
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı tarafından dün yapılan yazılı açıklamada, Türkiye'de tek taraflı iradeyle çatışmasızlık ortamı yaratan Kürt Özgürlük Hareketi'nin, Türk devletine çözüm için adım atması gereken ortamı sunduğu, ancak Türk Hükümeti'nin aynı ciddiyeti gösteremediği belirtildi. 9-10 ayın boşuna harcandığı, şimdi de Başbakan’ın “geri çekilmemişlerdir; geri çekilenler de çocuk, yaşlı, kadındır” gibi ciddi olmayan açıklamalar yapmasının, adım atılmayacağının göstergesi olduğuna dikkat çekilen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı açıklamasında, "Daha hiçbir adım atmamışken bu tür sözler sarf edilmesi, Hükümetin psikolojik savaş ve oyalama yaklaşımını bırakmadığını göstermektedir" denildi.
Anadil zihniyetini ele veriyor
Kürtlerin temel talepleri olan anadilde eğitim için "bu olmaz, bu resmi dili bozar, ülkeyi bölecek adımlar atmayız" denilmesinin, Başbakan'ın zihniyetini ele verdiği ifade edilen açıklamada, Başbakan'ın şunları bilmesi gerektiği kaydedildi: "Filistinlilerin ne Araplıkları reddediliyor, ne de anadilde eğitimleri ve kendi kendilerini yönetmeleri önünde engel var. Dolayısıyla yapılan kıyaslama sadece Türkiye'nin soykırımcı politikalarını örtme çabasını ifade etmektedir. Dünyada hiçbir devletin ve ülkenin uygulamadığı bir kültürel soykırımı Türkiye uyguluyor. Buna örnek tek ülke gösterilemez. Ancak Kürtler üzerinde Türkiye'ye benzer bir politika uygulayan diğer sömürgeci ülkelerle kıyaslanabilir."
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Türk Başbakan'a şu haklı soruların yöneltilebileceğini kaydetti: "Kürtlerin özyönetim hakkını kabul etmeyeceksin, anadilde eğitim olmaz diyeceksin; peki, bu sorun nasıl çözülecektir? Bu sürecin en önemli aktörü olan ve herkes tarafından da Kürtler içinde en etkin lider olarak kabul edilen Önder Apo’nun rolünü oynaması için gereken koşulları yaratmadan bu sorun nasıl çözülecektir? Akil İnsanlar bile çözüm için bu en temel talepleri raporlarında dile getirmemiş midir?"
Gerekçe üretmeden adım at
AKP'nin hiçbir gerekçe üretmeden Kürt sorununun kalıcı çözümü için adımlar atmasını isteyen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Hükümetin adım atması önünde zihniyeti dışında hiçbir engel kalmamıştır" dedi.
Yeni bir paket
Başbakan’ın açıklamaları ve kamuoyuna yansıyanların, sözü edilen yeni bir paketin de sadece zaman kazanmaya yönelik olduğunu gösterdiğine işaret edilen açıklamada, şunlar belirtildi: "Kürt Halk Önderi ve BDP ile tartışılmadan atılacak tek taraflı adımların zaten beklentileri karşılaması mümkün değildir. Kürtleri muhatap almadan tek taraflı yaklaşımlar göstermek zaten Kürt sorununu yaratan zihniyetin ta kendisidir. İlk önce Kürt sorununu yaratan bu yaklaşımın bırakılması gerekir. Çünkü tek taraflı olan şeylerin sorunu çözemeyeceği bilinmektedir."
Zaman vermekten rahatsızlık
Kürt Halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi'nin zaman vermesinden rahatsız olunması da AKP'nin çözüm zihniyeti konusundaki kuşkuları doğruladığı vurgulanan Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı açıklamasına şöyle devam edildi: "AKP Hükümeti on yıldır bu birkaç ayda çözülecek sorun değildir deyip yılları tüketmiştir. Bu söylemi bir oyalama tarzı haline getirmiştir. Eğer çözüm niyeti olur ve bir proje ortaya konursa bu sorun kısa sürede çözülür. Bazı şeylerin pratikleşmesi ise ayları alabilir. Önemli olan çözüm niyetini ve projesini ortaya koymaktır.
Kürt Halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi tek taraflı olmayacak bir çözüm niyetini ve projesini görmek istiyor. Bu, Kürtlerin hakkıdır. Bu yapılmazsa tabii ki Hükümetin oyalama politikasına izin verilmeyecektir. Mazlum ve soykırıma uğratılmak istenen bir halkın haklarının tereddütsüz tanıması gereken güç, tabii ki bu hakları gasp eden ve soykırım politikası izleyen Türk devletidir.
Türk devletinin çözüm niyeti ve projesi varsa bunu göz boyama paketlerine başvurmadan açıkça ortaya koyar. Bunu da sadece Kürtler değil, taraflı tarafsız herkes görür. Eğer böyle bir niyet ve proje ortaya konulmazsa Kürtler aldatılacak ve aldanacak değildir. Çözümsüzlük politikaları ve oyalamalara tabii ki tutum koyacaktır. Bu da kültürel soykırıma uğratılmış mazlum Kürt halkının, Önderliğinin ve siyasi iradesi olan kurumların en meşru hakkıdır."
ANF/BEHDİNAN