Prof. Tosun, AKP'nin politikalarını, toplumdaki yansımaları ile sivil toplumun yapısı ve konumu konusunda DİHA'nın sorularını yanıtladı. Gezi'den sonra siyasi iktidarın içe kapandığını, toplumsal muhalfeti büyütmeme adına otoriter bir takım uygulamalara yöneldiğini hatırlatan Prof. Tosun, 17 Aralık süreciyle birlikte de rayından çıktığını söyledi. Toplumsal talepleri toplumsal tehdit olarak algılyan çoğunlukçu niteliğin, demokratik süreci baltaladığını kaydetti.

Prof. Tanju Tosun, şunları söyledi: "Tayyip Erdoğan figürü aslında Türkiye'de çeşitli kesimlerin arzu ettiği, beğendiği, sert ve otoriter bir mizaçlı figür. Aynı zamanda Tayyip Erdoğan, onu sevenler için kendilerini koruyup kollayan biri olarak algılanıyor. Türkiye toplumu karizmalara tapan bir toplum. Özellikle liderler bağlamında karizmaya tapan toplum ister istemez, Erdoğan'ın gücüne güç katıyor." 


Tepkiler yetersiz

Türkiye'deki sivil toplumun AKP'nin yarattığı "kaos ortamına" yönelik demokratik tepkilerinin yeterli olmadığını kaydeden Prof. Tosun, sivil toplumun da sorgulanmasına ihtiyaç olduğunu vurguladı.


BDP çizgisi istisna

Tosun, şunların altını çizdi: "Sivil toplum kuruluşları lider tahakkümünü yenebildiği takdirde siyasi iktidarların potansiyel otoriterleşmelerine karşı bir mücadele alanı olabilir. Bunun istisnası BDP çizgisidir, kısmen CHP içindeki yapıdır. Onun dışındaki bütün yapılar otoriter değerler üzerinden davranışlarını belirliyor. Sivil toplum demokratikleşmesi mümkün olduğunda, siyasal iktidar ve toplum ilişkilerinin de demokratikleşmesi mümkün olabilir. Bunun için yurttaşların sivil toplum kuruluşlarına üye olmalarının yanında aktif katılımcı birer yurttaş olarak görev almaları gerekiyor." 

DİHA/İZMİR