Med Nuçe’de gazeteciler Veysi Sarısözen, Erdal Er, Rojbin Ekin ve Ramazan Ölçen’in sorularını yanıtlayan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanları Cemil Bayık ve Besê Hozat, AKP’nin topyekün savaş kararı aldığına, uzun zamandır bunun zeminini hazırladığına dikkat çekerek, HDP’ye dönük saldıların, provokasyonların da aynı amaçla geliştirildiğini belirtti. Besê Hozat, “AKP’nin bütün çabası HDP’yi Meclis dışında tutarak topyekün savaş konseptini uygulamaya koymak. Bu da Türkiye’de iç savaş demek” uyarısında bulunurken; Cemil Bayık provokasyonlara karşı Kürt Özgürlük Hareketi, HDP ve demokrasi güçlerinin seçim güvenliğini sağladığının altını çizerek, “Bu bir oyun. AKP seçimleri yaptırtmamayı bile düşünüyor. Buna izin vermeyeceğiz” diye konuştu. Eşbaşkanlar, Kürt Özgürlük Hareketi’nin Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kafasındaki başkanlık sistemi ve diyanetle ilgili görüşlerini de açıkladı. 

KCK Eşbaşkanlarıyla yapılan söyleşinin birinci bölümünü özetleyerek yayınlıyoruz. 


Seçim çalışmaları aylar öncesinden başladı. Seçim gününe az bir süre kala tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cemil Bayık: Şimdiye kadar yürütülen seçim politikalarında HDP’nin dışında yeni bir program sunan pek çıkmadı. Denilebilir ki hemen hemen diğer partilerin tümü sistemi nasıl koruyacaklarını ortaya koyuyorlar. AKP başkanlık sistemi üzerinden seçim kampanyalarını yürütüyor. CHP sadece HDP oylarını nasıl engelleyecek, kendi konumunu nasıl koruyacak bunun propagandasını yürütüyor. MHP’de zaten bir değişim söz konusu değil. Türkiye’de cumhuriyet ve siyasetteki tıkanıklığı aşacak programı HDP sunuyor. 

AKP iktidara geldiğinden beri çeşitli sorunlarla mücadele edeceğini söyledi. Toplum buna güvendi ve destek verdi. Ama giderek bunun bir aldatma olduğunu gördü. En çok da Kobanê’de bunu gördü. AKP sürekli iç ve dış tehditlerden bahsediyor. Oysa tam tersine kendisi bir tehdit ve Türkiye’yi çıkmaza götürüyor. En son seçim sürecine girerken bile Türkiye parlamentosuna “İç Güvenlik Yasası” adında bir yasa getirdi ki tümüyle demokrasiyi ortadan kaldıran bir yasa paketidir. Bunu aklı başında, vicdan sahibi olan herkes bunu sorgulamaya başladı. 


Seçimlerde HDP’nin veya tam tersi AKP’nin başarılı olması halinde Türkiye’yi nasıl bir gelecek bekliyor?

Besê Hozat: Bölge şu anda büyük bir yangın çemberi ve savaş içerisindedir. Türkiye bu savaşın başını çekiyor. Suriye’de yaşanan savaşın bu kadar derinleşmesi, IŞİD’in bu savaşta halkların başına bela olacak biçimde bu kadar güçlenerek çıkmasında AKP ve Türkiye’nin verdiği destek belirgin bir biçimde rol oynadı ve halen de bu destek devam ediyor.  AKP öngördüğü biçimde bu seçimlerden başarılı çıkarsa bu, Türkiye’nin de parçalanması ve büyük bir iç savaşla bölünmesi, şu anda Suriye’nin yaşadığı durumu Türkiye’nin de yaşaması demektir. AKP bu seçimde kazanırsa topyekün bir savaş gündeme gelecektir. AKP bunun kararını aldı. Bu temelde uzun zamandır bunun zemini ve koşullarını hazırlıyor. Ciddi bir savaş hazırlığı içerisindedir. İç güvenlik paketi büyük bir savaş hazırlığıydı. Şu anda sundukları seçim programı da, yürüttükleri siyasette bunu ifade ediyor. AKP’nin bütün çabası HDP’yi baraj altında bırakmak, Meclis dışında tutarak topyekün savaş konseptini uygulamaya koymak istiyor. Bu da Türkiye’de iç savaş demektir. Bu iç savaş da Türkiye’yi bölecek ve parçalayacaktır. AKP çok yanlış bir hesap içerisindedir. Geliştireceği  bir savaşla, bir kaosla -ki AKP’nin mevcut durumda AKP’nin varlığı bir kaos demektir- bu kaosu daha da derinleştirecek kendisini kurtaracağını, rejimi değiştireceğini ve başkanlık sistemini getireceğini hesaplıyor. Zaten AKP rejimi değiştirmek üzerinden uluslararası güçlerin bir projesiydi. Bunu gerçekleştireceğini hesaplıyor. 


Erdoğan diyor ki PKK silahla seçim kampanyası yürütüyor ve halkı tehdit ediyor. Ne yapıyorsunuz da AKP size bunları söylüyor?

Cemil Bayık: AKP bu seçimleri gerginlik ve savaş üzerinden, ölümler üzerinden yürütmek istiyor. Artık kamuoyu gerginliği, provakasyonları, savaşı geliştirenin AKP’nin kendisi olduğunu görüyor. Hem söylemlerinde hem de pratiğinde bunu geliştiriyor. Bütün devlet güçlerini; asker, polis, istihbarat güçleri tümünü harekete geçirmiş durumda. Bunlar birçok yerde toplantılar yapıyor. Açık açık HDP’lileri ve demokrasi güçlerini tehdit ediyorlar. “Siz HDP’ye oy vermeyeceksiniz. Eğer verirseniz biz üzerinizde her türlü desteği keseriz. Hatta size yaşamı zehir ederiz. Hatta fiziki olarak bile sizi yok edebiliriz” şeklinde tehditler yöneltiyorlar. Bazı yerlerde HDP binalarına saldırılar yapılıyor. Bunlar daha çok MHP adı altında yapılıyor. Ancak esasta bu saldırıları organize eden AKP’nin, Erdoğan’ın kendisidir. Ortamı provoke ediyor; şiddete, çatışmaya ve gerginliklere, provokasyonlara, hatta yer yer ölümlere boğuyor. AKP’nin bu saldırılarla amacı HDP’nin kitlelere ulaşmasını önlemek, propaganda ve örgütlenme yapmasını, programını ve Türkiye için ne düşündüğünü topluma ulaştırmasını önlemektir. 


Bunu ağırlıklı olarak Türkiye’nin batısı için mi yaptığını düşünüyorsunuz?

Cemil Bayık: Evet… Kürdistan’da yapmaya çalıştı. Fakat ters sonuç yarattı. Ağrı’da bir çatışma yaratmak istedi. Fakat bu sonuç vermedi, hatta tersi sonuçlar yarattı. AKP bunu gördü. Bunun yerine şimdi Türkiye tarafına ağırlık vermiş durumda. Her gün HDP bürolarına saldırılar ve linçler oluyor. Bu tarzda HDP kriminalize edilmek isteniyor. Bununla demokrasi güçleri şiddete çekilmek ve ölümler yaratılmak isteniyor. Bununla HDP ve demokrasi güçleri topluma ters yansıtılarak seçim kazanılmak isteniyor. Türkiye toplumunda HDP olumlu yankı buluyor. Geçmişte çeşitli partilere; AKP, MHP, CHP’ye oy veren kesim bunlardan kopuyor, HDP’ye oy veriyor ve vereceğini söylüyor. 


Seçim güvenliği açısından bir çağrınız var mı? 

Seçim ortamının güvenliğini sağlayan hareketimiz, HDP ve Türkiye’deki demokrasi güçleridir. Kamuoyunun bunu çok iyi bilmesi gerekiyor. AKP ortamı provoke ediyor, herkesi savaşa ve çatışmaya çekmek istiyor. Ama Kürt Özgürlük Hareketi, Türkiye’deki demokrasi güçleri bu ortamı engellemeye çalışıyor. Ortamdaki barışçıl durumu korumaya çalışıyor. Seçimlerin güvenlikli ortamda geliştirilmesi için oldukça büyük sabır ve çaba gösteriyor. Bu sabrı Kürt Özgürlük Hareketi ve demokrasi güçleri göstermemiş olsaydı AKP çoktan ortamı savaş alanına dönüştürecekti. Gerçekten ölümler yaşanacaktı. Çünkü her yerden sürekli tahrikler, provokasyonlar var. Ortam provoke edilmeye çalışılıyor. Türkiye toplumunun bunu görmesi gerekiyor. 

Biz seçimlerin güvenli bir ortamda gerçekleşmesi için çalışıyoruz. Biz kesinlikle AKP’nin saldırılarına cevap vermiyoruz ve vermeyeceğiz. Bu bir oyun. AKP savaş, çatışma ve ölümler dışında seçimleri kazanamayacağını, hatta seçimleri yaptırtmamayı bile düşünebiliyor. Türkiye’deki halkların ve demokrasi güçlerinin bunu çok iyi bilmesi gerekiyor. Onun için de AKP’nin bu oyunlarını bozması, provokasyonları boşa çıkarması ve tahriklere gelmemesi, seçim ortamının güvenliğini koruması gerekiyor.  

Benim çağrım sadece Kürt halkına değil, bir bütün Türkiye’deki demokrasi güçlerinedir. Bu güçlerin tümünün bu seçim ortamının korunması ve seçimlerin sağlıklı bir ortamda gerçekleşmesi için bütün şiddete ve provakasyonlara karşı durması gerekiyor. Özgürlük Hareketi başta olmak üzere bütün demokrasi güçlerinin oldukça sağ duyulu ve sabırlı davranması gerekiyor.


Diyelim ki HDP baraj altında kaldı, AKP tek başına başkanlık sistemini gerçekleştirdi. Ama muhalefet ve asker darbe gerçekleştirdi. Hareketiniz o darbe karşısında ne yapar?

Cemil Bayık: Biz kim darbe yaparsa yapsın, hangi görünüm altında hangi biçimde darbe yaparsa yapsın darbelere karşıyız. Darbelere karşı herkesin hatta AKP’nin de güvencesiyiz. Önder Apo halklara, demokrasi ve özgürlüğe saygının bir gereği olarak darbeleri hep deşifre etti ve önledi. Eğer bu gün Erdoğan cumhurbaşkanı olmuşsa, eğer AKP halen iktidarda kalabildiyse bunu Önder Apo’nun çabalarına borçludur. Bunu kamuoyunun da böyle bilmesinde yarar vardır. 


Askeri ve siyasi operasyonlar var. Bunlar da seçimlere yönelik provakasyonların bir parçası mı?

Besê Hozat: Tabi sadece seçimlerle bağlantılı değil, seçimleri de kapsıyor. Fakat AKP’nin bir savaş kararı var. Şu anda çok ciddi askeri operasyonlar var. Ağrı operasyonu Ağrı’yla sınırlı kalmadı. O bir provokasyondu ve seçimlere dönük özel bir plandı. Fakat onun dışında da özellikle o alanda çok ciddi bir yığınak var. Büyük ihtimalle -bu yakın süreçte de olabilir, seçim öncesi- bir şey planlıyorlar. O alana dönük kapsamlı bir operasyon gelişebilir. Parça parça yapılan operasyonlar da var.   Her gün obüs ve havan toplarıyla gerilla noktalarını vuruyor. Kobralar dolaşıyor, savaş uçakları Medya Savunma Alanları’nda dolaşıyor. Sürekli keşif uçakları dolaşıyor ve nokta tespitleri yapıyor. Gerilla çatışmaya girmemek için çok dikkat ediyor, çok özen gösteriyor ve sorumlu yaklaşıyor. Fakat çok tahrik eden gerillayı savaşa çeken bir uygulama ve tarz var. 

AKP seçimden sonra savaş kararını almış. Yine siyasi soykırım operasyonları da bunun bir parçasıdır. 


O zaman hareketiniz AKP’ye “Bu seçim sürecinde silahla arana mesafe koy” mu diyor?

Besê Hozat: AKP’ye hilelerden, komplolardan vazgeç diyoruz. Tasfiye siyasetinden vazgeç diyoruz. Bu iş savaşla çözülmez, demokratik siyasetle çözülür diyoruz. 100 yıldır bu politikalardan bir sonuç çıkmadı, bütün hükümetleri de bu sonuç devirdi, yerle bir etti, diyoruz. Ama AKP’nin bu provokasyonlardan vazgeçeceği yoktur. Zaten yaklaşımı bunu çok net bir biçimde ortaya koymuştur. 


Başkanlık sistemi değil faşizm!


Tayyip Erdoğan’ın başkanlık sistemiyle ilgili tavrınız konusunda birçok spekülasyon yapıldı. Tutumunuz ne?

Besê Hozat: Erdoğan kafasındaki başkanlık sistemi padişahlık sistemi olduğu için hatta onun da ötesinde faşizan bir sistemi öngördüğü için bizim buna destek vermemiz mümkün değil. Batı’da, Avrupa’da, bazı ülkelerde uygulanan bir başkanlık sistemi var. İşte Amerika’da var. Fakat Amerika’daki başkanlık sisteminde eyaletlerin bir özerkliği var, kendi parlementosu var. Türkiye’de öngördükleri başkanlık sistemi Amerika kadar bile değil. 


Türk tipi başkanlık modeli diyorlar.

Besê Hozat: Türk tipi başkanlık modeli de tamamen milliyetçiliğe, faşizme ve diktatörlüğe dayalı Erdoğan’ın diktatörlüğünü ve Türkiye’deki faşizmi kurumsallaştırmayı öngören bir sistem ve model. Yani Erdoğan’ın kafasındaki model böyle bir model. Hani padişahlık, sultanlık deniliyor ama, onun çok çok ötesinde faşizmi temsil eden bir model. Böyle bir başkanlık sistemini kim ister. 


KCK diyanetle ilgili ne düşünüyor?


Erdoğan’ın seçim kampanyaları tartışılıyor. Özellikle elinde Kur-an mitinglere çıkmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Cemil Bayık: Aslında Erdoğan bir nevi geleceğini belirlemeye çalışıyor. Seçimin gidişatının kendisi için pek de hayırlı olmayacağını görüyor. AKP giderek kan kaybediyor. Erdoğan hedeflerinin tehlikeye gireceğini görüyor ve bunu önlemeye çalışıyor. Çünkü Davutoğlu’nun kampanyaları güçlü gelişmiyor. Buna müdahale ediyor. Aslında seçimi Erdoğan’ın kendisi yürütüyor. Başkanlık sistemini gerçekleştirmek istiyor. Bunu yaparken de toplumun dini duygularını suiistimal ediyor ve din tüccarlığı yapıyor. İşte Kuran-ı Kerim’i alıyor, kürsüye çıkıyor. Bununla aslında İslam dinine ve Müslümanlara da hakaret ediyor. Dine saygılı olan biri kalkıp da Kuran’ı Kerim’i seçimlerde propaganda aracı olarak kullanamaz. Bu Erdoğan’ın ne kadar zorda ve çıkmazda olduğunu, hedeflerini gerçekleştirmeden ne kadar uzakta olduğunu gösteriyor. 


Kürt Özgürlük Hareketi diyanetle ilgili ne düşünüyor?

Cemil Bayık: Türkiye’de devletin iktidarın dine musallat olması söz konusudur. Erdoğan ve AKP dinin özgürlüğünü ortadan kaldırmaya çalışıyor. Çok dindar görünüyor; ama dine saygılı olanlar dinin özgürlüğüne müdahale edemezler. Erdoğan ve AKP sürekli dini devlete çekiyor ve özgürlüğünü ortadan kaldırıyor. AKP’nin seçim propagandalarına bakalım. Hep Êzdilik’ten, Alevilikten, Zerdüştlükten bahsediyor. Tüm bunlara da hakaretlerde bulunuyor. Diğer inançların hepsini inanç dışı gösteriyor. İnsanların inançlarıyla oynayan biri inanç sahibi ve Müslüman olabilir mi, Müslümanlığa saygı gösterebilir mi? Ortadoğu gerçeği bir dinler gerçeğidir. Bu gerçeği görmeyen ve buna doğru yaklaşmayan biri kesinlikle ne Müslüman olabilir, ne inançlı olabilir, ne de Ortadoğu’da herhangi bir sorunu çözebilir.  Bugün İslamiyet’in gerçeğini Önder Apo ve PKK temsil ediyor. Müslümanlık adına yapılan bütün sahtelikleri ortaya çıkarmaya çalışıyor. Giderek Türkiye toplumu bunu görüyor ve artık Erdoğan’ın aldatmalarına da fazla prim vermiyor, vermeyeceğini de 8 Haziran’da göreceğiz.


YARIN

* Çözüm süreci, PKK Kongreyi toplayacak mı,  Öcalan’a tecrit...


 HABER MERKEZİ