
Ötekilerin sineması
Kolektif çalışanı Kazım Öz, atölyenin temel amacının alternatif ve ötekilerin filmlerini yapabilmekle birlikte halkın gerçek sorunlarını beyaz perdeye aktaran sinemacılar yetiştirmek olduğunu söyledi. Eğitim atölyesinin üç aşamadan oluşacağını belirten Öz, „Birinci aşamada sinema tarihi ve sinemanın teorik arka planı aktarılacak. İkinci aşamada yönetmenlerin de katıldığı deneyimler paylaşılacak. Üçüncü dönemde ise pratik uygulamalar yer alacak“ dedi. Öz, atölyenin üstleneceği işleve ilişkin şunları kaydetti: „Atölye beklenen sonuca ulaşırsa Kürt sineması açısından çok önemli rol üstlenecek. Kürt sinemasına sadece yönetmenler değil tüm alanlarına kadro yetiştirmek çabasındayız.“
Tarih duygusu olacak
Atölyede dersler verecek eğitmenlerden sinema tarihçisi ve eleştirmeni Zahit Atam da, derslerde öğrencilerde tarih duygusu yaratma gayreti içinde olacaklarının altını çizdi. Derslerde Osmanlıdan itibaren günümüze Türkiye sinema tarihine ilişkin genel bir çerçeve çizeceklerini kaydeden Atam, Kürt sinemasını ayrı bir dersle işleyeceklerini belirtti. Kürt sinemasını doğmakta olan sinema olarak değerlendiren Atam, Kürt sinemasının öncülü olarak da Yılmaz Güney’i gördüklerini söyledi.
Kendi kimliğini keşfetme
Kürt sinemasını üçüncü dünya sineması olarak gördüklerini belirten Atam şunları ifade etti: „Kürt sinemasını işgalcilere karşı kendi kendini inşa etme, yeniden oluşturma ve kendi kültürel kodlarını bulup halka erişebilme çabalarının bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Kuşaklar boyunca sömürge insanları işgalcilerin filmlerini izleyerek geçirdiler. Sinemada bir kültürel arınma meselesi. Anlatacağımız bu konuda Franz Fanon’dan kendi kimliğini keşfetme için ortaya koyduğu modelden yola çıkıyoruz.“
Asıl direniş alanı kültür
Kürt sinemasının aynı zamanda çeşitli sorunları olduğuna da değinen Atam, kültürün Kürt sinemasında yeterince işlenmemesini eleştiriyor. „Kültürün asıl direniş alanı olması lazım“ diyen Atam, kendi kodları üzerinden bakıldığında kültürün siyasal uzantılarının direnişi çok daha güçlü hale getirdiğini aktardı.
Resmi anlatıları eleştiriyor
Atölyede belgesel sinemacılığa ilişkin dersler verecek olan akademisyen ve TV programcısı Suncem Koçer, belgesel sinemanın resmi anlatılar ve egemen ideolojilerin anlatmadığı ya da çarpıtarak anlattığı bir takım söylemleri dokümante etmek için çok önemli bir araç olduğunu söyledi. Kürt sineması açısından da belgeseller Türkiye’de resmi anlatılara ters düşmenin en güzel aracı haline geldiğini ifade eden Koçer, „Bunu daha perspektifli yapmak için tarihi ve teorisini bilmek gerekiyor. MSK’deki derslerin de bu anlamıyla katkısı önemli“ dedi. Ayrıca belgesel sinemada alternatif anlatıların içinde kadının kendi kimliğiyle yer alması gerektiğini de kaydetti.
Son başvuru tarihi 31 Ocak olan atölyenin ders başlangıcı 8 Şubat olarak belirlendi.
ÖNDER ELALDI