Öz yönetim direnişlerinin yeni bir aşamaya vardığı Aralık ayının üzerinden bir yıl geçti. Kürdistan tarihinin en büyük yiğitliklerinin yaşandığı öz yönetim direnişleri unutulmayacak, bu kahramanların yarattığı ölçüler Kürdistan halkının özgürlüğünün güvencesi olarak özgürlük mücadelesinde yaşayacaktır. Çiyagerlerin, Axinlerin, Nucanların, Xebatkarların, İslamların, Sevê Demir, Pakize Nayır, Asya Yüksel ve Mehmet Tunçların şahsında tüm öz yönetim şehitlerini minnet ve saygıyla anıyorum. Onlar Mehmet Hayri Durmuş, Mazlum Doğan, Kemal Pir, Akif Yılmaz, Ali Çiçek ve Ferhat Kurtaylar gibi unutulmayacaklardır. 14 Temmuz Direnişçileri gibi özgürlüğümüzü yaratan değerler olarak özgür ve demokratik yaşam mücadelesine yol göstereceklerdir. 

Öz yönetim direnişleri Türk devletinin irade kırma saldırısına karşı Kürtlerin diz çökmeyeceğini, Kürt’ün iradesinin kırılmayacağını, Kürt’ün koşullar ne kadar zor olursa olsun direneceğini ortaya koymuştur. Bu iradenin ortaya konulması özgürlükte ısrarın ifadesidir. Kürt’ü özgürleştirecek kesinlikle bu iradedir. Kürt’ün ihtiyacı olan bu iradenin ortaya konulmasıdır. Bu da en kahramanca ortaya konulmuştur. Türk devletinin irade kırma savaşı karşısında bu irade ortaya konulmasaydı Kürt geleceğini ve özgürlüğünü kaybederdi. AKP iktidarının “asayişi sağlayacağım, kamu düzenini her yerde kuracağım” biçimindeki soykırımcı sömürgeciliği sokakta, köyde, mahallede, şehirde hâkim kılma saldırısına karşı direnilmeseydi, zor koşullarda direnip başarmanın tarzı olan Kürdistan devriminin tarzından kopulur, soykırımcı sömürgecilik karşısında yenilginin tarzının önünü sonuna kadar açılırdı. Bu açıdan öz yönetim direnişlerini Kürt’ü soykırıma uğratmak isteyen sömürgeciliğe karşı tarihsel olarak gösterilmiş bir duruş olarak ele almak gerekir. 

Türk devleti onlarca yıldır süren mücadelenin ortaya çıkardığı özgürlük bilincini, iradesini ve örgütlenmesini yıkmak için 2015’te topyekûn savaşı başlatmıştır. Bu savaş 2014 yazındaki çöktürme planının 2014 30 Ekim’inde MGK’da onaylanmasıyla başlamıştır. Bu nedenle Dolmabahçe Mutabakatı reddedilmiş, Kürt Halk Önderi üzerinde tecrit uygulanmış, 7 Haziran seçimleri yok sayılmış, 24 Temmuz’da topyekûn savaş saldırısı gerçekleştirilmiştir. Bu savaş önceden hazırlanmış, planlanmış savaştır. İşte Kürt halkı böyle bir savaş karşısında öz yönetim iradesinde ısrarı ortaya koyan tarihi bir direniş göstermiştir. Belki öz yönetim direnişi hedeflerine ulaşamamış, ancak kaybeden bu direniş iradesini kırmak için Kürt şehirlerini yakıp yıkan Türk devleti olmuştur. Kuşkusuz Kürt halkına zararlar verilmiştir. Ancak bu yıkımlar aynı zamanda soykırımcı sömürgeciliğin yıkımları olmuştur. Bu yıkımlar çaresizliğin ve çözümsüzlüğün yıkımlarıdır. Eğer soykırımcı sömürgecilik bu düzeyde ağır silahlarla şehirleri yakıp yıkıyorsa bu sömürgeciliğin kaybetmesini ifade eder. Eğer bu saldırı karşısında diz çökmeyen bir direnişçilik gösterilmişse bu sömürgeciliğin kaybetmesini ifade eder. Kürt halkı böyle bir direnişçilik, direniş ruhu ve irade yaratmışsa artık onu hiçbir güç yenemez. Kürdistan’ın paytaxtı Amed’in özü ve her şeyi olan Sur’da Çîyager, Axin, Nucan ve Mazlumlar direnişimiz de şehadetimiz de muhteşem olacak diyerek son nefeslerine kadar özgürlük tutkusu ve ateşini en yüksek düzeyde tutmuşlarsa, bu direnişçiliği, bu halkı artık kim yenilgiye uğratabilir? Bu halkı kim özgür ve demokratik yaşamdan alıkoyabilir? Bir halkın özgür ve demokratik yaşamı için en başta da böyle bir iradenin var olması gerekir. 

Sur’da 60-70 direnişçi Türk ordusunun en seçkin birliklerine korku salmıştır. Öyle ki tarihi Sur evleri ve sokakları yıkılarak Sur’a hâkim olmaya çalışılmıştır. Binlerce yıllık bir şehrin evlerini, sokaklarını yıkarak oraya bayrak dikmek nasıl bir başarı olmaktadır? Her yanıyla tarih kokan Sur’un evleri, duvarları ve sokakları kesinlikle bunların hesabını soracaktır. Tarih bunların hesabını soracaktır. 

Sur’daki savaşta Türk ordusu, polisi kaybetmiş; YPS savaşçıları kazanmıştır. Savaşların sonunu belirleyen tanklar ve toplar değildir, insan unsuru savaşların sonucunu belirler. Kürt Halk Önderi “en büyük teknik insandır” diyerek bu gerçeği vurgulamıştır. İnsanların savaşında son ana kadar direniş iradesi ortaya koyan Çiyager kazanmış; korkuyla binlerce asker, polis, tank ve topun arkasında yürüyen generaller ise kaybetmiştir. Eğer Kürt’ün bugünkü tarihi ve özgürlük savaşına günlük bakmayacaksak, bazı güncel sıkıntılar üzerinden bu tarihi direnişi değerlendirmeyeceksek, Sur direnişi, Cizre direnişi, Şırnak, Nusaybin, Gever, Silopi, Hezex, Kerboran, Dêrik direnişleri de özgürlük tarihine altın harflerle yazılmıştır. Kürt halkı özgür ve demokratik yaşamı kazandığında biz 14 Temmuz’un yarattığı Kürdistan devriminin tarzı ve yükselttiği direniş ölçüleriyle kazandık diyecektir; 14 Temmuz’da yaratılan Kürdistan devriminin tarzını ve ölçülerini daha da yükselten öz yönetim direnişleri kahramanlarının ruhuyla kazandığını söyleyeceklerdir. 

Öz yönetim direnişlerini doğru ele almak ve değerlendirmek çok önemlidir. Kuşkusuz bu direnişler yerel demokrasiye dayalı demokratik Türkiye, özgür Kürdistan’ı yaratacak direnişlerdi. Eğer öz yönetim direnişleri bu alanlar dışındaki şehirlerin, kasabaların, köylerin ve metropollerin serhıldanları ile bütünleşseydi, öz yönetim direnişleri etrafında bir serhıldan seferberliği yaratılsaydı kesinlikle öz yönetim direnişleri yerel demokrasiye dayalı özgür Kürdistan’ı yaratırlardı. Bunun her bakımdan koşulları vardı. Kuşkusuz bunların niye olmadığı değerlendirilip, sorgulanıp özeleştirisi ortaya konulacaktır, konulmaktadır. Öz yönetim alanlarındaki direniş yiğitçeydi; neden direnildi değil; etrafında neden bir direniş hamlesi geliştirilmedi, bunların ortaya konulması gerekir. 

Öz yönetim direnişleri Kürt’ün büyük özgürlük iradesi ve tarihi bir direniş olarak bundan sonraki direnişlerin gelişmesinde büyük rolünü oynayacaktır. Bu tarihi direniş kararının ne kadar doğru olduğu, özgürlük tarihindeki bir dönüm noktasında özgürlük iradesinin ortaya konulduğu, böylece özgür geleceğin güvenceye alındığı her gün daha iyi anlaşılacaktır. Bugün Kürt gençlerinin ve gerillanın fedailiğinin daha yüksek düzeye çıkması gerçeği varsa bunu sağlatan öz yönetim direnişleridir. 14 Temmuz ruhunu daha da güçlendirip kapsamlılaştırmışlardır. Nasıl ki şimdiye kadar 14 Temmuz ruhuyla Kürtler büyük kazanımlar elde ettilerse, öz yönetim direnişlerinin yarattığı ölçüler ve bu direnişçilerin özgürlük tutkuları da özlemleri olan özgür ve demokratik Kürdistan’ı mutlaka yaratacaktır. 

AKP’liler sürekli “zulümle abat olunmaz” diyor. Bu en fazla soykırımcı sömürgeci Türk devleti için geçerlidir. Bu iktidar Kürtler karşısında kaybetmiştir. Hiçbir zor ve baskı sistemi bu kaybetmenin önüne geçemez. Özgürlük Hareketi her saldırı sonrası daha da güçlenmiştir. 12 Eylül sonrası da, 1990’lar sonrası da, uluslararası komplo sonrası da, AKP iktidarının yürüttüğü özel savaş sonrası da güçlenen Kürtler olmuştur. Kürtler her güçlendiğinde soykırımcı sömürgeci Türk devleti saldırarak Kürt’ün gücünü kırmak istemiştir. Ancak bunlar sonuç vermemiş, sonuçta gelişen mücadele daha büyük gelişmeler ortaya çıkarmıştır. İki yıldır sürdürülen çok yönlü soykırım savaş ve binlerce insanın tutuklanması da başka bir sonuç vermeyecektir. 

Öz yönetim direnişleri Kürdistan tarihinin en büyük direnişleri olduğu halde hak ettiği kadar değerlendirilmemektedir. Özel savaşın ve psikolojik savaşın etkisiyle bu büyük direniş sadece yıkımlarla ifade edilmektedir. Kuşkusuz Türk devleti tankla, topla şehirleri yıkmıştır. Bu soykırımcı sömürgeciliğin direnişçiler karşısındaki çaresizliğinin ortaya çıkardığı bir sonuçtur. Ancak halkın ortaya koyduğu direniş, YPS’nin ortaya koyduğu tarihi direniş ve soykırımcı sömürgeciliğe vurduğu darbeler yeterince işlenmiyor. Bu direnişlerin ideolojik, siyasi, toplumsal ve kültürel düzeyde ortaya çıkardığı sonuçlar gerektiği kadar değerlendirilip toplumsal bilinç haline getirilemiyor. Bu büyük direnişin halk karakteri ve kimliğinde ne gibi sonuçlar yarattığı, bu direnişlerin bundan sonraki direnişlerde nasıl bir rol oynayacağı, en ağır saldırılar karşısında boyun eğmeyen direnişlerin karakterlerin zorun zoru olan Kürdistan’da zorlukların aşılması ve özgür yaşamın kazanılmasında ne gibi rol oynayacakları konuların kapsamlıca değerlendirilmesi gerekmektedir.