• Konya'nda bugüne kadar 684 obruk tespit edildi ve tarım arazileri çökmeye devam ediyor. Uzmanlar, iklim krizi bu durumu tetiklese de çöküşün asıl nedeninin doğal süreçlerden ziyade, kaçak kuyular ve yanlış sulama politikaları gibi insan faaliyetleri olduğunu belirtiyor.
  • WWF-Türkiye'nin verilerine göre Konya Havzası'ndaki yaklaşık 100 bin su kuyusunun 66 bini ruhsatsız. Tatlı Su Programı Müdürü Eren Atak, yer altı suyunun doğal yenilenme hızının çok üzerinde tüketildiğini belirterek, bu aşırı kullanımın temel nedeninin kaçak kuyular olduğunu vurguluyor.

 

Katie Nadworny* - Çeviri: Yeni Özgür Politika

Türkiye'nin "tahıl ambarı" olarak bilinen Konya Ovası'nda yer altı sularının hızla çekilmesiyle birlikte obruk oluşumları artıyor. Uzmanlara göre aşırı kuraklık, suyu yoğun kullanan tarım politikaları ve binlerce kaçak sondaj kuyusu, bölgede geri dönüşü zor bir ekolojik krizi tetikliyor. AFAD verilerine göre Konya Kapalı Havzası'nda bugüne kadar 684 obruk tespit edildi.

Tarım arazileri çökmeye devam ediyor.

Karapınar ilçesinde çiftçilik yapan Mehmet Akif Işıklı, yaklaşık 20 yıl önce tarlasında oluşan ilk obruğu hâlâ unutamadığını anlatıyor.

"Köylüler bizi haberdar ettiğinde tarladaydık. Geldiğimizde toprak yeni çökmeye başlamıştı ve içinde su kaynıyordu" diyen Işıklı, bugün ise benzer görüntülerin bölgede sıradanlaştığını söylüyor.

AFAD verilerine göre Konya Havzası'ndaki en büyük obruk 228 metre çapında ve 171 metre derinliğinde. Uzmanlar, bu çukurların doğal bir süreçten çok insan faaliyetlerinin hızlandırdığı bir çöküşün sonucu olduğunu belirtiyor.

Türkiye'nin tahıl ambarı Konya'da obruklar yüzyıllardır var olsa da Karapınar'daki gibi tarlaların ortasında oluşan devasa çöküntülerin sayısı son yıllarda hızla artıyor./foto:AFP

Kuraklık tek başına açıklamıyor

Birleşmiş Milletler projeksiyonlarına göre Türkiye'nin 2030'a kadar su fakiri ülkeler arasına girmesi bekleniyor. Ancak uzmanlar, Konya'daki obrukların yalnızca kuraklığın sonucu olmadığı görüşünde.

Konya Kapalı Havzası, suların denize ulaşmadığı ve su dengesinin büyük ölçüde yer altı rezervlerine bağlı olduğu özel bir jeolojik yapıya sahip. Bu nedenle yer altı sularındaki hızlı çekilme, karstik boşlukların çökmesini hızlandırıyor.

Doğa Derneği kurucularından Güven Eken, "Bu karstik yapıyı ayakta tutan suydu. Yanlış sulama politikaları nedeniyle bu sistem çöktü. Konya Havzası'nın altından akan sular artık yok" değerlendirmesinde bulunuyor.

Kaçak kuyular su krizini derinleştiriyor

WWF Türkiye'nin 2014 yılında yaptığı araştırmaya göre Konya Havzası'ndaki yaklaşık 100 bin su kuyusunun 66 bini ruhsatsız.

WWF Türkiye Tatlı Su Programı Müdürü Eren Atak, yer altı suyunun doğal yenilenme hızının çok üzerinde tüketildiğini belirterek, "Mevcut suyun yarısından fazlası kullanılıyordu. Bu aşırı tüketimin temel nedenlerinden biri kaçak kuyular" diyor.

Uzmanlara göre çiftçiler, kuraklık nedeniyle üretimi sürdürebilmek için daha derin kuyular açıyor. Ancak yer altı suyu yeterince beslenemediği için bu durum uzun vadede tarım alanlarının çökmesine yol açıyor.

Atak, "Obruklar aslında bu sürecin son aşaması. Sorun yıllardır büyüyordu" ifadelerini kullanıyor.

Son yıllarda hızla arttı

Konya Ovası'nda obruklar tarih boyunca görülen doğal oluşumlar arasında yer alsa da, uzmanlar son yıllardaki artışın dikkat çekici olduğuna işaret ediyor.

Konya Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Fetullah Arık, özellikle 2008 ve 2009 yıllarında yerleşim alanları ile karayollarına yakın bölgelerde oluşan obrukların riskin boyutunu ortaya koyduğunu belirtiyor.

Şimdiye kadar can kaybı yaşanmamış olsa da Arık, çiftçilerin obrukları rastgele doldurmaya çalışmasının yeni çökmelere neden olabileceği uyarısında bulunuyor.

foto:AFP

Tarım politikaları değişmeli

Uzmanlara göre sorunun temelinde, havzanın su kapasitesini dikkate almayan tarım politikaları bulunuyor.

Konya Havzası'nda devlet destekleriyle yaygın olarak yetiştirilen şeker pancarı ve mısır gibi yüksek su tüketen ürünlerin, bölgenin sınırlı su kaynakları üzerinde ciddi baskı oluşturduğu belirtiliyor.

Araştırmacılar, üzüm ve kurak iklime daha uygun yerel buğday çeşitleri gibi daha az su isteyen ürünlerin teşvik edilmesinin hem yer altı suyu tüketimini azaltabileceğini hem de tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini güçlendirebileceğini ifade ediyor.

Eken, "Türkiye'nin bu bölgelerde yeni bir havza planlamasına ve tarım stratejisine ihtiyacı var" diyor.

İnsan kaynaklı bir kriz

Uzmanlar, yaşanan sürecin yalnızca iklim krizine bağlanamayacağı görüşünde.

Eren Atak, çiftçilerin mevcut sistem içinde üretim yapmak zorunda kaldığını belirterek, planlama ve denetimin kamu otoritelerinin sorumluluğu olduğunu söylüyor.

Güven Eken ise "Konya Havzası'nda gördüğümüz obruklar tamamen insan kaynaklı. İklim krizi süreci hızlandırıyor ancak asıl neden yanlış su ve tarım politikaları" değerlendirmesinde bulunuyor.

Çiftçiler geleceğinden endişeli

Karapınar'da üretim yapan Caner Çorakçı, obrukların artık günlük yaşamın bir parçası haline geldiğini söylüyor.

"Tarlalarımızın birçok bölümü etkileniyor. Yüzey sürekli çöküyor" diyen Çorakçı, en büyük kaygılarının kuraklık, su yetersizliği ve üretimin geleceği olduğunu ifade ediyor.

Atak ise uzun vadeli riskin yalnızca obruklar olmadığını vurgulayarak, "10 ya da 20 yıl sonra bu insanlar göç etmek zorunda kalacak mı? Tarım Konya Havzası'nda sürdürülebilecek mi?" sorularını gündeme getiriyor.

Çözüm önerileri

Uzmanlar, krizin derinleşmesini önlemek için şu adımların öncelikli olduğunu belirtiyor:

• Tarım politikalarının havza bazlı yeniden planlanması

• Su tüketimi düşük ürünlerin teşvik edilmesi

• Kaçak kuyuların etkin biçimde denetlenmesi

• Yer altı suyu kullanımının sürdürülebilir düzeye çekilmesi

• Obruk tehlike haritalarının imar planlarına entegre edilmesi

• Çiftçilere sürdürülebilir sulama yöntemleri ve alternatif gelir modelleri sunulması

Konya Teknik Üniversitesi Obruk Araştırma Merkezi, havza genelinde obruk tehlike haritaları hazırlıyor. Ancak uzmanlara göre, su yönetimi ve tarım politikaları değişmediği sürece bu çalışmalar yalnızca krizin sonuçlarını yönetmeye yardımcı olacak; temel sorunu ortadan kaldırmayacak.

* Katie Nadworny, İstanbul'da yaşayan; Türkiye, Doğu Avrupa ve Orta Doğu'daki kültür, çevre ile su sorunları gibi konuları kaleme alan Amerikalı bir gazeteci ve yazar.

Kaynak: BBC