitag (Paskalya cuması) günü, Africom önünde 50 kişi Drohn (insansız hava aracı) ve savaş kurbanlarının anısına çelenk bıraktı. Ellwangen’de, göçmen çocukların ilk getirildiği tesisin önünde 300 kişi, göçmenlerle dayanışma için, savaş ve atom bombasına karşı yürüdü. Mannheim’da 150 kişi Sandhofen’daki Amerikan Coleman Kışlası önünde, buranın Amerikan ordusunun iddia ettiği gibi sivil kullanımda olmadığı açıklaması yaptılar.
Chemnitz’de 250 kişi şiddete dur dedi. Gronau’da (NRW) 200 kişi Uranyum tesisinin önünde, nükleer silahların imha edilmesini talep etti. Dortmund’da “Ne Faşizm Ne Savaş, Bir Daha Asla!” mesajı verildi. Marbach, Biberach, Offenburg ve Müllheim gibi küçük yerlerde de çağrılar yapıldı.
Bodensee’de pazartesi, Romanshorn’a doğru ‘Barış Yolu’ için yürüdü.
Savaş politikaları ve araçları
Paskalya Yürüyüşlerinin (Osternmarsch) yapıldığı bugünlerde bir de Almanya’nın savaş politikalarına bir göz atmakta yarar var.
“Savaş politikanın başka araçlar ile devamıdır“ der Prusya generali Carl von Clausewitz. Lenin’in diyalektik yönteminden esinlendiği bu özlü söz, günümüzde de halen geçerliliğini korumaktadır. Emperyalistler, günümüzde de halkların iradesini kırmak ve kendi etki alanlarını genişletmek için, işgaller, silah satışları, savaşlar ve sömürge politikalarını sürdürmektedirler.
Dev bütçelere dayalı savaş politikalarına karşı sosyalistler, işçi ve emekçilerin aydınlatılması ve harekete geçirilmesi yönünde daha güçlü çalışmalar yürütmeli. Emperyalistler Suriye’de, Irak’ta milyonlarca insanın ölmesine, milyonlarcasının evlerinden olmasına neden oldu. IŞİD’e karşı insanlığın onurunu savunan Kürt kadınları ile, Cizre’de, Sur’da, Nusaybin’de ve birçok yerde, saray-ordu-AKP ittifakına karşı direnen Kürt halkının yanında olmak ve direnişi tüm halklara doğru yaymak tüm sosyalist ve demorkatların görevidir.
’İnsani yardım’ adıyla egemenlik savaşları...
Askeri operasyonların, “insani yardım” olarak pazarlandığı bir ortamda, Baden Württemberg eyalet başkanı Winfried Kretschmann (Yeşiller), gözümüzün içine bakarak, “Alman ordusunun bölgesel ekonominin gelişiminde önemli bir rol oynadığını” söyleyebiliyor. İçişleri Bakanı de Maziere, daha da ileri gidiyor: “Ulusal güvenliğimiz, (...) uluslararası içiçe geçmişlik ve kaynaklara bağımlılığımızdan dolayı, yüksek teknoloji ve hammadde yoksulu bir ülke olarak, askeri güçlerimizin kullanılmasını da kapsamaktadır”.
Alman emperyalizminin temsilcileri, bu kadar açık sözlü, başımıza ne işler getireceklerini bu kadar doğrudan söylüyorlar. Buna karşı, bizler de görev ve sorumluluklarımızı kavrayabilmek için, önce kapımızın önünü süpürerek başlayalım ve birkaç veriye göz atalım:
Almanya geneli veriler
* Halihazırda cephede 3 bin erkek ve kadın Alman askeri var. Şimdilik üst sınır 8 bin.
* Alman ordusuna, 15 bin kişi daha alınacak. Hedef, AB içinde ve NATO içinde ABD’ye karşı konumunu güçlendirmek.
* Alman donanması, Akdeniz ve Ege’de göçmenlere karşı kullanılıyor.
* Tunus ve Libya’ya asker gönderilmesi planlanıyor.
* Mali’ye, 2016 ortasına kadar, 650 asker gönderilecek.
* Deutsche Bank, silah şirketlerinin finansmanını üstleniyor.
* Thyssen-Krupp ve Rheinmetall geçen yıl cirosunu katladı ve “uluslararası çatışmalar bağlamında, devletlerin savaş harcamalarını daha da artıracağı” beklentisini dile getirdi.
Stuttgart ve çevresi veriler
* Stuttgart her yıl federal askeri bütçeye 240 milyon Euro katkıda bulunuyor. Kişi başına 410 Euro düşüyor. Federal bütçenin yüzde onu, askeri bütçeye ayrılıyor, yani yaklaşık 34 milyar Euro. - Daimler Benz tarafından üretilen tır ve zırhlı araçlar, birçok ordu da kullanılıyor.
* Mahle-Behr, Rotinor, M+W, Rhode & Schwarz vb. Stuttgart firmaları, zırhlı araçlar üretiyor.
* Ditzingen’de bulunan fransız şirketi Thales, Avrupa’nin en büyük askeri elektronik üreticisi ve 2015’te karlarını yüzde 23 artırdı.
* Thales ve Thyssen Krupp gibi silah tekelleri, fırkateyn ve denizaltıların yani sıra, savaş uçakları için yedek parça satıyorlar. Müşterileri arasında, Cezayir, Mısır, Suudi Arabistan, Katar vb. gerici ülkeler bulunuyor.
* Tabanca vb. küçük silahlarla her dakika bir insan öldürülüyor. Her iki küçük silahtan biri Almanya’da üretiliyor. Bölgemizde bulunan Heckler und Koch gibi firmalar, kazançlarını bundan sağlıyor
Yani anlayacağımız silah patronlarının ülkedeki siyasal finansman lobi ilişkileri, uluslararası ilişkileri ve bunlardan sağladığı karlarda dünya halklarının kanı vardır. Savaş karşıtlığı, halkların kardeşliği işçilerin birliği mücadelesi ile büyütülmelidir.
AYŞE EKİCİ/STUTTGART
’Mülteciler satılık değildir’
Almanya'nın Hamburg ve Hanau kentlerinde yüzlerce barışsever 'Savaşa son' sloganıyla Paskalya Yürüyüşü yaptı.
Hamburg Barış Forumu’nun organize ettiği yürüyüşte yüzlerce kişi Berliner Tor Tren İstasyonu'ndan 'Suriye'deki savaşa son', 'Hiç kimse illegal değildir' pankartlarıyla yürüyüşe geçti. Türkiyeli sol sosyalist gruplar ve sendikalar da yürüyüşe destek verdi. Hauptbahnhof’ta son bulan yürüyüş esnasında Almanya Federal hükümetinin mülteciler politikası eleştirildi.
Öte yandan Hanau Barış Platformu’nun organize ettiği yürüyüşe yaklaşık 300 kişi katıldı. Freienplatz’da toplanmaya başlayan eylemcilere önce Sol Parti Milletvekili Christine Buchholz hitap etti. Buchholz konuşmasında dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan savaşlara dikkat çekerek, silahsızlanma ve barış çağrısında bulundu.
Buchholz’un ardından IG Metall Hanau-Fulda adına Robert Weissenbrunner söz aldı. IG Metall temsilcisi iş sınıfının dayanışmasını ve siyasi duyarlılığını yükseltmesi gerektiğini belirtti. İşverenlerin iş sınıfını bölmek ve etkisizleştirmek için birçok plan devreye soktuklarını belirten Weissenbrunner, “Kapitalizmin yarattığı krizlerin bedelini ezilen halklar ve emekçiler ödüyor, bunun önüne geçilmesi için birlik ve dayanışma gerekiyor“ dedi.
’Avrupa iki yüzlü politika izliyor’
DİDF adına bir konuşma yapan Zarife Bulut da Almanya’nın yürüttüğü mülteci politikalarının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Bulut devamla, "Özellikle Suriye’deki savaş bu ülkede korkunç insanlık dramları üretti. Üretmeye de devam ediyor. Ne yazık ki Avrupa burada iki yüzlü politika izliyor. Türkiye’de 1 Kasım seçimlerinden sonra mülteci krizini kullanarak Avrupa’ya baskı ve şantaj yapıyor. Avrupa’da kendi değerlerini çiğneyerek bunu sineye çekiyor. AKP Hükümeti, Avrupa’nın ve bütün dünyanın gözleri önünde Kürt sivilleri katlediliyor, kentler yerle bir ediliyor ama mülteciler nedeniyle Avrupa bunu görmezden geliyor. Mülteciler ve Kürt halkı üzerinden yapılan kirlik pazarlıklara son verilmelidir" dedi.
Konuşmalardan sonra Bruchköbel’den Dicken Eiche’ya 45 dakika yürüyen eylemcilere geleneksel Paskalya yemeği verildi.
M.ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG/FİLİZ ARGAL/HANAU